🎧 8. Sınıf İngilizce 2. Ünite: Teen Life (Gençlik Hayatı) Konu Anlatımı ve Kelimeleri 🎸
📖 What Will We Learn in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğreneceğiz?)
- Expressing likes and dislikes (Sevilen ve sevilmeyen şeyleri ifade etme)
- Expressing preferences (Tercihleri ifade etme)
- Stating personal opinions (Kişisel fikirleri belirtme)
- Using Simple Present Tense (Geniş zamanı kullanmak)
- Talking About Daily Routines (Günlük rutin davranışlarımız hakkında konuşmak)
🎬 Types of Movies (Film Türleri)
| English | Turkish | Example Sentence | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| action ⚡ | aksiyon filmi | I love watching action movies. | Aksiyon filmleri izlemeyi severim. |
| animation 🐭 | animasyon filmi | Children usually enjoy animation movies. | Çocuklar genellikle animasyon filmlerinden hoşlanır. |
| biographical 📖 | biyografik film | I watched a biographical movie about Einstein. | Einstein hakkında biyografik bir film izledim. |
| comedy 😂 | komedi filmi | We laughed a lot while watching that comedy. | O komediyi izlerken çok güldük. |
| documentary 🎬 | belgesel | I prefer watching documentaries. | Belgesel izlemeyi tercih ederim. |
| drama 🎭 | drama filmi | The drama was very emotional. | Drama filmi çok duygusaldı. |
| fantasy 🧙 | fantastik film | I like fantasy movies with magic and dragons. | Büyü ve ejderhaların olduğu fantastik filmleri severim. |
| historical 🏰 | tarihî film | He likes watching historical movies. | Tarihî filmleri izlemeyi sever. |
| horror 😱 | korku filmi | I don’t like horror films. | Korku filmlerini sevmem. |
| musical 🎵 | müzikal film | My sister enjoys musical movies. | Kız kardeşim müzikal filmleri sever. |
| romantic 💞 | romantik film | They watched a romantic movie together. | Birlikte romantik bir film izlediler. |
| science fiction 👽 | bilim kurgu filmi | Science fiction movies are my favorite. | Bilim kurgu filmleri en sevdiklerimdir. |
| thriller 🔪 | gerilim filmi | I love thriller movies. | Gerilim filmlerini severim. |
| war 🎖️ | savaş filmi | My father likes war movies. | Babam savaş filmlerini sever. |
| western 🤠 | kovboy filmi | Western movies are classic American films. | Kovboy filmleri klasik Amerikan filmleridir. |
🎵 Types of Music (Müzik Türleri)
| English | Turkish | Example Sentence | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| blues 🎷 | blues müziği | He enjoys listening to blues in the evenings. | Akşamları blues dinlemekten hoşlanır. |
| classical 🎻 | klasik müzik | My father listens to classical music while reading. | Babam okurken klasik müzik dinler. |
| country 🤠 | country müziği | Country music is popular in the USA. | Country müziği ABD’de popülerdir. |
| electronic 🎛️ | elektronik müzik | She loves dancing to electronic music. | Elektronik müzikle dans etmeyi sever. |
| folk 🎵 | halk müziği | I love listening to Turkish folk music. | Türk halk müziğini dinlemeyi severim. |
| hip-hop 🧢 | hip-hop müziği | He started writing his own hip-hop songs. | Kendi hip-hop şarkılarını yazmaya başladı. |
| jazz 🎺 | caz müziği | Jazz music helps me relax. | Caz müziği beni rahatlatır. |
| metal 🤘 | metal müzik | Metal bands often play loud and fast songs. | Metal grupları genellikle yüksek ve hızlı şarkılar çalar. |
| pop 🎤 | pop müzik | She is a big fan of pop music. | O, pop müziğin büyük bir hayranıdır. |
| rap 🎧 | rap müzik | My brother listens to rap every day. | Kardeşim her gün rap dinler. |
| reggae 🌴 | reggae müziği | Reggae music makes me feel peaceful. | Reggae müziği bana huzur verir. |
| rock 🎸 | rock müzik | I prefer rock music to pop. | Pop müzikten çok rock müziği tercih ederim. |
| techno 💿 | tekno müzik | They played techno music at the party. | Partide tekno müzik çaldılar. |
| traditional 🪗 | geleneksel müzik | Traditional music reflects our culture. | Geleneksel müzik kültürümüzü yansıtır. |
