8. Sınıf İngilizce 3. Ünite: In The Kitchen (Mutfakta) 🍳 Konu Anlatımı ve Kelimeleri
📚 What Will We Learn in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğreneceğiz?)
- Mutfak, yiyecek ve içecekler hakkında bolca kelime
- Sayılabilen ve sayılamayan kelimelerin kurallarını
- Yemek tarifleri yapmayı
- Tercihlerimizi ifade etmeyi
- Tarifler, yemekler ve genel olarak mutfak hakkında İngilizce sorular sormayı, cümleler kurmayı öğreneceğiz.
🍴 Kitchen Utensils (Mutfak Aletleri)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| 🔥 oven | fırın | Put the cake in the oven. | Keki fırına koy. |
| 🔥 stove | ocak | The milk is heating on the stove. | Süt ocakta ısınıyor. |
| 🥄 ladle | kepçe | She is serving soup with a ladle. | O, çorbayı kepçeyle servis ediyor. |
| 🥣 bowl | kase | I put the salad in a bowl. | Salatayı bir kaseye koydum. |
| 🍽️ cutting board | kesme tahtası | Cut the carrots on the cutting board. | Havuçları kesme tahtasında doğra. |
| 🧼 dishwasher | bulaşık makinesi | Put the dirty plates into the dishwasher. | Kirli tabakları bulaşık makinesine koy. |
| 💧 sink | lavabo | Wash the dishes in the sink. | Bulaşıkları lavaboda yıka. |
| 🍴 fork | çatal | She eats pasta with a fork. | Makarnayı çatalla yiyor. |
| 🧀 grater | rende | Use the grater for the cheese. | Peyniri rendelemek için rende kullan. |
| 🔪 knife | bıçak | Be careful with the knife. | Bıçakla dikkatli ol. |
| 🧊 freezer | dondurucu | The ice cream is in the freezer. | Dondurma dondurucuda. |
| 🧊 fridge | buzdolabı | Put the milk in the fridge. | Sütü buzdolabına koy. |
| 🍶 measuring cup | ölçü kabı | Use a measuring cup for the milk. | Süt için ölçü kabı kullan. |
| 🍽️ pan | tava | The eggs are cooking in the pan. | Yumurtalar tavada pişiyor. |
| 🍽️ plate | tabak | Put your sandwich on the plate. | Sandviçini tabağa koy. |
| 🍊 peeler | sebze soyacağı | Use the peeler to peel the carrots. | Havuçları soymak için sebze soyacağı kullan. |
| 🍯 jar | kavanoz | The honey is in the jar. | Bal kavanozda. |
| 🪵 rolling pin | oklava | She rolls the dough with a rolling pin. | Hamuru oklava ile açıyor. |
| 🥘 saucepan | tencere | The soup is boiling in the saucepan. | Çorba tencerede kaynıyor. |
| 🥄 spatula | spatula | He flips the pancakes with a spatula. | Pankekleri spatula ile çeviriyor. |
| 🥄 spoon | kaşık | Stir the soup with a spoon. | Çorbayı kaşıkla karıştır. |
| 🥄 tongs | maşa | Use tongs to grab the hot food. | Sıcak yiyeceği almak için maşa kullan. |
| 🧁 tray | tepsi | Put the cookies on the tray. | Kurabiyeleri tepsiye koy. |
| ☕ mug | kupa | I drink coffee in a mug. | Kahveyi kupada içerim. |
| 🍴 whisk | çırpıcı | You need a whisk to mix the eggs. | Yumurtaları karıştırmak için çırpıcıya ihtiyacın var. |
🧂 Ingredients (Malzemeler)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| 🧂 salt | tuz | Add some salt to the soup. | Çorbaya biraz tuz ekle. |
| 🍬 sugar | şeker | I need sugar for the cake. | Kek için şekere ihtiyacım var. |
| 🧈 butter | tereyağı | Melt the butter in the pan. | Tereyağını tavada erit. |
| 🥛 milk | süt | Pour the milk into the bowl. | Sütü kaseye dök. |
