🌴 6. Sınıf İngilizce 7. Ünite: Holidays (Tatil) Konu Anlatımı ve Kelimeleri
🤔 What Will We Learn in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğreneceğiz?)
- Talking about past events (Geçmişte olan olayları anlatma)
- Making simple inquiries (Basit sorular sorma)
- Basit geçmiş zaman (simple past tense) kullanarak “What did you do…?” sorularını yanıtlama
🏆 Vocabulary (Kelime Listesi)
| English (with Emoji) | Turkish | Example Sentence | Türkçe Çeviri |
|---|---|---|---|
| forest 🌳 | orman | We walked in the forest yesterday. | Dün ormanda yürüdük. |
| flower 🌼 | çiçek | She picked some flowers in the field. | Tarlada birkaç çiçek topladı. |
| fruit 🍏 | meyve | They found fresh fruit on the trees. | Ağaçlarda taze meyve buldular. |
| lake 🏞️ | göl | We swam in the lake last summer. | Geçen yaz gölde yüzdük. |
| mountain 🏔️ | dağ | He climbed a mountain last weekend. | Geçen hafta sonu bir dağa tırmandı. |
| pick ✋ | toplamak | I like to pick fruit in the orchard. | Bahçede meyve toplamayı severim. |
| river 🏞️ | nehir | They sailed down the river. | Nehir boyunca yelken açtılar. |
| sailing ⛵ | yelken sporu | We tried sailing on the lake. | Gölde yelken sporunu denedik. |
| seaside 🏖️ | deniz kıyısı | She stayed at the seaside hotel. | Deniz kıyısındaki bir otelde kaldı. |
| sightseeing 🗺️ | gezip görme | We went sightseeing in the old town. | Eski şehirde gezip gördük. |
| skiing ⛷️ | kayak yapma | I learned skiing in the mountains. | Dağlarda kayak yapmayı öğrendim. |
| snowball ❄️ | kartopu | We made snowballs last winter. | Geçen kış kartopu yaptık. |
| snowman ⛄ | kardan adam | He built a snowman in the yard. | Bahçede bir kardan adam yaptı. |
| tree 🌲 | ağaç | They climbed a tree to pick fruit. | Meyve toplamak için bir ağaca tırmandılar. |
| 🌺 flower | çiçek | There is a beautiful flower in the garden. | Bahçede güzel bir çiçek var. |
| 🌳 forest | orman | We went for a walk in the forest. | Ormanda yürüyüşe çıktık. |
| 🍎 fruit | meyve | I eat fruit every day. | Her gün meyve yerim. |
| 🌊 lake | göl | The lake is very deep. | Göl çok derin. |
| 📚 learn | öğrenmek | I want to learn a new language. | Yeni bir dil öğrenmek istiyorum. |
| 🏔 mountain | dağ | They climbed the mountain. | Onlar dağa tırmandılar. |
| 🍏 pick | toplamak | We pick apples in autumn. | Sonbaharda elma toplarız. |
| 🏞 river | nehir | The river flows very fast. | Nehir çok hızlı akıyor. |
| ⛵ sailing | yelken sporu | We went sailing last summer. | Geçen yaz yelken açtık. |
| 🏖 seaside | deniz kenarı | We have a house by the seaside. | Deniz kenarında bir evimiz var. |
| 👀 sightseeing | gezi, gezip görme | We went sightseeing in Paris. | Paris’te gezmeye gittik. |
| 🎿 skiing | kayak | I love skiing in winter. | Kışın kayak yapmayı seviyorum. |
| ❄ snowball | kartopu | We had a snowball fight. | Kartopu savaşı yaptık. |
| ☃ snowman | kardan adam | The children built a snowman. | Çocuklar bir kardan adam yaptı. |
| 📖 study | ders çalışmak | I study English every evening. | Her akşam İngilizce çalışırım. |
| 🌲 tree | ağaç | There is a big tree in our garden. | Bahçemizde büyük bir ağaç var. |
🏔️ Talking about Past Events (Geçmişte Olan Olayları Anlatma)
Cümle Yapısı:
- Basit geçmiş zaman (Simple Past): did + V1 veya V2 (düzensiz fiiller)
- “I played, he visited, they climbed…”
- Neden Simple Past kullanırız?
Çünkü geçmişte gerçekleşen eylemleri anlatmak istediğimizde “-ed” ekini veya düzensiz fiilin ikinci hâlini kullanırız. Örneğin: “I learned skiing because it happened in the past.”
Examples (Örnekler):
- I played with my friends. (Arkadaşlarımla oynadım.)
- We walked in the forest yesterday. (Dün ormanda yürüdük.)
- He climbed trees and picked fruit. (Ağaçlara tırmandı ve meyve topladı.)
