📚 YDS’de A Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları

İngilizce öğrenirken veya YDS gibi zorlu İngilizce sınavlarına hazırlanırken kelime dağarcığını geliştirmek, başarının en temel anahtarlarından biridir. Ancak pek çok kişi, kelimelerin sadece Türkçe karşılıklarını ezberleyerek büyük bir hata yapar. Bu yöntem, kalıcı bir öğrenme sağlamadığı gibi, sınavlarda karşılaşılan uzun cümlelerde de zorluk yaşamana neden olur.

Gerçekten kalıcı ve doğru bir İngilizce kelime öğrenimi için, kelimeleri cümle içinde nasıl kullanıldığını görerek öğrenmek gerekir. Bu yöntem hem kelimenin anlamını daha iyi kavramanı sağlar hem de sınavlarda gelen cümleleri hızlı ve net biçimde anlamana yardımcı olur.

Bu yüzden senin için YDS’de en çok çıkan, A harfiyle başlayan İngilizce kelimeleri özenle seçtik ve her birini örnek cümlelerle destekledik.

KelimeTürkçeÖrnek CümleTürkçe
abandonterk etmekThey abandoned the project.Projeyi terk ettiler.
abbreviatekısaltmak“Professor” is abbreviated as “Prof.”“Professor” kelimesi “Prof.” olarak kısaltılır.
abilityyetenekHer ability to solve problems is impressive.Onun problem çözme yeteneği etkileyici.
abolishyürürlükten kaldırmakSlavery was abolished long ago.Kölelik uzun zaman önce kaldırıldı.
absenceyoklukHis absence was noticed.Onun yokluğu fark edildi.
absorbemmekPlants absorb water from the soil.Bitkiler topraktan su emer.
abstractsoyutThis is an abstract concept.Bu soyut bir kavramdır.
abundancebollukThere was an abundance of food.Bol miktarda yiyecek vardı.
abusekötüye kullanmakPower can easily be abused.Güç kolayca kötüye kullanılabilir.
academicakademikShe has an academic background.Onun akademik geçmişi var.
acceleratehızlandırmakThey accelerated the process.Süreci hızlandırdılar.
accesserişmekOnly authorized personnel can access the files.Sadece yetkili kişiler dosyalara erişebilir.
accommodatebarındırmakThis hotel can accommodate 200 guests.Bu otel 200 misafiri ağırlayabilir.
accompanyeşlik etmekI will accompany you to the airport.Sana havaalanında eşlik edeceğim.
accomplishbaşarmakThey accomplished their goals.Hedeflerini başardılar.
account foraçıklamakCan you account for your absence?Yokluğunu açıklayabilir misin?
accumulatebiriktirmekDust accumulates quickly.Toz hızla birikir.
accuratedoğru, kesinThe report is accurate.Rapor doğrudur.
accusesuçlamakHe was accused of theft.Hırsızlıkla suçlandı.
achievebaşarmakThey achieved great success.Büyük başarı elde ettiler.
acknowledgekabul etmekHe acknowledged his mistake.Hatasını kabul etti.
acquireedinmekShe acquired new skills.Yeni beceriler edindi.
activateetkinleştirmekYou need to activate your account.Hesabını etkinleştirmen gerekiyor.
adaptuyum sağlamakAnimals adapt to their environment.Hayvanlar çevrelerine uyum sağlar.
addictbağımlı olmakHe is addicted to video games.Video oyunlarına bağımlı.
administeryönetmekThe manager administers the team well.Yönetici takımı iyi yönetir.
admirehayran olmakI admire your courage.Cesaretine hayranım.
admitkabul etmekShe admitted her fault.Hatasını kabul etti.
adoptbenimsemekThey adopted a new policy.Yeni bir politika benimsediler.
advanceilerlemekTechnology advances rapidly.Teknoloji hızla ilerliyor.
advocatesavunmakHe advocates for human rights.İnsan haklarını savunuyor.
affectetkilemekClimate change affects us all.İklim değişikliği hepimizi etkiler.
affordgücü yetmekWe can’t afford a new car.Yeni bir araba almaya gücümüz yetmez.
aggravatekötüleştirmekHis actions aggravated the situation.Onun hareketleri durumu kötüleştirdi.