🗣️ Other Vocabulary (Diğer Kelimeler)
| İngilizce | Türkçe | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| admire 🌟 | hayran olmak | I really admire my teacher. | Öğretmenime gerçekten hayranım. |
| adult 👩🏫 | yetişkin | Adults should set a good example for children. | Yetişkinler çocuklara iyi örnek olmalıdır. |
| always ⏰ | her zaman | She always drinks coffee in the morning. | Sabahları her zaman kahve içer. |
| amazing ✨ | harika | That movie was amazing! | O film harikaydı! |
| athlete 🏅 | sporcu | The athlete won three medals. | Sporcu üç madalya kazandı. |
| attend 🏫 | katılmak | I will attend the meeting tomorrow. | Yarın toplantıya katılacağım. |
| awesome 😎 | müthiş | Your new song sounds awesome! | Yeni şarkın müthiş olmuş! |
| be crazy about 🤪 | bayılmak | She is crazy about pop music. | Pop müziğe bayılıyor. |
| be fond of 💖 | düşkün olmak | I’m fond of reading books. | Kitap okumaya düşkünüm. |
| be into 🎯 | ilgilenmek | I’m into photography these days. | Bu aralar fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. |
| be keen on 🔍 | meraklı olmak | He is keen on learning new things. | Yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır. |
| biographical 📖 | biyografik | I read a biographical book about Atatürk. | Atatürk hakkında biyografik bir kitap okudum. |
| blog 💻 | blog, internet günlüğü | She writes about travel on her blog. | Seyahat hakkında blogunda yazıyor. |
| blogger ✍️ | blog yazarı | The blogger shared a new post today. | Blog yazarı bugün yeni bir yazı paylaştı. |
| book genre 📚 | kitap türü | My favorite book genre is mystery. | En sevdiğim kitap türü gizemdir. |
| boring 😴 | sıkıcı | The lesson was boring. | Ders sıkıcıydı. |
| can’t stand 🙉 | katlanamamak | I can’t stand loud noise. | Gürültüye dayanamam. |
| casual clothes 👕 | günlük kıyafetler | I prefer casual clothes. | Günlük kıyafetleri tercih ederim. |
| come back home 🏡 | eve dönmek | I come back home at 5 p.m. | Akşam 5’te eve dönerim. |
| contact ☎️ | iletişim kurmak | You can contact me anytime. | Bana istediğin zaman ulaşabilirsin. |
| countryside 🌾 | kırsal bölge | They moved to the countryside. | Kırsala taşındılar. |
| daily routines 📅 | günlük rutinler | My daily routines start early. | Günlük rutinlerim erken başlar. |
| detective 🕵️ | dedektif | The detective solved the mystery. | Dedektif gizemi çözdü. |
| different 🌀 | farklı | This dress is different from yours. | Bu elbise seninkinden farklı. |
| drummer 🥁 | davulcu | The drummer played a solo. | Davulcu bir solo çaldı. |
| educational 🎓 | eğitici | Educational programs are helpful. | Eğitici programlar faydalıdır. |
| enjoyable 😊 | eğlenceli | The trip was enjoyable. | Gezi eğlenceliydi. |
| enlarge 🔍 | büyütmek | Click the image to enlarge it. | Resmi büyütmek için tıkla. |
| exciting ⚡ | heyecan verici | The match was exciting. | Maç heyecan vericiydi. |
| expensive 💰 | pahalı | This watch is very expensive. | Bu saat çok pahalı. |
| fantastic 🌈 | muhteşem | The view from the hill is fantastic. | Tepedeki manzara muhteşemdi. |
| fashion 👗 | moda | She follows fashion closely. | O, modayı yakından takip eder. |
| feed 🐶 | beslemek | I feed my cat every morning. | Her sabah kedimi beslerim. |
| field ⚽ | saha | The players ran across the field. | Oyuncular saha boyunca koştu. |
| follow 👣 | takip etmek | She follows her favorite singer online. | En sevdiği şarkıcıyı çevrimiçi takip eder. |
| free time 🕒 | boş zaman | I read books in my free time. | Boş zamanlarımda kitap okurum. |
| fun 🎉 | eğlenceli | Playing games is fun. | Oyun oynamak eğlencelidir. |
| gym 🏋️ | spor salonu | I go to the gym every weekend. | Her hafta sonu spor salonuna giderim. |
| hang around 🚶♂️ | oyalanmak | We like to hang around the park after school. | Okuldan sonra parkta oyalanmayı severiz. |