| 🧀 cheese | peynir | She puts cheese on the pasta. | Makarnanın üzerine peynir koyuyor. |
| 🥚 egg | yumurta | Crack two eggs into the bowl. | Kaseye iki yumurta kır. |
| 🌾 flour | un | We need flour to make bread. | Ekmek yapmak için una ihtiyacımız var. |
| 🌽 corn | mısır | I like corn in my salad. | Salatada mısır severim. |
| 🍚 rice | pirinç | Cook the rice for 15 minutes. | Pirinci 15 dakika pişir. |
| 🍝 pasta | makarna | Boil the pasta in hot water. | Makarnayı sıcak suda haşla. |
| 🫒 olive oil | zeytinyağı | Add olive oil to the salad. | Salataya zeytinyağı ekle. |
| 🛢️ oil | yağ | Heat the oil in the pan. | Tavada yağı ısıt. |
| 🧅 onion | soğan | Chop the onion finely. | Soğanı ince doğra. |
| 🧄 garlic | sarımsak | I love garlic in sauces. | Soslarda sarımsağı severim. |
| 🥔 potato | patates | Peel the potatoes first. | Önce patatesleri soy. |
| 🍅 tomato | domates | Cut the tomatoes into slices. | Domatesleri dilimle. |
| 🥕 carrot | havuç | Grate the carrots for the salad. | Salata için havuçları rendele. |
| 🫑 pepper | biber | Add some green pepper to the dish. | Yemeğe biraz yeşil biber ekle. |
| 🍄 mushroom | mantar | Fry the mushrooms in butter. | Mantarları tereyağında kızart. |
| 🥬 lettuce | marul | Wash the lettuce well. | Marulu iyice yıka. |
| 🥒 cucumber | salatalık | Slice the cucumber thinly. | Salatalığı ince dilimle. |
| 🍋 lemon | limon | Squeeze the lemon on the fish. | Balığın üzerine limon sık. |
| 🐟 fish | balık | Fresh fish tastes better. | Taze balık daha lezzetlidir. |
| 🍗 chicken | tavuk | Grill the chicken for dinner. | Akşam yemeği için tavuğu ızgarada pişir. |
| 🥩 meat | et | I bought meat for the stew. | Yahni için et aldım. |
| 🌰 nuts | kuru yemiş | Add nuts to the cake. | Keke kuru yemiş ekle. |
| 🍫 chocolate | çikolata | Melt the chocolate slowly. | Çikolatayı yavaşça erit. |
| 🍯 honey | bal | Add honey to your tea. | Çayına bal ekle. |
| 🍞 bread | ekmek | I need bread for breakfast. | Kahvaltı için ekmeğe ihtiyacım var. |
| 🌿 herbs | otlar | Add herbs for extra flavor. | Ekstra lezzet için otları ekle. |
| 🧂 spices | baharatlar | Use spices to make it tasty. | Lezzet katmak için baharat kullan. |
| 🫘 beans | fasulye | Cook the beans for the soup. | Çorba için fasulyeyi pişir. |
| 🌶️ chili | acı biber | Don’t add too much chili. | Çok fazla acı biber ekleme. |
| 🧃 juice | meyve suyu | Add lemon juice to the mixture. | Karışıma limon suyu ekle. |
🍳 Cooking Methods (Pişirme Metodları)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| 🔥 bake | fırında pişirmek | We bake cookies every weekend. | Her hafta sonu kurabiye pişiririz. |
| 🍲 boil | kaynatmak | She boils the eggs for breakfast. | Kahvaltı için yumurtaları kaynatır. |
| 🔪 chop | doğramak | I chop the carrots for the soup. | Çorba için havuçları doğrarım. |
| ✂️ cut | kesmek | He cuts the meat into pieces. | Eti parçalara keser. |
| 🧊 dice | küp küp doğramak | They dice the tomatoes for the salad. | Salata için domatesleri küp küp doğrarlar. |
| 🍳 fry | kızartmak | We fry the potatoes in hot oil. | Patatesleri sıcak yağda kızartırız. |
| 🥔 mash | ezmek | She mashes the potatoes with milk. | Patatesleri süt ile ezer. |
| 🌀 mix | karıştırmak | Mix the flour and sugar well. | Un ve şekeri iyice karıştır. |
| 🍊 peel | soymak | He peels the apple quickly. | Elmayı hızlıca soyar. |
| 🫗 pour | dökmek | She pours juice into the cup. | Bardağa meyve suyu döker. |
| 🔪 slice | dilimlemek | I slice the bread thinly. | Ekmeği ince ince dilimlerim. |
| 🧈 spread | sürmek | He spreads jam on the toast. | Tosta reçel sürer. |
| 🔥 grill | ızgarada pişirmek | We grill the chicken outside. | Tavuğu dışarıda ızgarada pişiririz. |
| 🍖 roast | fırında kızartmak | They roast the turkey for dinner. | Akşam yemeği için hindiyi kızartırlar. |
| 🌫 steam | buharda pişirmek | She steams the vegetables. | Sebzeleri buharda pişirir. |
| 🍳 sauté | az yağda çevirerek pişirmek | Sauté the onions first. | Soğanları önce az yağda çevir. |
| 🌡 simmer | kısık ateşte pişirmek | The soup simmers for an hour. | Çorba bir saat kısık ateşte pişer. |
| 🍞 toast | tost etmek | I toast the bread lightly. | Ekmeği hafifçe kızartırım. |
| 🧂 season | tatlandırmak / baharat eklemek | Season the meat with salt and pepper. | Eti tuz ve biberle tatlandır. |
| 🧂 marinate | marine etmek | They marinate the chicken overnight. | Tavuğu gece boyunca marine ederler. |
| 🔥 broil | üstten ızgara yapmak | She broils the fish in the oven. | Balığı fırında üstten ızgara yapar. |
| 🧊 freeze | dondurmak | Freeze the berries for later. | Meyveleri daha sonra kullanmak için dondur. |
| 🧊 defrost / thaw | çözmek | Defrost the meat before cooking. | Pişirmeden önce eti çözdür. |
| 🎛 braise | haşlayarak pişirmek | They braise the beef slowly. | Eti yavaşça haşlayarak pişirirler. |
| 🔥 char | közlemek / yakmak | I char the peppers on the stove. | Biberleri ocakta közlerim. |
| 🍢 skewer | şişe geçirmek | They skewer the meat for kebab. | Kebab için eti şişe geçirirler. |
| 🔄 whisk | çırpmak | She whisks the eggs quickly. | Yumurtaları hızlıca çırpar. |
| 🍚 stir | karıştırmak | Stir the soup gently. | Çorbayı yavaşça karıştır. |
| 🧪 blend | blender ile karıştırmak | Blend the fruits for a smoothie. | Meyveleri smoothie için blender’dan geçir. |
| 🍝 knead | yoğurmak | She kneads the dough well. | Hamuru güzelce yoğurur. |
😋 Tastes (Tatlar)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| 🍬 sweet | tatlı | This cake is very sweet. | Bu kek çok tatlı. |
| 🧂 salty | tuzlu | The chips are too salty. | Cipsler çok tuzlu. |
| 🍋 sour | ekşi | Lemon juice is sour. | Limon suyu ekşidir. |
| 🌶️ spicy | baharatlı / acılı | I can’t eat spicy food. | Baharatlı / acılı yemek yiyemem. |
| 😐 bland | tatsız | The soup is bland. | Çorba tatsız. |
| 🤤 tasty | lezzetli | This pasta is tasty. | Bu makarna lezzetli. |
| 😋 delicious | çok lezzetli | The pizza is delicious. | Pizza çok lezzetli. |
🍏 Countable and Uncountable Nouns (Sayılan ve Sayılamayan İsimler)
🥕 Countable Nouns (Sayılan İsimler)
Sayılan isimler, tek tek sayabildiğimiz yiyecek ve mutfak nesneleridir.
Bu kelimeler:
- Tekil kullanıldığında a / an alır.
- Çoğul yapılabilir (-s / -es alır).
- Sayılarla birlikte kullanılabilir.
- one apple, two apples
- a tomato, three tomatoes
🥕 Examples of Countable Food (Sayılabilen Yemek Örnekleri)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| an apple | bir elma | I eat an apple every day. | Her gün bir elma yerim. |
| a banana | bir muz | She buys a banana from the market. | Markitten bir muz alır. |
| a potato | bir patates | He cooks a potato for lunch. | Öğle yemeği için bir patates pişirir. |
| a tomato | bir domates | We need two tomatoes for the salad. | Salata için iki domatese ihtiyacımız var. |
| an egg | bir yumurta | She cracks an egg into the bowl. | Kaseye bir yumurta kırar. |
| a carrot | bir havuç | I chop a carrot for the soup. | Çorba için bir havuç doğrarım. |
| a cookie | bir kurabiye | He eats three cookies. | Üç kurabiye yer. |
| a sandwich | bir sandviç | I make a sandwich for school. | Okul için bir sandviç yaparım. |
| a lemon | bir limon | She cuts a lemon in half. | Bir limonu ikiye böler. |
🍽️ Examples of Countable Kitchen Utensils (Sayılabilen Mutfak Eşyaları)
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| a plate | bir tabak | I need a plate for my meal. | Yemeğim için bir tabağa ihtiyacım var. |
| a cup | bir fincan | She buys a new cup. | Yeni bir fincan alır. |
| a fork | bir çatal | He drops a fork on the floor. | Yere bir çatal düşürür. |
| a spoon | bir kaşık | I stir the soup with a spoon. | Çorbayı bir kaşıkla karıştırırım. |
| a knife | bir bıçak | She uses a knife to cut onions. | Soğan kesmek için bir bıçak kullanır. |
| a bowl | bir kase | I prepare a bowl of salad. | Bir kase salata hazırlarım. |
| a pan | bir tava | He heats oil in a pan. | Bir tavada yağ ısıtır. |
| a pot | bir tencere | She cooks pasta in a pot. | Makarnayı bir tencerede pişirir. |
💬 Dialogue Example (Örnek Diyalog)
Ali: How many eggs do we have? (Kaç tane yumurtamız var?)
Selin: We have three eggs. (Üç yumurtamız var.)
Ali: Great! Do we have any lemons? (Harika! Hiç limon var mı?)
Selin: Yes, we have a lemon on the counter. (Evet, tezgahta bir limon var.)
Ali: Perfect! I also need a carrot for the soup. (Harika! Çorba için bir de havuca ihtiyacım var.)
Selin: There are two carrots in the fridge. (Buzdolabında iki havuç var.)
🧂 Uncountable Nouns (Sayılamayan İsimler)
Bazı yiyecek ve içecekler tek tek sayılamaz.
Bu nedenle:
- Başlarına a / an gelmez.
- Sonlarına -s takısı gelmez (waters ❌).
- Saymak için ölçü birimi (unit) kullanmak gerekir.
Bu kelimeler genellikle: sıvılar, tozlar, macun kıvamındaki yiyecekler, soyut maddeler vb.
🥛 Examples of Uncountable Nouns (Sayılamayan İsim Örnekleri)
Aşağıdaki tabloda sayılamayan yiyecek ve içecekleri, Türkçeleri ve örnek cümlelerini görebilirsin.
| Kelime | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| water | su | She drinks water every morning. | O her sabah su içer. |
| milk | süt | We need milk to make the cake. | Kek yapmak için süte ihtiyacımız var. |
| bread | ekmek | I eat bread at breakfast. | Kahvaltıda ekmek yerim. |
| sugar | şeker | Don’t eat too much sugar. | Çok fazla şeker yeme. |
| honey | bal | He adds honey to his tea. | Çayına bal ekler. |
| rice | pirinç | We cook rice for dinner. | Akşam yemeği için pirinç pişiririz. |
| cheese | peynir | She buys fresh cheese. | Taze peynir alır. |
| tea | çay | I drink tea every afternoon. | Her öğleden sonra çay içerim. |
| chocolate | çikolata | Kids love chocolate. | Çocuklar çikolatayı sever. |
📦 How to Count Uncountable Nouns (Sayılamayan İsimler Nasıl Sayılır?)
Sayılamayan isimleri sayabilmek için ölçü birimi (unit) kullanırız.
Aşağıda mutfakta en çok kullanılan tüm ölçü birimleri ayrıntılı şekilde verilmiştir.
🧴 Liquid Units (Sıvılar İçin Ölçü Birimleri)
🍼 a bottle of … (bir şişe …)
Örn: a bottle of milk, a bottle of water
🥛 a glass of … (bir bardak …)
Örn: a glass of water, a glass of milk
☕ a cup of … (bir fincan …)
Örn: a cup of tea, a cup of coffee
🫗 a jug of … (bir sürahi …)
Örn: a jug of water, a jug of lemonade🍵 a mug of … (bir kupa …)
Örn: a mug of tea, a mug of hot chocolate
🫙 Containers (Kaplar – Paketler – Kutu Birimleri)
🫙 a jar of … (bir kavanoz …)
Örn: a jar of honey, a jar of jam
🥫 a can of … (bir kutu …)
Örn: a can of Coke, a can of tuna
📦 a carton of … (bir karton …)
Örn: a carton of milk, a carton of juice
🛍️ a packet of … (bir paket …)
Örn: a packet of tea, a packet of sugar
🍞 Solid Food Portions (Katı Yiyecek Ölçüleri)
🍞 a loaf of … (bir somun …)
Örn: a loaf of bread
🍞 a slice of … (bir dilim …)
Örn: a slice of bread, a slice of cheese
🍫 a piece of … (bir parça …)
Örn: a piece of cake, a piece of chocolate
🍟 a portion of … (bir porsiyon …)
Örn: a portion of fries, a portion of rice
🥣 4. Bowl / Plate Units (Kase – Tabak Ölçüleri)
🥣 a bowl of … (bir kase …)
Örn: a bowl of soup, a bowl of cereal
🍽️ a plate of … (bir tabak …)
Örn: a plate of pasta, a plate of salad
⚖️ Weight Units (Ağırlık Ölçüleri)
🥩 a kilo of … (bir kilo …)
Örn: a kilo of meat, a kilo of rice
⚖️ a gram of … (bir gram …)
Örn: a gram of salt
📏 Other Useful Units (Diğer Faydalı Ölçü Birimleri)
🧈 a bar of … (bir kalıp …)
Örn: a bar of chocolate, a bar of soap
🧂 a pinch of … (bir tutam …)
Örn: a pinch of salt, a pinch of spice
🥄 a spoonful of … (bir kaşık dolusu …)
Örn: a spoonful of sugar, a spoonful of honey
🧊 a cube of … (bir küp …)
Örn: a cube of cheese, a cube of ice
🧈 a stick of … (bir çubuk …)
Örn: a stick of butter
💬 Dialogue Example (Örnek Diyalog)
Merve: Do we have any rice? (Hiç pirincimiz var mı?)
Ayhan: No, we should buy a kilo of rice. (Hayır, bir kilo pirinç almalıyız.)
Merve: What about sugar? (Peki ya şeker?)
Ayhan: We need a packet of sugar. (Bir paket şekere ihtiyacımız var.)
Merve: I also want a slice of cake. (Ben ayrıca bir dilim kek istiyorum.)
Ayhan: And I want a bar of chocolate. (Ben de bir kalıp çikolata istiyorum.)
🥣 Describing the Food Preparation Process (Yemek Hazırlama Sürecini Anlatma)
Bir işlemin nasıl yapıldığını adım adım anlatmak için First, Next, Then, After that, Finally gibi zaman sıralayıcı kelimeler kullanırız. Ayrıca “chop, mix, melt, crack, stir, sprinkle” gibi fiiller de tariflerde çok önemlidir.
Aşağıda bu ifadeleri ayrıntılı şekilde açıklayarak başlıyoruz:
🟧 Sequencing Words (Sıralama Kelimeleri)
| İngilizce | Türkçesi |
|---|---|
| First | İlk olarak |
| Second | İkinci olarak |
| Next | Sonrasında / Ardından |
| Then | Daha sonra |
| After that | Ondan sonra |
| Finally | Son olarak |
📌 Example Sentences (Örnek Cümleler)
- First, wash the vegetables.
(İlk olarak sebzeleri yıka.) - Next, slice the carrots, the lettuce, the tomatoes and cucumbers.
(Sonrasında havuçları, marulu, domatesleri ve salatalıkları dilimle.) - Finally, serve the salad.
(Son olarak salatayı servis et.)
🥪 Example Recipe: How to Make a Sandwich (Örnek Tarif: Sandviç Nasıl Yapılır?)
- First, slice two pieces of bread.
(İlk olarak iki dilim ekmek kes.) - Next, spread some butter on the bread.
(Sonra ekmeğin üzerine biraz tereyağı sür.) - Then, put some cheese and tomatoes.
(Daha sonra biraz peynir ve domates koy.) - After that, sprinkle a little salt.
(Ondan sonra biraz tuz serp.) - Finally, close the sandwich and enjoy it.
(Son olarak sandviçi kapat ve afiyetle ye.)
🟧 Example Recipe: How to Make an Omelette (Örnek Tarif: Omlet Nasıl Yapılır?)
- First, melt a small piece of butter in a pan.
(İlk olarak tavada küçük bir parça tereyağı erit.) - Second, crack two eggs into a bowl.
(İkinci olarak iki yumurtayı bir kaseye kır.) - Next, whisk them well.
(Sonra yumurtaları iyice çırp.) - Then, pour the mixture into the pan.
(Daha sonra karışımı tavaya dök.) - After that, cook it for a few minutes.
(Ondan sonra birkaç dakika pişir.) - Finally, add some cheese and serve hot.
(Son olarak biraz peynir ekle ve sıcak servis et.)
👩🍳 Dialogue Example: At the Kitchen (Örnek Diyalog: Mutfakta)
A: How do you make tomato soup?
(Domates çorbasını nasıl yaparsın?)
B: First, I chop the tomatoes.
(İlk olarak domatesleri doğrarım.)
A: What do you do next?
(Peki sonra ne yaparsın?)
B: Then I add water and stir it well.
(Daha sonra su ekler ve iyice karıştırırım.)
A: How long does it take?
(Ne kadar sürer?)
B: It takes about ten minutes.
(Yaklaşık on dakika sürer.)
🟧 Common Questions (Yaygın Sorular)
| İngilizce Soru | Türkçesi |
|---|---|
| How long does it take? | Ne kadar sürer? |
| Do I add sugar to the coffee? | Kahveye şeker ekleyeyim mi? |
| What is the cooking time? | Pişirme süresi nedir? |
| Should I boil the water first? | Önce suyu kaynatmalı mıyım? |
| Should I use carrot? | Havuç kullanmalı mıyım? |
| Can you slice the bread, please? | Ekmeği dilimler misin lütfen? |
| What is the temperature? | Sıcaklığı nedir? |
| What ingredients do we need? | Hangi malzemeler gerekli? |
| How do you usually make the soup? | Çorbayı genelde nasıl yaparsın? |
🍕 Expressing Preferences (Tercihleri İfade Etme)
Bir şeyi tercih ettiğimizi belirtirken İngilizce’de şu ifadeleri kullanırız:
- I like… → Severim
- I love… → Bayılırım
- I prefer… → Tercih ederim
- Do you prefer… or …? → … mi … mi tercih edersin?
Bu kalıplar günlük hayatta yemekler, aktiviteler, dersler, hobiler, kulüpler ve daha birçok konu hakkında tercihlerimizi belirtmek için kullanılır.
⭐ Use of “I Like / I Love” (I Like / I Love Kullanımı)
Bu kalıplar sevdiğimiz veya çok sevdiğimiz şeyleri anlatır. Cümleye ilk önce kimin sevdiğini belirterek, yani, öznemizi koyarak başlıyoruz. Sonra “Like” ve “Love” kelimelerinden birini kullanıyoruz ve sonrasında eğer bir fiil kullanıyorsak o fiile -ing takısını getiriyoruz. Son olarak da neyi seviyorsak onu yazıyoruz.
✔ Example Sentences (Örnek Cümleler)
- I like cooking pasta.
(Makarna yapmayı severim.) - I love eating pizza.
(Pizza yemeye bayılırım.) - I like trying new dishes.
(Yeni yemekler denemeyi severim.) - I love tasting desserts.
(Tatlıları tatmaya bayılırım.)
⭐ Use of “Prefer” (“Prefer” Kullanımı)
“Prefer”, iki şey arasında hangisini daha çok seçtiğimizi göstermek için ya da herhangi bir konuda tercihimizi belirtmek kullanılır. Cümleye ilk önce kimin tercih ettiğini belirterek, yani, öznemizi koyarak başlıyoruz. Sonra “Prefer” kullanıyoruz ve sonrasında eğer bir fiil kullanıyorsak o fiile -ing takısını getiriyoruz. Son olarak da neyi tercih ediyorsak onu yazıyoruz.
✔ Example Sentences (Örnek Cümleler)
- I prefer cooking pasta.
(Makarna yapmayı tercih ederim.) - I prefer drinking lemonade.
(Limonata içmeyi tercih ederim.) - I prefer eating healthy food.
(Sağlıklı yemek yemeyi tercih ederim.) - I prefer baking cookies.
(Kurabiye yapmayı tercih ederim.)
Eğer “Prefer” sonrasında herhangi bir fiil kullanmıyorsak, direkt neyi tercih ettiğimizi de yazabiliriz.
✔ Example Sentences (Örnek Cümleler)
- I prefer grilled chicken.
(Izgara tavuk tercih ederim) - I prefer orange juice.
(Portakal suyu tercih ederim.) - I prefer apple.
(Elma tercih ederim.)
⭐ Questions with “Prefer” (“Prefer” ile Sorular)
Bir kişiye neyi tercih ettiğini sormak için kullanılır.
✔ Example Question-Answers (Örnek Soru-Cevaplar)
Do you prefer cooking pizza or pasta?
(Pizza mı makarna mı yapmayı tercih edersin?)
— I love cooking and eating pizza.
(Pizza yapmaya ve yemeye bayılırım.)
Do you prefer strawberries or grapes?
(Çilek mi üzüm mü tercih edersin?)
— I love strawberries!
(Çileğe bayılırım!)
— I prefer grapes because they are sweeter.
(Üzümü tercih ederim çünkü daha tatlıdır.
Do you prefer burgers or pizza?
(Hamburger mi pizza mı tercih edersin?)
— I prefer burgers when I am very hungry.
(Çok acıktığımda hamburger tercih ederim.)
Does she prefer burgers or pasta?
(Hamburger mi makarna mı tercih eder?)
— She prefers burgers, she rarely eats pasta.
(Hamburger tercih eder, nadiren makarna yer.)
Do they prefer adding tomato or pepper?
(Domates mi eklemeyi tercih ederler biber mi?)
— They prefer adding tomato because they don’t like pepper.
(Domates eklemeyi tercih ediyorlar çünkü biber sevmiyorlar.)
🗨 Dialogue Example (Örnek Diyalog)
A: Do you prefer cooking pizza or pasta?
(Pizza mı makarna mı yapmayı tercih edersin?)
B: I prefer cooking pasta because it is easier.
(Daha kolay olduğu için makarna yapmayı tercih ederim.)
A: Do you like eating pizza?
(Pizza yemeyi sever misin?)
B: Yes, I love eating pizza.
(Evet, pizza yemeye bayılırım.)
A: What is your favourite dish?
(En sevdiğin yemek nedir?)
B: I like hamburger the most.
(En çok hamburgeri severim.)
🎶 Song Time! (Şarkı Zamanı!)
🎵 Let’s cook, let’s bake,
Mix, chop, and make,
Salty, spicy, sweet,
Cooking is so neat! 🎵
Bu şarkıyı arkadaşlarınla söyleyerek bu konuyu iyice pekiştir!
✏️ Fun Homework! (Eğlenceli Ödev!)
- 🍕 Minik Şef: Evde en sevdiğin yemeğin tarifini yaz ve resmini çiz!
- 🎨 Yaratıcı Mutfak: Hayalindeki mutfağı resimle ve malzemelerini İngilizce yaz.
- 🎤 Mutfak Şarkısı: Arkadaşlarınla yeni bir yemek şarkısı yazıp sınıfta söyleyin!