8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 6. Ünite: Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Konu Anlatımı ve Test
Neler Öğreneceğiz?
• Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkelerini ve amaçlarını öğreneceğiz.
• Lozan’dan sonra çözülemeyen dış politika sorunlarını tanıyacağız.
• Yabancı Okullar Sorunu, Dış Borçlar Sorunu, Musul Sorunu ve Nüfus Mübadelesi konularını öğreneceğiz.
• Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi, Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı gibi önemli gelişmeleri inceleyeceğiz.
• Hatay’ın Türkiye’ye katılma sürecini öğreneceğiz.
Kavram Kartları
Mütekabiliyet
Karşılıklılık anlamına gelir. Bir devletin başka bir devlete yaptığı uygulamaya aynı şekilde karşılık verilmesidir.
Pakt
Devletler arasında yapılan iş birliği ve dayanışma anlaşmasıdır.
Antant
Devletler arasında kurulan dostluk ve anlaşma birliğidir.
Mübadele
Karşılıklı yer değiştirme anlamına gelir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus değişimini ifade eder.
Kamuoyu
Bir toplumun belli bir konu hakkındaki genel düşüncesidir.
Dış Siyaset
Bir devletin başka devletlerle olan ilişkilerini düzenleme biçimidir.
Musul Sorunu
Lozan’da çözülemeyen ve Türkiye ile İngiltere arasında yaşanan önemli dış politika sorunlarından biridir.
Yabancı Okullar Sorunu
Türkiye’nin egemenlik hakkı çerçevesinde çözmeye çalıştığı eğitim ve dış politika konusudur.
Dış Borçlar
Osmanlı Devleti’nden kalan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ödemeyi kabul ettiği borçlardır.
Milletler Cemiyeti
Dünya barışını korumak amacıyla kurulan uluslararası kuruluştur. Türkiye 1932’de üye olmuştur.
Balkan Antantı
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan bölgesel iş birliği anlaşmasıdır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Boğazlar üzerindeki Türkiye’nin egemenlik haklarını güçlendiren önemli sözleşmedir.
Sadabat Paktı
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan ve doğu sınır güvenliğini destekleyen pakttır.
Hatay Meselesi
Hatay’ın önce bağımsız bir cumhuriyet olması, ardından Türkiye’ye katılmasıyla sonuçlanan dış politika sürecidir.
Yurtta Barış, Dünyada Barış
Atatürk’ün Türk dış politikasında barışçı anlayışı özetleyen önemli sözüdür.
Gerçekçilik
Dış politikada hayallere değil, ülkenin gücüne ve şartlara göre hareket etme anlayışıdır.
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Temel Anlayışı
Türkiye Cumhuriyeti, dış politikada güçlü görünmek için gereksiz maceralara atılan bir devlet olmamıştır. Atatürk döneminde esas amaç, bağımsızlığı korumak, millî sınırlar içinde kalmak, barışçı davranmak, eşit şartlarda ilişki kurmak, hukuka bağlı kalmak, gerçekçi olmak ve millî güce dayanmak olmuştur. Bu anlayışın en özlü ifadesi de “Yurtta barış, dünyada barış” sözüdür.
Bu dönemde Türkiye bir yandan kendi haklarını korumaya çalışmış, diğer yandan başka devletlerin iç işlerine karışmamıştır. Ama aynı saygıyı karşı taraftan da beklemiştir. Böylece dış politika hem barışçı hem de onurlu bir çizgide yürütülmüştür.
Unutma 💡
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında en önemli hedef, bağımsız ve saygın bir devlet olarak barışı korumaktır.

Lozan’dan Sonra Türk Dış Politikasının Genel Yönü
Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye’nin bağımsızlığı büyük ölçüde kabul edildi. Ancak bazı konular kesin biçimde çözülemedi. Bu yüzden Türkiye, sonraki yıllarda dış politikada önce bu sorunları çözmeye yöneldi. Daha sonra ise Avrupa ve Orta Doğu’daki gelişmelere göre güvenlik politikalarını güçlendirdi.
Bu nedenle 6. ünitede olayları iki bölüm gibi düşünebiliriz:
İlk bölümde Lozan’dan kalan sorunlar, ikinci bölümde ise 1930’lu yıllarda barışı ve sınır güvenliğini güçlendiren adımlar vardır.
Yabancı Okullar Sorunu
Osmanlı Devleti zamanında kapitülasyonların etkisiyle birçok yabancı okul açılmıştı. Bu okulların bazıları zamanla eğitim dışında farklı etkiler oluşturmaya başlamıştı. Cumhuriyet yönetimi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bütün okulları Millî Eğitim Bakanlığına bağlamak isteyince bazı ülkeler buna karşı çıktı. Türkiye ise bunu kendi egemenlik hakkı olarak gördü ve geri adım atmadı. Böylece yabancı okullar meselesinde Türkiye kendi iç işlerine karışılmasına izin vermemiş oldu.
Dış Borçlar Sorunu
Osmanlı Devleti’nden kalan dış borçlar, yeni Türk devletinin önüne çıkan önemli ekonomik ve siyasi konulardan biriydi. Türkiye bu sorunu savaşla değil, görüşmeler yoluyla çözmeye çalıştı. Borçlar daha sonra belirli bir plan çerçevesinde ödenmeye devam etti. Böylece Türkiye, geçmişten kalan ağır bir sorunu kontrollü şekilde yönetmiş oldu.
Musul Sorunu
Lozan’da çözülemeyen en önemli meselelerden biri Musul Sorunu oldu. Türkiye, Musul’un Misakımillî sınırları içinde yer aldığını savunuyordu. Ancak İngiltere bu bölgeyi Irak’a bağlamak istiyordu. Sorun önce ikili görüşmelerle çözülemeyince Milletler Cemiyetine taşındı. Cemiyet İngiltere lehine karar verdi. Türkiye askerî bir adım atmayı düşünse de ülkedeki iç gelişmeler yüzünden bu mümkün olmadı. