📚 YDS’de N Harfiyle Başlayan En Çok Çıkan 100 Kelime ve Cümle İçinde Kullanımları

İngilizce öğrenirken veya YDS gibi zorlu İngilizce sınavlarına hazırlanırken kelime dağarcığını geliştirmek, başarının en temel anahtarlarından biridir. Ancak pek çok kişi, kelimelerin sadece Türkçe karşılıklarını ezberleyerek büyük bir hata yapar. Bu yöntem, kalıcı bir öğrenme sağlamadığı gibi, sınavlarda karşılaşılan uzun cümlelerde de zorluk yaşamana neden olur.

Gerçekten kalıcı ve doğru bir İngilizce kelime öğrenimi için, kelimeleri cümle içinde nasıl kullanıldığını görerek öğrenmek gerekir. Bu yöntem hem kelimenin anlamını daha iyi kavramanı sağlar hem de sınavlarda gelen cümleleri hızlı ve net biçimde anlamana yardımcı olur.

Bu yüzden senin için YDS’de en çok çıkan, N harfiyle başlayan İngilizce kelimeleri özenle seçtik ve her birini örnek cümlelerle destekledik.

İngilizceTürkçeÖrnek CümleTürkçe
nailtırnak, çiviHe hammered the nail into the wall.Çiviyi duvara çaktı.
naivesaf, deneyimsizHe is too naive to see the truth.Gerçeği göremeyecek kadar saf.
nameisimWhat’s your name?Adın ne?
narrowdarThe street is very narrow.Sokak çok dar.
nationulusThe whole nation celebrated the victory.Tüm ulus zaferi kutladı.
nationalulusalIt’s a national holiday today.Bugün ulusal bayram.
nativeyerliHe is a native speaker of English.O İngilizceyi ana dili olarak konuşuyor.
naturaldoğalThis juice is 100% natural.Bu meyve suyu %100 doğal.
naturedoğaWe went hiking to enjoy nature.Doğanın tadını çıkarmak için yürüyüşe çıktık.
navigateyön bulmakCan you navigate to the nearest gas station?En yakın benzin istasyonuna yol bulabilir misin?
nearyakınThe school is near my house.Okul evime yakın.
nearbyyakındaThere’s a park nearby.Yakında bir park var.
nearlyneredeyseIt’s nearly finished.Neredeyse bitti.
neatdüzenli, temizYour handwriting is very neat.El yazın çok düzenli.
necessarygerekliIt is necessary to study hard.Sıkı çalışmak gerekli.
necessitygereklilikFood is a basic necessity.Yiyecek temel bir gerekliliktir.
needihtiyaç duymakI need some help.Biraz yardıma ihtiyacım var.
needleiğneShe threaded the needle.İpliği iğneye geçirdi.
negativeolumsuzThe results were negative.Sonuçlar olumsuzdu.
neglectihmal etmekDon’t neglect your health.Sağlığını ihmal etme.
negotiatemüzakere etmekThey negotiated a better deal.Daha iyi bir anlaşma müzakere ettiler.
negotiationmüzakereThe negotiations took weeks.Müzakereler haftalar sürdü.
neighborkomşuOur neighbor is very friendly.Komşumuz çok arkadaş canlısı.
neighborhoodmahalleI grew up in this neighborhood.Bu mahallede büyüdüm.
neitherhiçbiriNeither answer is correct.Cevapların hiçbiri doğru değil.
nervesinirHe damaged a nerve in his arm.Kolundaki bir siniri zedeledi.
nervousgerginI’m nervous about the exam.Sınav hakkında gerginim.
nestyuvaThe bird built a nest in the tree.Kuş ağaçta yuva yaptı.
netağ, netThe fishermen repaired their nets.Balıkçılar ağlarını tamir etti.
networkağ, şebekeWe have a strong network of friends.Güçlü bir arkadaş ağımız var.
neutraltarafsızThe referee must remain neutral.Hakem tarafsız kalmalı.
neveraslaI never eat fast food.Asla fast food yemem.
neverthelessyine deIt was raining; nevertheless, we went out.Yağmur yağıyordu; yine de dışarı çıktık.
newyeniI bought a new car.Yeni bir araba aldım.
newshaberDid you hear the news?Haberi duydun mu?
newspapergazeteHe reads the newspaper every morning.Her sabah gazete okur.
nextsonrakiSee you next week.Gelecek hafta görüşürüz.
nicehoş, güzelThat’s a nice dress.O güzel bir elbise.
nightgeceI couldn’t sleep last night.Geçen gece uyuyamadım.
nightmarekabusI had a terrible nightmare.Korkunç bir kabus gördüm.
ninedokuzThe meeting starts at nine.Toplantı dokuzda başlıyor.
noblesoyluHe comes from a noble family.Soylu bir aileden geliyor.
noisegürültüThe noise woke me up.Gürültü beni uyandırdı.
nominateaday göstermekThey nominated her for president.Onu başkanlığa aday gösterdiler.
nominationadaylıkHer nomination surprised everyone.Onun adaylığı herkesi şaşırttı.
nonehiçbiriNone of them wanted to go.Onların hiçbiri gitmek istemedi.
nonethelessbuna rağmenIt was cold; nonetheless, he went swimming.Hava soğuktu; buna rağmen yüzmeye gitti.
normalnormalThat’s a normal reaction.Bu normal bir tepki.