| hang out 🕹️ | takılmak | I usually hang out with my friends on weekends. | Hafta sonları genelde arkadaşlarımla takılırım. |
| healthy 🥦 | sağlıklı | Eating vegetables is healthy. | Sebze yemek sağlıklıdır. |
| historical 🏰 | tarihi | This is a historical building. | Bu, tarihi bir binadır. |
| history 📜 | tarih | History is my favorite subject. | Tarih en sevdiğim derstir. |
| horizon 🌅 | ufuk | The sun was setting on the horizon. | Güneş ufukta batıyordu. |
| how often ❓ | ne sıklıkla | How often do you study English? | Ne sıklıkla İngilizce çalışırsın? |
| huge 🏗️ | kocaman | That building is huge! | O bina çok büyük! |
| impressive 🌟 | etkileyici | Her speech was very impressive. | Konuşması çok etkileyiciydi. |
| individual sport 🧍♂️ | bireysel spor | Tennis is an individual sport. | Tenis bireysel bir spordur. |
| instead 🔄 | yerine | Let’s take a taxi instead of walking. | Yürümek yerine taksiye binelim. |
| interested in 🎯 | ilgili olmak | He is interested in science. | O, bilimle ilgileniyor. |
| join 🤝 | katılmak | Would you like to join our club? | Kulübümüze katılmak ister misin? |
| lazy 😴 | tembel | He is too lazy to study. | Ders çalışmak için çok tembel. |
| learn new things 📚 | yeni şeyler öğrenmek | I like to learn new things every day. | Her gün yeni şeyler öğrenmeyi severim. |
| listen to music 🎧 | müzik dinlemek | I listen to music before bed. | Uyumadan önce müzik dinlerim. |
| look fit 💪 | formda görünmek | He looks fit because he exercises a lot. | Çok spor yaptığı için formda görünüyor. |
| loud 🔊 | gürültülü | This music is too loud. | Bu müzik çok gürültülü. |
| mostly 📺 | çoğunlukla | I mostly watch documentaries. | Genellikle belgesel izlerim. |
| national 🇹🇷 | milli | Our national sport is wrestling. | Milli sporumuz güreştir. |
| never 🚫 | asla | I never eat junk food. | Asla abur cubur yemem. |
| no way 🙅 | asla, imkânsız | No way! I don’t believe it! | Asla! Buna inanmam! |
| not at all ❌ | asla, önemli değil | Not at all! You are not late. | Asla! Geç kalmadın. |
| ordinary/usual ⚪ | sıradan | It was just an ordinary day. | Sadece sıradan bir gündü. |
| patriot 🇹🇷 | vatansever | He is a true patriot. | O, gerçek bir vatanseverdir. |
| pay attention 👀 | dikkat etmek | Pay attention to the teacher. | Öğretmene dikkat et. |
| pick up 🚗 | arabayla almak | I’ll pick you up from school. | Seni okuldan arabayla alırım. |
| play computer games 🎮 | bilgisayar oyunu oynamak | My brother plays computer games every day. | Kardeşim her gün bilgisayar oyunu oynar. |
| play soccer ⚽ | futbol oynamak | We play soccer after school. | Okuldan sonra futbol oynarız. |
| play tennis 🎾 | tenis oynamak | She plays tennis on Sundays. | O, pazar günleri tenis oynar. |
| play video games 🕹️ | video oyunu oynamak | I love playing video games. | Video oyunları oynamayı seviyorum. |
| prepare 🍳 | hazırlamak | She prepared dinner for her family. | Ailesi için akşam yemeği hazırladı. |
| protect cultural heritage 🏛️ | kültürel mirası korumak | We should protect our cultural heritage. | Kültürel mirasımızı korumalıyız. |
| prefer 👍 | tercih etmek | I prefer coffee to tea. | Kahveyi çaya tercih ederim. |
| rarely 🌙 | nadiren | I rarely eat fast food. | Nadiren fast food yerim. |
| recommend 🗣️ | tavsiye etmek | Can you recommend a good movie? | İyi bir film tavsiye edebilir misin? |
| relaxed 🧘 | rahatlamış | I feel relaxed after yoga. | Yogadan sonra rahatlamış hissediyorum. |
| relaxing 😌 | rahatlatıcı | Classical music is relaxing. | Klasik müzik rahatlatıcıdır. |
| rest 🛌 | dinlenmek | You should rest after work. | İşten sonra dinlenmelisin. |
| rugby 🏉 | ragbi | Rugby is popular in England. | Ragbi İngiltere’de popülerdir. |
| same 🔁 | aynı | We wore the same T-shirt today. | Bugün aynı tişörtü giydik. |
| save money 💰 | para biriktirmek | You should save money for the future. | Gelecek için para biriktirmelisin. |
| science fiction 👽 | bilim kurgu | I love science fiction stories. | Bilim kurgu hikâyelerini severim. |
| seldom 🕰️ | nadiren | She seldom goes out. | O nadiren dışarı çıkar. |
| share on social media 📱 | sosyal medyada paylaşmak | Don’t share too much on social media. | Sosyal medyada fazla paylaşım yapma. |
| skate ⛸️ | paten kaymak | We went skating on the lake. | Gölde paten kaydık. |
| smart clothes 🤵 | şık kıyafetler | He wore smart clothes for the party. | Partiye şık kıyafetler giydi. |
| snob 😎 | burnu havada kişi | Don’t be such a snob. | Bu kadar burnu havada olma. |
| sometimes ⏳ | bazen | I sometimes walk to school. | Bazen okula yürüyerek giderim. |
| spend time with family 👨👩👧👦 | aileyle vakit geçirmek | I love spending time with my family. | Ailemle vakit geçirmeyi severim. |
| stand 💪 | dayanmak | I can’t stand rude people. | Kaba insanlara katlanamam. |
| surfing the internet 🌐 | internette gezinmek | He enjoys surfing the internet. | O, internette gezinmeyi sever. |
| swim at the pool 🏊 | havuzda yüzmek | We swim at the pool every weekend. | Her hafta sonu havuzda yüzeriz. |
| take a bath 🛁 | banyo yapmak | I take a bath every night. | Her gece banyo yaparım. |
| take a selfie 🤳 | özçekim yapmak | We took a selfie at the park. | Parkta bir özçekim yaptık. |
| take classes 📖 | ders almak | Students take classes in the morning. | Öğrenciler sabahları ders alır. |
| cooking classes 🍳 | yemek dersleri | I want to attend cooking classes this summer. | Bu yaz yemek dersleri almak istiyorum. |
| team sport 🏅 | takım sporu | Football is a team sport. | Futbol bir takım sporudur. |
| teen/teenager 👦👧 | genç, ergen | Teenagers like spending time online. | Gençler çevrimiçi vakit geçirmeyi sever. |
| terrible 🌩️ | berbat | The weather was terrible yesterday. | Dün hava berbattı. |
| terrific 🌈 | müthiş | The concert was terrific! | Konser müthişti! |
| to be honest 💬 | doğrusu | To be honest, I don’t like this song. | Doğrusu bu şarkıyı sevmiyorum. |
| traditional meal 🍲 | geleneksel yemek | We ate a traditional meal in the village. | Köyde geleneksel bir yemek yedik. |
| train 🏃 | antrenman yapmak | Athletes train hard every day. | Sporcular her gün sıkı antrenman yapar. |
| trendy 👠 | modaya uygun | She wears trendy clothes. | O, modaya uygun kıyafetler giyer. |
| try 🧪 | denemek | You should try new things. | Yeni şeyler denemelisin. |
| unbearable 😣 | dayanılmaz | The heat was unbearable today. | Bugün sıcak dayanılmazdı. |
| usually 🕗 | genellikle | I usually go to bed at ten. | Genellikle saat onda yatarım. |
| violin 🎻 | keman | She plays the violin beautifully. | Kemanı çok güzel çalar. |
| vocalist 🎙️ | vokalist | The vocalist sang perfectly. | Vokalist mükemmel söyledi. |
| visit grandparents 👵👴 | büyükanne ve babayı ziyaret etmek | We visit our grandparents every weekend. | Her hafta sonu büyükanne ve babamızı ziyaret ederiz. |
| wake someone up ⏰ | birini uyandırmak | Please wake me up at seven. | Lütfen beni yedide uyandır. |
| walk around 🚶 | dolaşmak | Let’s walk around the city. | Şehirde dolaşalım. |
| watch TV 📺 | televizyon izlemek | I watch TV every night. | Her akşam televizyon izlerim. |
| weekdays 📅 | hafta içi günler | I study hard on weekdays. | Hafta içi çok çalışırım. |
| weekend 🌞 | hafta sonu | We go on a picnic at the weekend. | Hafta sonu pikniğe gideriz. |
| work out 💪 | spor yapmak | I work out every morning. | Her sabah spor yaparım. |
| write comments 💭 | yorum yazmak | Don’t write rude comments online. | İnternette kaba yorumlar yazma. |
| youth 🔆 | gençlik | Youth is full of energy. | Gençlik enerji doludur. |
👍 Expressing Likes and Dislikes (Sevilen ve Sevilmeyen Şeyleri İfade Etme)
Cümle Yapısı:
- “I like/enjoy/love” sevilen şeylerden bahsederken kullanılır.