agriculturetarımAgriculture is important for the economy.Tarım ekonomi için önemlidir.
aidyardım etmekThe organization aids refugees.Organizasyon mültecilere yardım ediyor.
aimamaçlamakThey aim to reduce costs.Maliyetleri düşürmeyi amaçlıyorlar.
alertuyanıkStay alert in dangerous areas.Tehlikeli bölgelerde uyanık kal.
allocatetahsis etmekFunds were allocated for the project.Proje için fon tahsis edildi.
alterdeğiştirmekThey altered the design.Tasarımı değiştirdiler.
amenddüzeltmekThey amended the law.Kanunu düzelttiler.
amount totutarında olmakCosts amounted to $10,000.Maliyetler 10.000 dolara ulaştı.
analyzeanaliz etmekThey analyzed the data.Verileri analiz ettiler.
announceduyurmakThe results were announced.Sonuçlar açıklandı.
anticipatebeklemekWe anticipate success.Başarı bekliyoruz.
apologizeözür dilemekShe apologized for being late.Geç kaldığı için özür diledi.
appealcezbetmekThe idea appeals to me.Bu fikir hoşuma gidiyor.
applybaşvurmakShe applied for the job.İşe başvurdu.
appointatamakHe was appointed manager.Müdür olarak atandı.
appreciatetakdir etmekI appreciate your help.Yardımını takdir ediyorum.
approachyaklaşmakA storm is approaching.Bir fırtına yaklaşıyor.
appropriateuygunThis is not appropriate behavior.Bu uygun bir davranış değil.
approveonaylamakThe plan was approved.Plan onaylandı.
arguetartışmakThey argued about politics.Siyaset hakkında tartıştılar.
ariseortaya çıkmakNew problems arose.Yeni sorunlar ortaya çıktı.
arrangedüzenlemekThey arranged a meeting.Bir toplantı düzenlediler.
arresttutuklamakHe was arrested for theft.Hırsızlık nedeniyle tutuklandı.
arrive atvarmakThey arrived at the hotel.Otele vardılar.
articlemakaleI read an interesting article.İlginç bir makale okudum.
artificialyapayThis product is artificial.Bu ürün yapaydır.
ascertaintespit etmekWe must ascertain the facts.Gerçekleri tespit etmeliyiz.
assemblebir araya getirmekThey assembled the parts.Parçaları bir araya getirdiler.
assertileri sürmekHe asserted his innocence.Masumiyetini ileri sürdü.
assessdeğerlendirmekThey assessed the situation.Durumu değerlendirdiler.
assignatamakTasks were assigned.Görevler atandı.
assistyardım etmekShe assisted me in my work.İşimde bana yardım etti.
associateilişkilendirmekI associate summer with holidays.Yazı tatille ilişkilendiririm.
assumevarsaymakDon’t assume it’s easy.Kolay olduğunu varsayma.
assuretemin etmekI assure you it’s safe.Sana bunun güvenli olduğunu temin ederim.
astonishşaşırtmakHis talent astonished everyone.Yeteneği herkesi şaşırttı.
attacheklemekPlease attach the file.Lütfen dosyayı ekleyin.
attainulaşmakHe attained his goal.Hedefine ulaştı.
attemptgirişimde bulunmakThey attempted to escape.Kaçmaya çalıştılar.
attendkatılmakI attended the seminar.Seminere katıldım.
attractçekmekThe event attracted many people.Etkinlik birçok kişiyi çekti.
attributeatfetmekHe attributes his success to hard work.Başarısını çok çalışmaya bağlıyor.
advantageavantajThis method has many advantages.Bu yöntemin pek çok avantajı var.
adventuremaceraThey went on an adventure in Africa.Afrika’da bir maceraya çıktılar.
advertisereklam yapmakThey advertise their products online.Ürünlerini çevrimiçi tanıtıyorlar.
advicetavsiyeCan you give me some advice?Bana biraz tavsiye verebilir misin?
advisetavsiye etmekI advise you to study harder.Daha çok çalışmanı tavsiye ederim.
advocatesavunmak, desteklemekHe advocates for human rights.İnsan haklarını savunuyor.
affectetkilemekThe weather will affect our plans.Hava durumu planlarımızı etkileyecek.
affordmaddi gücü yetmekI can’t afford a new car right now.Şu anda yeni bir araba almaya gücüm yetmiyor.
afraidkorkmuşShe is afraid of snakes.Yılanlardan korkar.
agencyajansHe works at a travel agency.Bir seyahat acentesinde çalışıyor.
agendagündemThe first item on the agenda is budget cuts.Gündemin ilk maddesi bütçe kesintileri.
aggressivesaldırganThe dog became aggressive.Köpek saldırganlaştı.
agreementanlaşmaThey signed the agreement yesterday.Dün anlaşmayı imzaladılar.
aidyardım etmekMany countries sent aid after the disaster.Felaketten sonra pek çok ülke yardım gönderdi.
aimamaçlamakWe aim to finish by Monday.Pazartesiye kadar bitirmeyi hedefliyoruz.
aircraftuçakThat aircraft can carry 200 passengers.Bu uçak 200 yolcu taşıyabilir.
alarmalarmI set the alarm for 6 AM.Alarmı sabah 6’ya kurdum.
alcoholalkolExcessive alcohol is harmful.Aşırı alkol zararlıdır.
alivehayattaHe was found alive after three days.Üç gün sonra hayatta bulundu.
allocatetahsis etmek, ayırmakFunds were allocated for the new library.Yeni kütüphane için fon ayrıldı.
allowizin vermekThey don’t allow smoking here.Burada sigaraya izin verilmiyor.
allymüttefikTurkey is a NATO ally.Türkiye NATO müttefikidir.
alterdeğiştirmekThey had to alter their plans.Planlarını değiştirmek zorunda kaldılar.
alternativealternatifThere is no alternative solution.Başka bir alternatif çözüm yok.
although-e rağmenAlthough it was raining, we went out.Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık.
altogethertamamenHe stopped seeing her altogether.Onu tamamen görmeyi bıraktı.
ambitionhırs, tutkuHis ambition is to become a doctor.Onun tutkusu doktor olmak.
amenddeğiştirmek, düzeltmekThey amended the contract.Sözleşmeyi değiştirdiler.
amountmiktarThat’s a large amount of money.Bu büyük bir miktar para.
amuseeğlendirmekThe clown amused the children.Palyaço çocukları eğlendirdi.
analyseanaliz etmekThey will analyse the data tomorrow.Verileri yarın analiz edecekler.
ancestorata, soyOur ancestors lived in this region.Atalarımız bu bölgede yaşamış.
ancientantik, eskiThey explored ancient ruins.Antik kalıntıları keşfettiler.
angeröfkeHis words filled me with anger.Sözleri beni öfkeyle doldurdu.
angleaçıThe picture is hanging at an odd angle.Resim tuhaf bir açıyla asılı.
announceduyurmakThey will announce the winner soon.Kazananı yakında duyuracaklar.
annoysinirlendirmekThe noise annoyed me.Gürültü beni sinirlendirdi.
annualyıllıkThe annual meeting is in June.Yıllık toplantı Haziran’da.
anonymousisimsizThe letter was anonymous.Mektup isimsizdi.
anticipatebeklemek, ummakWe anticipate good results.İyi sonuçlar bekliyoruz.
anxietykaygıExams cause a lot of anxiety.Sınavlar çok kaygıya neden olur.
apologizeözür dilemekI apologize for the mistake.Hata için özür dilerim.
apparentaçık, belliIt was apparent he was lying.Yalan söylediği belliydi.
appealcezbetmek; temyizThe movie appeals to young people.Film gençleri cezbediyor.
appeargörünmekShe appears tired.Yorgun görünüyor.
appetiteiştahExercise increases your appetite.Egzersiz iştahını artırır.
applaudalkışlamakThe audience applauded loudly.Seyirciler yüksek sesle alkışladı.
appointatamakHe was appointed manager last year.Geçen yıl müdür olarak atandı.
appreciatetakdir etmekI really appreciate your help.Yardımını gerçekten takdir ediyorum.
approachyaklaşmakA storm is approaching.Bir fırtına yaklaşıyor.

Bu kelimeleri hallettiysen, YDS’de B harfi ile başlayan, en çok çıkan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!

Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!

Multiders sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin