📚 YKS-Dil Sınavında O Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları
İngilizce öğrenirken ya da herhangi bir İngilizce sınavına hazırlanırken kelime ezberlemek en önemli konulardan birisidir ve sadece kelimenin anlamını ezberlemeye çalışmak, hem kelimeyi tam anlamıyla öğrenmek hem de kalıcı bir şekilde öğrenmek açısından verimli bir ezberleme yöntemi değildir. Kelimeleri daha kalıcı hale getirmek ve daha iyi anlamak için cümle içerisinde kullanımlarını görmek çok önemlidir. Bu nedenle senin için YKS-Dil / İngilizce YDT sınavında en çok çıkan kelimeleri harf harf listeledik ve cümle içerisinde kullandık!
| Kelime | Anlamı | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| obey | itaat etmek | Children must obey their parents. | Çocuklar ebeveynlerine itaat etmelidir. |
| object | itiraz etmek, nesne | They objected to the decision. | Karara itiraz ettiler. |
| objective | hedef, tarafsız | Our objective is clear. | Hedefimiz net. |
| obligation | zorunluluk | Paying taxes is an obligation. | Vergi ödemek bir zorunluluktur. |
| observe | gözlemlemek | Scientists observe changes in nature. | Bilim insanları doğadaki değişimleri gözlemler. |
| obtain | elde etmek | He obtained a scholarship. | Burs kazandı. |
| obvious | bariz | The mistake was obvious. | Hata çok barizdi. |
| occupy | işgal etmek | The army occupied the city. | Ordu şehri işgal etti. |
| occur | meydana gelmek | The accident occurred last night. | Kaza dün gece meydana geldi. |
| odd | tuhaf | That’s an odd question. | Bu tuhaf bir soru. |
| offend | gücendirmek | I didn’t mean to offend you. | Seni gücendirmek istemedim. |
| offer | teklif etmek | They offered me a job. | Bana bir iş teklif ettiler. |
| office | ofis | My office is on the second floor. | Ofisim ikinci katta. |
| official | resmi | This is an official document. | Bu resmi bir belgedir. |
| offspring | evlat, yavru | The cat has four offspring. | Kedinin dört yavrusu var. |
| omit | çıkarmak | He omitted an important detail. | Önemli bir detayı çıkardı. |
| on behalf of | adına | I’m speaking on behalf of my team. | Takımım adına konuşuyorum. |
| ongoing | devam eden | The investigation is ongoing. | Soruşturma devam ediyor. |
| online | çevrimiçi | We had an online meeting. | Çevrimiçi bir toplantı yaptık. |
| only | sadece | This is only the beginning. | Bu sadece başlangıç. |
| open-minded | açık fikirli | Be more open-minded. | Daha açık fikirli ol. |
| operate | işletmek, ameliyat etmek | The company operates globally. | Şirket küresel olarak faaliyet gösteriyor. |
| opinion | fikir | What’s your opinion? | Senin fikrin nedir? |
| opponent | rakip | He defeated his opponent. | Rakibini yendi. |
| opportunity | fırsat | This is a great opportunity. | Bu harika bir fırsat. |
| oppose | karşı çıkmak | They opposed the new law. | Yeni yasaya karşı çıktılar. |
| opposite | karşıt | The opposite of “hot” is “cold.” | “Hot” kelimesinin zıttı “cold”tur. |
| optimistic | iyimser | I’m optimistic about the future. | Gelecek hakkında iyimserim. |
| option | seçenek | There are many options. | Birçok seçenek var. |
| oral | sözlü | Oral exams make me nervous. | Sözlü sınavlar beni geriyor. |
| orbit | yörünge | The Earth orbits the Sun. | Dünya, Güneş’in etrafında döner. |
| order | sipariş vermek, emir | I ordered a pizza. | Pizza sipariş ettim. |
| ordinary | sıradan | It was an ordinary day. | Sıradan bir gündü. |
| organic | organik | Organic food is healthier. | Organik gıda daha sağlıklıdır. |
| organization | organizasyon | The organization supports refugees. | Organizasyon mültecilere destek veriyor. |
| organize | düzenlemek | They organized a party. | Bir parti düzenlediler. |
| origin | köken | The origin of the word is Latin. | Kelimenin kökeni Latince. |
| original | özgün, orijinal | This is an original idea. | Bu özgün bir fikir. |
| orphan | yetim | He grew up in an orphanage. | Bir yetimhanede büyüdü. |
| outcome | sonuç | The outcome was surprising. | Sonuç şaşırtıcıydı. |
| outdoor | açık hava | We prefer outdoor activities. | Açık hava aktivitelerini tercih ederiz. |
| outline | taslak, ana hat | Here’s the outline of the plan. | İşte planın taslağı. |
| output | çıktı, ürün | Factory output increased. | Fabrika üretimi arttı. |
| outstanding | olağanüstü | Her performance was outstanding. | Performansı olağanüstüydü. |
| overall | genel | Overall, it was a good event. | Genel olarak iyi bir etkinlikti. |
| overcome | üstesinden gelmek | We overcame all difficulties. | Tüm zorlukların üstesinden geldik. |
| overcrowded | aşırı kalabalık | The bus was overcrowded. | Otobüs aşırı kalabalıktı. |
| overlook | göz ardı etmek | Don’t overlook small details. | Küçük detayları göz ardı etme. |
| overseas | denizaşırı | She studied overseas. | Yurt dışında okudu. |
| oversee | denetlemek | He oversees all operations. | Tüm operasyonları denetler. |
| overtake | sollamak | The car overtook the bus. | Araba otobüsü solladı. |
| overwhelm | bunaltmak | I was overwhelmed by work. | İş yüzünden bunaldım. |
| owe | borçlu olmak | I owe you an apology. | Sana bir özür borçluyum. |
| own | sahip olmak | They own a small business. | Küçük bir işletmeleri var. |
| owner | sahip | He’s the owner of the shop. | O, dükkanın sahibi. |
| oxygen | oksijen | We need oxygen to survive. | Hayatta kalmak için oksijene ihtiyacımız var. |
| objective test | nesnel test | The exam was an objective test. | Sınav nesnel bir testti. |
| obligatory | zorunlu | Attendance is obligatory. | Katılım zorunludur. |
| obesity | obezite | Obesity is a health problem. | Obezite bir sağlık sorunudur. |
| observe rules | kurallara uymak | Please observe the rules. | Lütfen kurallara uyun. |
| obsolete | eskimiş | This technology is obsolete. | Bu teknoloji eskimiş durumda. |
| occasional | ara sıra olan | We have occasional meetings. | Ara sıra toplantılarımız oluyor. |
| occupy a position | bir pozisyonu doldurmak | He occupies a key position. | Önemli bir pozisyonda görev yapıyor. |
| offer a solution | çözüm sunmak | They offered a solution. | Bir çözüm sundular. |
| official statement | resmi açıklama | The company made an official statement. | Şirket resmi bir açıklama yaptı. |
| on purpose | bilerek | He did it on purpose. | Bunu bilerek yaptı. |
| ongoing project | devam eden proje | It’s an ongoing project. | Bu devam eden bir proje. |
| online platform | çevrimiçi platform | This is an online platform. | Bu bir çevrimiçi platformdur. |
| open to discussion | tartışmaya açık | The issue is open to discussion. | Konu tartışmaya açıktır. |
| operating system | işletim sistemi | My computer’s operating system is updated. | Bilgisayarımın işletim sistemi güncel. |
| optical illusion | optik illüzyon | It’s just an optical illusion. | Bu sadece bir optik illüzyon. |
| optional course | seçmeli ders | This is an optional course. | Bu seçmeli bir derstir. |
Bu kelimeleri hallettiysen P harfi ile başlayan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!
Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!