- She studied English during the holiday. (Tatilde İngilizce çalıştı.)
- They visited their grandparents last week. (Geçen hafta büyükanne ve büyükbabalarını ziyaret ettiler.)
Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller)
| Base Form (Fiillerin Birinci Halleri) | Past Tense Form (Fiillerin İkinci Halleri) | Örnek Cümleler | Cümlelerin Türkçesi |
|---|---|---|---|
| be (olmak) | was/were | The weather was sunny all day. | Hava bütün gün güneşliydi. |
| become (olmak, hâline gelmek) | became | She became a doctor after many years of study. | O, yıllarca çalıştıktan sonra doktor oldu. |
| begin (başlamak) | began | The show began at exactly 8 p.m. | Gösteri tam saat 8’de başladı. |
| bite (ısırmak) | bit | The child bit into the juicy apple. | Çocuk sulu elmayı ısırdı. |
| blow (üflemek, esmek) | blew | The little girl blew bubbles in the park. | Küçük kız parkta baloncuk üfledi. |
| break (kırmak, bozmak) | broke | He broke his phone screen yesterday. | O, dün telefonunun ekranını kırdı. |
| bring (getirmek) | brought | My friend brought me some chocolate. | Arkadaşım bana biraz çikolata getirdi. |
| build (inşa etmek) | built | They built a small wooden house in the forest. | Onlar ormanda küçük bir ahşap ev inşa ettiler. |
| buy (satın almak) | bought | She bought a new handbag on sale. | O, indirimde yeni bir çanta aldı. |
| catch (yakalamak) | caught | The goalkeeper caught the ball quickly. | Kaleci topu hızlıca yakaladı. |
| choose (seçmek) | chose | I chose a blue notebook for school. | Okul için mavi bir defter seçtim. |
| come (gelmek) | came | My cousin came to stay with us last weekend. | Kuzenim geçen hafta sonu bizde kalmaya geldi. |
| cost (mal olmak, fiyatı olmak) | cost | This watch cost me a lot of money. | Bu saat bana çok pahalıya mal oldu. |
| cut (kesmek) | cut | She cut the cake into eight pieces. | O, pastayı sekiz parçaya böldü. |
| do (yapmak) | did | He did the dishes after dinner. | O, akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkadı. |
| draw (çizmek) | drew | She drew a rainbow with colorful pencils. | O, renkli kalemlerle bir gökkuşağı çizdi. |
| drink (içmek) | drank | He drank a cup of tea before bed. | O, yatmadan önce bir fincan çay içti. |
| drive (sürmek, araba kullanmak) | drove | They drove to the beach for a picnic. | Onlar piknik için sahile araba sürdüler. |
| eat (yemek yemek) | ate | She ate a bowl of cereal for breakfast. | O, kahvaltıda bir kase mısır gevreği yedi. |
| fall (düşmek) | fell | The leaves fell from the trees in autumn. | Sonbaharda yapraklar ağaçlardan düştü. |
| feel (hissetmek) | felt | I felt very happy after hearing the good news. | Güzel haberi duyduktan sonra çok mutlu hissettim. |
| fight (savaşmak, dövüşmek) | fought | The soldiers fought bravely in the battle. | Askerler savaşta cesurca savaştı. |
| find (bulmak) | found | She found an old photograph in a drawer. | O, çekmecede eski bir fotoğraf buldu. |
| fly (uçmak) | flew | The helicopter flew over the mountains. | Helikopter dağların üzerinden uçtu. |
| forget (unutmak) | forgot | He forgot to bring his notebook to school. | O, okul için defterini getirmeyi unuttu. |
| freeze (donmak) | froze | The pond froze during the cold winter. | Gölet soğuk kış boyunca dondu. |
| get (almak, elde etmek) | got | She got a letter from her best friend. | O, en iyi arkadaşından bir mektup aldı. |
| give (vermek) | gave | He gave his mother a bouquet of flowers. | O, annesine bir buket çiçek verdi. |
| go (gitmek) | went | We went to the zoo last weekend. | Geçen hafta sonu hayvanat bahçesine gittik. |
| grow (büyümek, gelişmek) | grew | The little boy grew so fast this year. | Küçük çocuk bu yıl çok hızlı büyüdü. |
| hang (asmak, sarkıtmak) | hung | He hung his wet clothes outside to dry. | O, ıslak kıyafetlerini kuruması için dışarı astı. |
| have (sahip olmak) | had | They had a wonderful trip to the mountains. | Onlar dağlara harika bir gezi yaptı. |
| hear (duymak) | heard | I heard birds singing in the morning. | Sabah kuşların şarkı söylediğini duydum. |
| hide (saklamak, saklanmak) | hid | The little girl hid behind the sofa. | Küçük kız kanepenin arkasına saklandı. |