- Example: I enjoy listening to rock music. (Rock müzik dinlemeyi severim.)
- “I dislike/hate” sevilmeyen şeylerden bahsederken kullanılır.
- Example: I hate arguing with my friends. (Arkadaşlarımla tartışmaktan nefret ederim.)
Examples (Örnekler):
- I love reading novels. (Roman okumayı çok severim.)
- She dislikes camping. (O kamp yapmaktan hoşlanmaz.)
- We enjoy hip-hop concerts. (Hip-hop konserlerinden zevk alırız.)
- He hates trendy clothes. (Modaya uygun kıyafetlerden nefret eder.)
- They like casual clothing. (Günlük giysileri severler.)
Dialogue (Diyalog):
- Mike: Do you enjoy listening to rap?
- Sara: Yes, I love rap. It’s terrific!
- Mike: I dislike it. I think it’s ridiculous.
- Sara: Everyone has their own taste!
💡 Expressing Preferences (Tercihleri İfade Etme)
“Prefer” bir şeyi başka bir şeye tercih etmek, daha çok sevmek veya seçmek anlamına gelir.
Genellikle iki şey arasında karşılaştırma yaparken bu kelimeyi kullanırız.
🧃 İsimlerle kullanımı:
I prefer tea to coffee.
🗣️ “Çayı, kahveye tercih ederim.”
She prefers pizza to hamburgers.
🗣️ “O, pizzayı hamburgere tercih eder”
📚 Fiillerle kullanımı:
Fiil kullanırken fiilin sonuna -ing ekliyoruz.
Çünkü o zaman “şunu yapmayı bunu yapmaya tercih ederim” anlamı olur.
I prefer reading to watching TV.
🗣️ “Okumayı televizyon izlemeye tercih ederim.”
They prefer walking to driving.
🗣️ “Arabaya binmek yerine yürümeyi tercih ederler.”
Examples (Örnekler):
- I prefer tea to coffee. (Çayı kahveye tercih ederim.)
- She prefers studying at home. (O evde çalışmayı tercih eder.)
- They prefer hip-hop to pop music. (Onlar hip-hop müziği pop müziğe tercih ederler.)
- He prefers sneakers to boots. (O spor ayakkabıları botlara tercih eder.)
- We prefer outdoor concerts. (Biz açık hava konserlerini tercih ederiz.)
Dialogue (Diyalog):
- Jane: Do you prefer going to concerts or cinemas?
- Paul: I prefer concerts. They are more exciting.
- Jane: I agree! Especially hip-hop concerts.
- Paul: Yeah, they’re really trendy now.
🗨️ Stating Personal Opinions (Kişisel Fikirleri Belirtme)
Cümle Yapısı:
- “I think…”, “I believe…” kişisel düşüncelerimizi belirtmek için kullanılır.
- Example: I think fashion is important. (Moda bence önemlidir.)
Examples (Örnekler):
- I believe arguing is unnecessary. (Bence tartışmak gereksiz.)
- I think rap music is impressive. (Bence rap müzik etkileyici.)
- She believes fashion is ridiculous. (O, modanın saçma olduğunu düşünüyor.)
- I think teenagers need freedom. (Bence gençlerin özgürlüğe ihtiyacı var.)
- He believes camping is boring. (O, kamp yapmanın sıkıcı olduğunu düşünüyor.)
Dialogue (Diyalog):
- Emma: What do you think about fashion trends?
- Oliver: I think they are ridiculous and unbearable.
- Emma: Really? I think some of them are terrific!
- Oliver: Everyone has their opinion, right?
🌞 Simple Present Tense (Geniş Zaman)
💬 Ne Zaman Kullanılır?
Geniş zaman, her gün yaptığımız işleri, alışkanlıkları ve tekrarlanan olayları anlatmak için kullanılır.
✅ 1. Olumlu Cümle (Positive)
Bir şeyi yapıyorum, yaparım demek istediğimizde kullanırız.
Burada yardımcı fiil yoktur.
Ama He / She / It öznesi varsa fiile -s eklenir.
🟢 Örnekler:
- I get up early. → Ben erken kalkarım.
- You play football. → Sen futbol oynarsın.
- He gets up early. → O erken kalkar.
- She plays tennis. → O tenis oynar.
