📚 YKS-Dil Sınavında V Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları
İngilizce öğrenirken ya da herhangi bir İngilizce sınavına hazırlanırken kelime ezberlemek en önemli konulardan birisidir ve sadece kelimenin anlamını ezberlemeye çalışmak, hem kelimeyi tam anlamıyla öğrenmek hem de kalıcı bir şekilde öğrenmek açısından verimli bir ezberleme yöntemi değildir. Kelimeleri daha kalıcı hale getirmek ve daha iyi anlamak için cümle içerisinde kullanımlarını görmek çok önemlidir. Bu nedenle senin için YKS-Dil / İngilizce YDT sınavında en çok çıkan kelimeleri harf harf listeledik ve cümle içerisinde kullandık!
| Kelime | Anlamı | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| valid | geçerli | Is your passport still valid? | Pasaportunuz hâlâ geçerli mi? |
| valuable | değerli | Time is valuable. | Zaman değerlidir. |
| value | değer | What’s the value of this painting? | Bu tablonun değeri nedir? |
| vanish | ortadan kaybolmak | The thief vanished into the crowd. | Hırsız kalabalığın içinde kayboldu. |
| variable | değişken | Weather is a variable factor. | Hava, değişken bir faktördür. |
| variation | değişim | There’s a slight variation in price. | Fiyatlarda hafif bir değişiklik var. |
| variety | çeşitlilik | The shop offers a variety of products. | Mağaza çeşitli ürünler sunuyor. |
| various | çeşitli | We discussed various topics. | Çeşitli konuları tartıştık. |
| vast | geniş | The desert is vast. | Çöl çok geniştir. |
| venture | girişim | Starting a business is a risky venture. | İş kurmak riskli bir girişimdir. |
| verbal | sözlü | It was a verbal agreement. | Sözlü bir anlaşmaydı. |
| verify | doğrulamak | Please verify your identity. | Lütfen kimliğinizi doğrulayın. |
| versatile | çok yönlü | She’s a versatile artist. | O çok yönlü bir sanatçıdır. |
| version | sürüm | This is the latest version. | Bu en son sürüm. |
| vessel | gemi, damar | The vessel left the port. | Gemi limandan ayrıldı. |
| victim | kurban | The victims need support. | Kurbanların desteğe ihtiyacı var. |
| victory | zafer | The team celebrated their victory. | Takım zaferini kutladı. |
| view | manzara, görüş | The view is amazing. | Manzara harika. |
| violate | ihlal etmek | They violated the agreement. | Anlaşmayı ihlal ettiler. |
| violence | şiddet | Domestic violence is a serious problem. | Aile içi şiddet ciddi bir sorundur. |
| visible | görünür | Stars are visible tonight. | Yıldızlar bu gece görünür durumda. |
| vision | vizyon, görüş | He has a clear vision for the future. | Gelecek için net bir vizyonu var. |
| visit | ziyaret etmek | We visited the museum. | Müzeyi ziyaret ettik. |
| visual | görsel | The presentation was very visual. | Sunum çok görseldi. |
| vital | hayati | Water is vital for life. | Su, yaşam için hayati önemdedir. |
| vivid | canlı | She gave a vivid description. | Canlı bir tasvir yaptı. |
| vocation | meslek | Teaching is my true vocation. | Öğretmenlik benim gerçek mesleğim. |
| voice | ses | His voice was calm. | Sesi sakindi. |
| voluntary | gönüllü | Participation is voluntary. | Katılım gönüllüdür. |
| volunteer | gönüllü olmak | She volunteered to help. | Yardım için gönüllü oldu. |
| vote | oy vermek | They voted for the new law. | Yeni yasa için oy verdiler. |
| vow | yemin etmek | He vowed to protect his family. | Ailesini koruyacağına yemin etti. |
| vulnerability | savunmasızlık | Children have high vulnerability. | Çocuklar çok savunmasızdır. |
| vulnerable | savunmasız | The elderly are vulnerable to illness. | Yaşlılar hastalıklara karşı savunmasızdır. |
| vacuum | vakum, boşluk | Space is a vacuum. | Uzay bir vakumdur. |
| vague | belirsiz | His answer was vague. | Cevabı belirsizdi. |