| hit (vurmak, çarpmak) | hit | He hit the punching bag three times. | O, boks torbasına üç kez vurdu. |
| hold (tutmak, kavramak) | held | She held the baby gently in her arms. | O, bebeği nazikçe kollarında tuttu. |
| hurt (incitmek, acıtmak) | hurt | He hurt his back while lifting a heavy box. | Ağır bir kutu kaldırırken sırtını incitti. |
| leave (ayrılmak, terk etmek) | left | They left the hotel early in the morning. | Sabah erken saatlerde otelden ayrıldılar. |
| lend (ödünç vermek) | lent | She lent me her favorite book. | O, bana en sevdiği kitabını ödünç verdi. |
| lose (kaybetmek) | lost | I lost my umbrella on the bus. | Otobüste şemsiyemi kaybettim. |
| make (yapmak, üretmek) | made | My grandma made delicious cookies. | Büyükannem lezzetli kurabiyeler yaptı. |
| meet (buluşmak, tanışmak) | met | We met for coffee after work. | İşten sonra kahve içmek için buluştuk. |
| pay (ödemek) | paid | He paid for everyone’s dinner. | O, herkesin yemeğinin parasını ödedi. |
| put (koymak, yerleştirmek) | put | She put her phone in her bag. | O, telefonunu çantasına koydu. |
| read (okumak) | read | I read a newspaper article about climate change. | İklim değişikliği hakkında bir gazete makalesi okudum. |
| ride (binmek, sürmek) | rode | They rode their bikes to school. | Onlar okula bisikletle gittiler. |
| ring (çalmak, zil çalmak) | rang | The alarm clock rang at 7 a.m. | Çalar saat sabah 7’de çaldı. |
| rise (yükselmek, doğmak) | rose | The temperature rose to 35°C. | Sıcaklık 35°C’ye yükseldi. |
| run (koşmak) | ran | He ran to catch the last bus. | Son otobüsü yakalamak için koştu. |
| say (söylemek, demek) | said | She said she was very happy. | O, çok mutlu olduğunu söyledi. |
| see (görmek) | saw | I saw a shooting star last night. | Dün gece bir kayan yıldız gördüm. |
| sell (satmak) | sold | They sold their house last year. | Onlar geçen yıl evlerini sattılar. |
| send (göndermek) | sent | He sent an email to his teacher. | O, öğretmenine bir e-posta gönderdi. |
| shut (kapamak, kapatmak) | shut | She shut the window because of the wind. | O, rüzgar nedeniyle pencereyi kapattı. |
| sing (şarkı söylemek) | sang | The boy sang a song at the school concert. | Çocuk, okul konserinde bir şarkı söyledi. |
| sink (batmak) | sank | The boat sank after hitting a rock. | Tekne bir kayaya çarptıktan sonra battı. |
| sit (oturmak) | sat | We sat on the grass and had a picnic. | Çimlere oturup piknik yaptık. |
| sleep (uyumak) | slept | She slept for ten hours last night. | O, dün gece on saat uyudu. |
| speak (konuşmak) | spoke | He spoke in front of a large audience. | O, büyük bir kalabalığın önünde konuştu. |
| spend (harcamak, geçirmek) | spent | They spent the whole day at the amusement park. | Onlar tüm günü lunaparkta geçirdi. |
| stand (ayakta durmak) | stood | She stood by the window and watched the rain. | O, pencerenin yanında durup yağmuru izledi. |
| steal (çalmak, hırsızlık yapmak) | stole | Someone stole my backpack from the café. | Birisi kafede sırt çantamı çaldı. |
| swim (yüzmek) | swam | We swam in the sea during our vacation. | Tatilimiz sırasında denizde yüzdük. |
| take (almak, götürmek) | took | He took a selfie with his friends. | O, arkadaşlarıyla bir selfie çekti. |
| teach (öğretmek) | taught | She taught me how to play the piano. | O, bana piyano çalmayı öğretti. |
| tell (söylemek, anlatmak) | told | He told an interesting fact about space. | O, uzay hakkında ilginç bir bilgi anlattı. |
| think (düşünmek) | thought | I thought about calling you last night. | Dün gece seni aramayı düşündüm. |
| throw (atmak, fırlatmak) | threw | She threw a stone into the river. | O, nehre bir taş attı. |
| understand (anlamak) | understood | He understood the teacher’s explanation. | O, öğretmenin açıklamasını anladı. |
| wear (giymek, takmak) | wore | She wore sunglasses at the beach. | O, sahilde güneş gözlüğü taktı. |
| win (kazanmak) | won | They won the football match. | Onlar futbol maçını kazandı. |
| write (yazmak) | wrote | He wrote a short story for the school magazine. | O, okul dergisi için kısa bir hikâye yazdı. |
❓ Making Simple Inquiries (Basit Sorular Sorma)
Cümle Yapısı:
- “What did you do…?”, “Where did you go…?”, “Did s/he visit…?”