👉 Gördün mü? “He, She, It” olunca fiile “-s” geldi.
❌ 2. Olumsuz Cümle (Negative)
Bir şeyi yapmıyorum demek istiyorsan “don’t” veya “doesn’t” kullanırsın.
- I, You, We, They → don’t
- He, She, It → doesn’t
🟥 Örnekler:
- I don’t get up late. → Geç kalkmam.
- They don’t eat junk food. → Onlar abur cubur yemezler.
- He doesn’t play football. → O futbol oynamaz.
- She doesn’t get up early. → O erken kalkmaz.
👉 “Doesn’t” varsa fiile -s gelmez (çünkü -s zaten “doesn’t”ta vardır).
❓ 3. Soru Cümlesi (Question)
Birinin yapıp yapmadığını sormak istiyorsan “Do” veya “Does” başa gelir.
- I, You, We, They → Do
- He, She, It → Does
🟡 Örnekler:
- Do you get up early? → Erken mi kalkarsın?
- Do they play football? → Futbol oynarlar mı?
- Does he get up late? → O geç mi kalkar?
- Does she play tennis? → O tenis oynar mı?
⏰ How Often…? (Ne Sıklıkla?)
Bir işin ne kadar sık yapıldığını sormak için kullanılır.
🧩 Örnekler:
- How often do you go running? → Ne sıklıkta koşuya gidersin?
- How often do you eat junk food? → Ne sıklıkta abur cubur yersin?
- How often do you train? → Ne sıklıkta antrenman yaparsın?
🔁 Frequency Adverbs (Sıklık Zarfları)
| Oran | İngilizcesi | Türkçesi | Örnek Cümle | Cümlenin Türkçesi |
|---|---|---|---|---|
| %100 | always | her zaman | I always brush my teeth. | Her zaman dişlerimi fırçalarım. |
| %90 | usually | genellikle | She usually gets up early. | O genellikle erken uyanır. |
| %70 | often | sık sık | We often play basketball. | Biz sık sık basketbol oynarız. |
| %50 | sometimes | bazen | I sometimes eat pizza. | Bazen pizza yerim. |
| %10 | seldom / rarely | nadiren | He seldom goes out. | O nadiren dışarı çıkar. |
| %0 | never | hiç, asla | I never drink cola. | Ben asla kola içmem. |
💡 Bu kelimeler özne ile fiil arasına gelir.
🕓 Zaman ve Sıklık İfadeleri
🔸 “Every…” ile başlayan ifadeler:
- every morning – her sabah
- every day – her gün
- every week – her hafta
- every month – her ay
- every weekend – her hafta sonu
🔸 “Once / Twice / Three times…”:
- once a day – günde bir kez
- twice a week – haftada iki kez
- three times a year – yılda üç kez
🔸 Diğerleri:
- early – erken
- late – geç
- in the morning – sabah
- in the evening – akşam
- at night – gece
- on Mondays – pazartesileri
- from … to … – …’den …’e kadar
- after / before / until – sonra / önce / kadar
🧾 Example Sentences (Örnek Cümleler)
- I get up early every morning. (Her sabah erken kalkarım.)
- I go to the cinema every weekend. (Her hafta sonu sinemaya giderim.)
- We go to theatre once a week. (Haftada bir kez tiyatroya gideriz.)
- He goes to a tennis course twice a month. (Ayda iki kez tenis kursuna gider.)
- They work seven days a week. (Haftada yedi gün çalışırlar.)
- I read a book after 9 p.m. (Saat 9’dan sonra kitap okurum.)
🎶 Song Time! (Şarkı Zamanı!)
🎵 “I like music, yes I do,
Hip-hop, rock and pop too!
Concerts, dancing, that’s my style,
Teen life rocks, makes me smile!” 🎵
Bu şarkıyı arkadaşlarınla söyleyerek bu konuyu iyice pekiştir!
🎨 Fun Homework! (Eğlenceli Ödev!)
Arkadaşlarının sevdikleri ve sevmedikleri müzik türlerini öğren ve bunları eğlenceli bir poster olarak hazırla. Sınıfta paylaş ve arkadaşlarının tercihlerine saygı göstermeyi unutma!
📝 Quick Quiz (Hızlı Quiz)
🎯 What Have We Learned in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğrendik?)
Bu ünitede kişisel zevklerimizi, tercihlerimizi, düşüncelerimizi ve günlük rutin davranışlarımızı ifade etmeyi öğrendik! Günlük hayatında bu yapıları kullanarak İngilizceni geliştir!