📚 YKS-Dil Sınavında F Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları
İngilizce öğrenirken ya da herhangi bir İngilizce sınavına hazırlanırken kelime ezberlemek en önemli konulardan birisidir ve sadece kelimenin anlamını ezberlemeye çalışmak, hem kelimeyi tam anlamıyla öğrenmek hem de kalıcı bir şekilde öğrenmek açısından verimli bir ezberleme yöntemi değildir. Kelimeleri daha kalıcı hale getirmek ve daha iyi anlamak için cümle içerisinde kullanımlarını görmek çok önemlidir. Bu nedenle senin için YKS-Dil / İngilizce YDT sınavında en çok çıkan kelimeleri harf harf listeledik ve cümle içerisinde kullandık!
| Kelime | Anlamı | Örnek Cümle | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| facilitate | kolaylaştırmak | This software facilitates learning. | Bu yazılım öğrenmeyi kolaylaştırır. |
| fade | solmak | The colors faded over time. | Renkler zamanla soldu. |
| fail | başarısız olmak | They failed to complete the task. | Görevi tamamlayamadılar. |
| faint | bayılmak | She fainted in the heat. | Sıcaktan bayıldı. |
| fairly | oldukça, adil şekilde | The exam was fairly easy. | Sınav oldukça kolaydı. |
| faith | inanç | She has strong faith in God. | Tanrı’ya güçlü bir inancı var. |
| fake | sahte | They sold fake products. | Sahte ürünler sattılar. |
| fall | düşmek | He fell off the ladder. | Merdivenden düştü. |
| famine | kıtlık | Famine affected thousands of people. | Kıtlık binlerce insanı etkiledi. |
| fancy | süslü, istemek | She wore a fancy dress. | Süslü bir elbise giydi. |
| fantastic | harika | The view was fantastic. | Manzara harikaydı. |
| fare | ücret | Bus fares increased. | Otobüs ücretleri arttı. |
| fascinating | büyüleyici | The story was fascinating. | Hikaye büyüleyiciydi. |
| fashion | moda | Fashion changes quickly. | Moda hızla değişir. |
| fasten | bağlamak | Fasten your seatbelt. | Emniyet kemerinizi bağlayın. |
| fatal | ölümcül | The accident was fatal. | Kaza ölümcüldü. |
| fate | kader | Fate brought them together. | Kader onları bir araya getirdi. |
| fault | hata | It’s not my fault. | Bu benim hatam değil. |
| favor | iyilik, desteklemek | Could you do me a favor? | Bana bir iyilik yapar mısın? |
| feasible | yapılabilir | This plan is feasible. | Bu plan uygulanabilir. |
| feature | özellik | The main feature is speed. | Ana özellik hızdır. |
| federal | federal | The federal government made changes. | Federal hükümet değişiklik yaptı. |
| feed | beslemek | They feed the animals every day. | Hayvanları her gün besliyorlar. |
| feedback | geri bildirim | We received positive feedback. | Olumlu geri bildirim aldık. |
| feel | hissetmek | I feel tired. | Yorgun hissediyorum. |
| fellow | arkadaş | My fellow students are supportive. | Sınıf arkadaşlarım destekleyici. |
| fertile | verimli | This land is very fertile. | Bu toprak çok verimli. |
| fetch | gidip getirmek | Can you fetch me some water? | Bana biraz su getirebilir misin? |
| fever | ateş | He has a high fever. | Yüksek ateşi var. |
| fiction | kurgu | I love science fiction. | Bilim kurguyu severim. |
| fierce | şiddetli | The competition is fierce. | Rekabet çok şiddetli. |
| figure out | çözmek, anlamak | I can’t figure out this problem. | Bu sorunu çözemiyorum. |
| file | dosyalamak | She filed a complaint. | Şikayet dosyaladı. |
| fill | doldurmak | He filled the glass with water. | Bardağı suyla doldurdu. |
| filter | süzmek | Use this to filter the water. | Suyu süzmek için bunu kullan. |
| finalize | tamamlamak | They finalized the report. | Raporu tamamladılar. |