- Neden “did” kullanırız?
Çünkü Simple Past’ta soru cümleleri oluştururken “did” yardımcı fiili cümlenin başına getiririz. Örneğin: “What did you do because we want to ask about a past action?”
Examples (Örnekler):
- What did you do in your holiday? (Tatilde ne yaptın?)
- Did he climb the mountain? (O dağa tırmandı mı?)
- Where did they go yesterday? (Dün nereye gittiler?)
- Did you learn skiing last winter? (Geçen kış kayak yapmayı öğrendin mi?)
- When did she pick those flowers? (O çiçekleri ne zaman topladı?)
Dialogue (Diyalog):
Friend A: What did you do during your holiday? (Tatilin boyunca ne yaptın?)
Friend B: I learned skiing in the mountains. (Dağlarda kayak yapmayı öğrendim.)
Friend A: Wow! That sounds cool. Did you enjoy it? (Vay! Kulağa harika geliyor. Keyif aldın mı?)
Friend B: Yes, I did. It was exciting! (Evet, aldım. Çok heyecan vericiydi!)
🎉 Fun Activity (Eğlenceli Etkinlik)
- Holiday Flipbook: Her öğrenci tatilde ne yaptığını resimleyip altına basit geçmiş zamanla kısa cümleler yazar (“I picked flowers,” “I swam in the lake,” vb.).
- Did or Didn’t? Öğretmen cümleler okur (“… visited grandparents”), öğrenciler “Did!” ya da “Didn’t!” şeklinde kartlarını kaldırarak doğru yanıtı gösterir.
🎶 Song Time! (Şarkı Zamanı!)
“I climbed a tree, picked fruit so sweet,
Sailed on a river, oh what a treat,
I played with friends in the forest deep,
These memories are mine to keep!”
Bu şarkıyı arkadaşlarınla söyleyerek bu konuyu iyice pekiştir!
🏠 Fun Homework (Eğlenceli Ödev)
- Holiday Postcard: Geçmiş bir tatilini düşün, bir kartpostal tasarla. Arkasına “I visited…, I enjoyed…” gibi cümlelerle kısa bir yazı ekle.
- Did You…? Survey: Ailene veya arkadaşlarına “Did you go to the seaside?” gibi sorular sor. Yanıtlarını “Yes, I did / No, I didn’t” şeklinde not al.
Quick Quiz (Kısa Quiz)
- What did you do in your holiday?
A) I went skiing. (Kayak yapmaya gittim.)
B) I go skiing. (Kayak yapmaya gidiyorum.)
C) I was skiing. (Kayak yapıyordum.)
D) I have skiing. (Kayak yaptım.) - Did he climb the mountain yesterday?
A) Yes, he climbs. (Evet, tırmanıyor.)
B) Yes, he did. (Evet, tırmandı.)
C) No, he do not. (Hayır, yapmadı.)
D) Yes, he was. (Evet, öyleydi.) - She studied English last week.
A) Geçen hafta İngilizce çalıştı.
B) Geçen hafta İngilizce çalışıyor.
C) Gelecek hafta İngilizce çalışacak.
D) O İngilizce seviyor. - Did they walk in the forest yesterday?
A) Yes, they do. (Evet, yaparlar.)
B) No, they not walk. (Hayır, yürümediler.)
C) Yes, they did. (Evet, yürüdüler.)
D) Yes, they are. (Evet, öyleler.) - We picked fruit and made a salad.
A) Meyve topladık ve bir salata yaptık.
B) Meyve topluyoruz ve salata yapıyoruz.
C) Meyve alışverişine gittik.
D) Meyveyi seviyoruz.
Answer Key: 1) A, 2) B, 3) A, 4) C, 5) A
🤗 What Have We Learned in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğrendik?)
- Talking about past events: Basit geçmiş zamanla tatil anılarını “I visited… / I learned…” diye anlatmayı
- Making simple inquiries: “What did you do…?” sorusunu “did” yardımcı fiiliyle oluşturmayı ve neden kullandığımızı (“Çünkü geçmişi sormak istiyoruz.”)
- Yeni kelimeler (forest, fruit, skiing vb.) ve bu kelimeleri geçmiş olayları anlatırken nasıl kullanabileceğimizi
Tebrikler! Artık tatil anılarını ve geçmişteki etkinlikleri İngilizce paylaşabilir, “did” sorularıyla arkadaşlarının neler yaptığını öğrenebilirsin.