| validity | geçerlilik | Check the validity of the ticket. | Biletin geçerliliğini kontrol edin. |
| valuation | değerleme | The house valuation is high. | Evin değeri yüksek. |
| vanish into thin air | buhar olup uçmak | He vanished into thin air. | Aniden ortadan kayboldu. |
| value system | değer sistemi | Different cultures have different value systems. | Farklı kültürlerin farklı değer sistemleri vardır. |
| valuable lesson | değerli ders | It was a valuable lesson. | Bu değerli bir dersti. |
| venture capital | girişim sermayesi | The project needs venture capital. | Proje girişim sermayesine ihtiyaç duyuyor. |
| verbal warning | sözlü uyarı | He received a verbal warning. | Sözlü uyarı aldı. |
| verify information | bilgiyi doğrulamak | Always verify the information you read online. | İnternette okuduğun bilgiyi daima doğrula. |
| viable | uygulanabilir | This is a viable solution. | Bu uygulanabilir bir çözüm. |
| vicious cycle | kısır döngü | Poverty creates a vicious cycle. | Yoksulluk kısır döngü yaratır. |
| view on | hakkındaki görüş | What’s your view on this topic? | Bu konu hakkındaki görüşün nedir? |
| violent crime | şiddet suçu | Violent crime has increased. | Şiddet suçları arttı. |
| virtual reality | sanal gerçeklik | Virtual reality is exciting. | Sanal gerçeklik heyecan verici. |
| visible change | gözle görülür değişim | There is visible change in the city. | Şehirde gözle görülür değişiklik var. |
| vital role | hayati rol | Education plays a vital role. | Eğitim hayati bir rol oynar. |
| vivid imagination | güçlü hayal gücü | Children have vivid imagination. | Çocukların güçlü hayal gücü vardır. |
| vocational training | mesleki eğitim | Vocational training helps young people. | Mesleki eğitim gençlere yardımcı olur. |
| voice concern | endişeyi dile getirmek | Citizens voiced their concerns. | Vatandaşlar endişelerini dile getirdi. |
| voluntary work | gönüllü çalışma | She enjoys voluntary work. | Gönüllü çalışmaktan hoşlanıyor. |
| vote against | aleyhine oy vermek | They voted against the proposal. | Teklife karşı oy verdiler. |
| vow of silence | sessizlik yemini | The monk took a vow of silence. | Rahip sessizlik yemini etti. |
| vulnerable groups | savunmasız gruplar | Children and the elderly are vulnerable groups. | Çocuklar ve yaşlılar savunmasız gruplardır. |
| vacuum cleaner | elektrik süpürgesi | I bought a new vacuum cleaner. | Yeni bir elektrik süpürgesi aldım. |
| vague statement | belirsiz ifade | His statement was too vague. | Onun ifadesi çok belirsizdi. |
| value judgement | değer yargısı | Try to avoid value judgements. | Değer yargılarından kaçın. |
| valuable contribution | değerli katkı | She made a valuable contribution. | Değerli bir katkı sundu. |
| venture into | riskli bir işe girişmek | They ventured into the tech sector. | Teknoloji sektörüne girmeyi göze aldılar. |
| verbal agreement | sözlü anlaşma | They made a verbal agreement. | Sözlü bir anlaşma yaptılar. |
| verify identity | kimliği doğrulamak | Please verify your identity. | Lütfen kimliğinizi doğrulayın. |
| viable option | uygulanabilir seçenek | This is the most viable option. | Bu en uygulanabilir seçenek. |
| vicious rumor | kötü niyetli söylenti | A vicious rumor spread fast. | Kötü niyetli bir söylenti hızla yayıldı. |
| view as | olarak görmek | They view her as a leader. | Onu bir lider olarak görüyorlar. |
| violent protest | şiddet içeren protesto | The violent protest shocked the city. | Şiddetli protesto şehri sarstı. |
| virtual meeting | sanal toplantı | We had a virtual meeting. | Sanal bir toplantı yaptık. |
Bu kelimeleri hallettiysen W harfi ile başlayan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!
Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!