| finance | finanse etmek | The project is financed by the EU. | Proje AB tarafından finanse ediliyor. |
| find | bulmak | They found a solution. | Bir çözüm buldular. |
| fine | ceza, iyi | He paid the fine. | Cezayı ödedi. |
| firm | firma, sıkı | This firm produces cars. | Bu firma araba üretiyor. |
| fit | uymak | The dress fits perfectly. | Elbise mükemmel uydu. |
| fix | tamir etmek | They fixed the machine. | Makineyi tamir ettiler. |
| flag | bayrak | The Turkish flag is red. | Türk bayrağı kırmızıdır. |
| flame | alev | Flames spread quickly. | Alevler hızla yayıldı. |
| flash | parlamak | Lightning flashed in the sky. | Gökyüzünde şimşek çaktı. |
| flat | düz, daire | The road is flat. | Yol düzdür. |
| flee | kaçmak | They fled the country. | Ülkeden kaçtılar. |
| flexible | esnek | Working hours are flexible. | Çalışma saatleri esnektir. |
| float | yüzmek | The boat floated on the water. | Tekne suda yüzdü. |
| flood | sel, taşmak | Heavy rain caused a flood. | Şiddetli yağmur sel oluşturdu. |
| flourish | gelişmek | Business flourished. | İşler gelişti. |
| flow | akmak | The river flows fast. | Nehir hızlı akar. |
| focus | odaklanmak | Focus on your work. | İşine odaklan. |
| fold | katlamak | He folded the paper. | Kağıdı katladı. |
| follow | takip etmek | She followed the instructions. | Talimatları takip etti. |
| forbid | yasaklamak | Smoking is forbidden here. | Burada sigara içmek yasaktır. |
| force | zorlamak, güç | They forced him to leave. | Onu ayrılmaya zorladılar. |
| forecast | tahmin | The weather forecast is bad. | Hava tahmini kötü. |
| foreign | yabancı | He speaks four foreign languages. | Dört yabancı dil konuşuyor. |
| foresee | ön görmek | No one foresaw this problem. | Kimse bu sorunu öngörmedi. |
| forget | unutmak | Don’t forget your keys. | Anahtarlarını unutma. |
| forgive | affetmek | Can you forgive me? | Beni affedebilir misin? |
| form | oluşturmak, şekil | They formed a new team. | Yeni bir takım oluşturdular. |
| former | önceki | The former president attended. | Eski başkan katıldı. |
| formulate | formüle etmek | They formulated a plan. | Bir plan formüle ettiler. |
| fortune | servet, şans | He inherited a fortune. | Büyük bir servet miras aldı. |
| foster | teşvik etmek, büyütmek | They foster creativity. | Yaratıcılığı teşvik ediyorlar. |
| found | kurmak | They founded a company. | Bir şirket kurdular. |
| fracture | kırık | He had a leg fracture. | Bacağında kırık vardı. |
| fragile | kırılgan | The glass is fragile. | Bu cam çok kırılgan. |
| framework | çerçeve | We need a legal framework. | Yasal bir çerçeveye ihtiyacımız var. |
| fraud | dolandırıcılık | He was accused of fraud. | Dolandırıcılıkla suçlandı. |
| free | serbest, ücretsiz | The service is free. | Hizmet ücretsizdir. |
| freeze | donmak | Water freezes at 0°C. | Su 0°C’de donar. |
| frequent | sık sık | He’s a frequent traveler. | O, sık seyahat eden biridir. |
| friction | sürtüşme | There was friction between them. | Aralarında sürtüşme vardı. |
| frighten | korkutmak | The noise frightened the baby. | Gürültü bebeği korkuttu. |
| fulfill | yerine getirmek | They fulfilled their promises. | Sözlerini yerine getirdiler. |
| function | işlev | The main function is heating. | Ana işlev ısıtmadır. |
| fund | fon, finanse etmek | The project was funded by the state. | Proje devlet tarafından finanse edildi. |
Bu kelimeleri hallettiysen G harfi ile başlayan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!
Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!