normallygenellikleI normally wake up at 7.Genelde 7’de uyanırım.
northkuzeyThey live in the north of the city.Şehrin kuzeyinde yaşıyorlar.
northernkuzeyli, kuzeyNorthern countries get less sunlight.Kuzey ülkeleri daha az güneş alır.
noseburunMy nose is blocked.Burnum tıkalı.
notabledikkate değerHe made a notable contribution.Dikkate değer bir katkı sağladı.
notenot, notaWrite a note to remind yourself.Kendine hatırlatmak için bir not yaz.
nothinghiçbir şeyThere’s nothing here.Burada hiçbir şey yok.
noticefark etmek, duyuruDid you notice the change?Değişikliği fark ettin mi?
notionfikir, kavramThat’s a strange notion.Bu garip bir fikir.
novelroman, yeniShe wrote a historical novel.Tarihi bir roman yazdı.
nowşimdiI’m busy now.Şimdi meşgulüm.
nowadaysgünümüzdeNowadays, people use smartphones.Günümüzde insanlar akıllı telefon kullanıyor.
nowherehiçbir yerThe wallet is nowhere to be found.Cüzdan hiçbir yerde bulunamıyor.
nuclearnükleerThey discussed nuclear energy.Nükleer enerjiyi tartıştılar.
numbersayıWhat’s your phone number?Telefon numaran ne?
numeroussayısız, çokShe has numerous friends.Sayısız arkadaşı var.
nursehemşireThe nurse checked my blood pressure.Hemşire tansiyonumu ölçtü.
nurserykreş, fidanlıkTheir child goes to a nursery.Çocukları kreşe gidiyor.
nutritionbeslenmeGood nutrition is vital for health.İyi beslenme sağlık için hayati.
nutskuruyemiş, deliI love eating nuts.Kuruyemiş yemeyi severim.
naivesafDon’t be so naive.Bu kadar saf olma.
navigateyön bulmakThey navigated through the forest.Ormanda yol buldular.
neglectfulihmalkarHe was neglectful of his duties.Görevlerini ihmal etti.
negotiatepazarlık yapmakThey negotiated a new contract.Yeni bir sözleşme için pazarlık yaptılar.
needymuhtaçThey helped needy families.Muhtaç ailelere yardım ettiler.
neatnessdüzenlilikShe likes neatness in her work.İşinde düzenliliği sever.
newcomeryeni gelenHe’s a newcomer in our office.O ofisimizde yeni biri.
neutralizeetkisiz hale getirmekThe army tried to neutralize the threat.Ordu tehdidi etkisiz hale getirmeye çalıştı.
nominationadaylıkHer nomination was unexpected.Onun adaylığı beklenmedikti.
notifybildirmekPlease notify me of any changes.Lütfen herhangi bir değişikliği bana bildir.
nourishbeslemekA mother nourishes her child.Bir anne çocuğunu besler.
noveltyyenilikPeople like the novelty of new products.İnsanlar yeni ürünlerin yeniliğini sever.
nuanceince farkThere’s a nuance in meaning.Anlamda ince bir fark var.
nuisancebaş belası, sıkıntıMosquitoes are a nuisance.Sivrisinekler baş belasıdır.
nullifygeçersiz kılmakThe contract was nullified.Sözleşme geçersiz kılındı.
numerousçok sayıdaHe gave numerous examples.Çok sayıda örnek verdi.
nurturebüyütmek, geliştirmekParents nurture their children.Ebeveynler çocuklarını büyütür.
nutshellkısacaIn a nutshell, it was a success.Kısaca, bu bir başarıydı.
nuzzlesürtünmek (sevgiyle)The dog nuzzled her hand.Köpek eline sevgiyle sürtündü.
niftykullanışlı, harikaThat’s a nifty little gadget.Bu harika küçük bir alet.
narratoranlatıcıThe narrator told the story beautifully.Anlatıcı hikayeyi güzelce anlattı.
negotiategörüşmek, anlaşmakThey negotiated with the investors.Yatırımcılarla görüştüler.
nostalgiaözlemI felt nostalgia for my childhood.Çocukluğuma özlem duydum.
nocturnalgece aktif olanOwls are nocturnal animals.Baykuşlar gece aktif hayvanlardır.
notablekayda değerIt was a notable event.Bu kayda değer bir olaydı.
noviceacemiHe’s a novice at skiing.Kayakta acemi.
nurturebakmak, büyütmekThey nurture new talent carefully.Yeni yetenekleri özenle yetiştirirler.
nominateaday göstermekThey nominated him for an award.Onu bir ödüle aday gösterdiler.
notorietykötü şöhretHe gained notoriety after the scandal.Skandaldan sonra kötü şöhret kazandı.
nutrientbesin öğesiVitamins are important nutrients.Vitaminler önemli besin öğeleridir.
nucleusçekirdekThe nucleus is the center of a cell.Çekirdek hücrenin merkezidir.
numericsayısalEnter the numeric code.Sayısal kodu gir.

Bu kelimeleri hallettiysen, YDS’de O harfi ile başlayan, en çok çıkan İngilizce kelimelere geçmeyi unutma!

Eğer başka harflerde eksiklerin varsa, harflere buradan göz atmayı unutma!

Multiders sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin