📚 YKS-Dil Sınavında Y Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları
İngilizce öğrenirken ya da herhangi bir İngilizce sınavına hazırlanırken kelime ezberlemek en önemli konulardan birisidir ve sadece kelimenin anlamını ezberlemeye çalışmak, hem kelimeyi tam anlamıyla öğrenmek hem de kalıcı bir şekilde öğrenmek açısından verimli bir ezberleme yöntemi değildir. Kelimeleri daha kalıcı hale getirmek ve daha iyi anlamak için cümle içerisinde kullanımlarını görmek çok önemlidir. Bu nedenle senin için YKS-Dil / İngilizce YDT sınavında en çok çıkan kelimeleri harf harf listeledik ve cümle içerisinde kullandık!
| Kelime | Anlamı | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| yard | avlu, bahçe | The kids are playing in the yard. | Çocuklar bahçede oynuyor. |
| yawn | esnemek | He yawned during the lecture. | Ders sırasında esnedi. |
| year | yıl | This year went by so fast. | Bu yıl çok hızlı geçti. |
| yearn | özlemini çekmek | She yearns for her hometown. | Memleketinin özlemini çekiyor. |
| yeast | maya | Yeast is used to make bread. | Ekmek yapımında maya kullanılır. |
| yell | bağırmak | He yelled for help. | Yardım için bağırdı. |
| yellow | sarı | She wore a yellow dress. | Sarı bir elbise giydi. |
| yes | evet | Yes, I agree with you. | Evet, sana katılıyorum. |
| yesterday | dün | We met yesterday. | Dün buluştuk. |
| yet | henüz, ama | I haven’t finished yet. | Henüz bitirmedim. |
| yield | ürün vermek, teslim olmak | The farm yields good crops. | Çiftlik iyi ürün veriyor. |
| young | genç | He is young and energetic. | Genç ve enerjik. |
| youth | gençlik | Youth is full of dreams. | Gençlik hayallerle doludur. |
| yogurt | yoğurt | I eat yogurt every day. | Her gün yoğurt yerim. |
| yearly | yıllık | It’s a yearly event. | Bu yıllık bir etkinlik. |
| yourself | kendin | Be yourself. | Kendin ol. |
| youth unemployment | genç işsizliği | Youth unemployment is increasing. | Genç işsizliği artıyor. |
| yawning gap | büyük uçurum | There is a yawning gap between rich and poor. | Zengin ve fakir arasında büyük bir uçurum var. |
| yardstick | ölçüt, kriter | Profit is not the only yardstick of success. | Kâr, başarının tek ölçütü değildir. |
| yes vote | evet oyu | The majority gave a yes vote. | Çoğunluk evet oyu verdi. |
| youth culture | gençlik kültürü | Music is part of youth culture. | Müzik, gençlik kültürünün bir parçasıdır. |
| yearly income | yıllık gelir | His yearly income is quite high. | Yıllık geliri oldukça yüksek. |
| yoga | yoga | Yoga reduces stress. | Yoga stresi azaltır. |
| yacht | yat | They own a luxury yacht. | Lüks bir yatları var. |
| yard sale | bahçe satışı | They had a yard sale on Sunday. | Pazar günü bahçede satış yaptılar. |
| yearning for | özlem duymak | He is yearning for freedom. | Özgürlük özlemi çekiyor. |
| youthful | genç gibi, dinç | She has a youthful appearance. | Genç bir görünümü var. |
| yield to | boyun eğmek | Don’t yield to pressure. | Baskıya boyun eğme. |
| yellowish | sarımsı | The walls look yellowish. | Duvarlar sarımsı görünüyor. |
| year-long | bir yıl süren | It was a year-long project. | Bir yıl süren bir projeydi. |
| yearly report | yıllık rapor | The company published its yearly report. | Şirket yıllık raporunu yayınladı. |
| youth hostel | gençlik yurdu | We stayed at a youth hostel. | Bir gençlik yurdunda kaldık. |
| yawn-inducing | sıkıcı | The speech was yawn-inducing. | Konuşma sıkıcıydı. |
| you | sen, siz | You are my best friend. | Sen benim en iyi arkadaşımsın. |
| your | senin, sizin | Is this your bag? | Bu senin çantan mı? |
| yourself | kendin | Believe in yourself. | Kendine inan. |
| yourselves | kendiniz | Help yourselves to some food. | Kendinize yiyecek alın. |
| youngster | genç, delikanlı | The youngsters are playing football. | Gençler futbol oynuyor. |
| youthful spirit | genç ruh | He has a youthful spirit. | Genç bir ruhu var. |
| year-round | yıl boyunca | This shop is open year-round. | Bu dükkan yıl boyunca açık. |
| yellow fever | sarı humma | Yellow fever is a serious disease. | Sarı humma ciddi bir hastalıktır. |
| young generation | genç nesil | The young generation loves technology. | Genç nesil teknolojiyi seviyor. |
| youthful energy | gençlik enerjisi | He still has youthful energy. | Hâlâ gençlik enerjisi var. |
| yearly budget | yıllık bütçe | The yearly budget was approved. | Yıllık bütçe onaylandı. |
| youth employment | genç istihdamı | Youth employment is a challenge. | Genç istihdamı bir zorluktur. |
| youth movement | gençlik hareketi | The youth movement supports climate action. | Gençlik hareketi iklim eylemini destekliyor. |
| yellow card | sarı kart | The player got a yellow card. | Oyuncu sarı kart gördü. |
| yield result | sonuç vermek | Hard work yields results. | Çok çalışma sonuç verir. |
| year after year | her yıl | The company grows year after year. | Şirket her yıl büyüyor. |
| yearning heart | özlem dolu kalp | Her yearning heart longed for love. | Özlem dolu kalbi sevgiye hasretti. |
| yellow journalism | sansasyonel gazetecilik | Yellow journalism spreads fake news. | Sansasyonel gazetecilik sahte haber yayar. |
| young at heart | ruhu genç | He is 70 but young at heart. | 70 yaşında ama ruhu genç. |
| yield benefit | fayda sağlamak | Education yields lifelong benefits. | Eğitim yaşam boyu fayda sağlar. |
Bu kelimeleri hallettiysen Z harfi ile başlayan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!
Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!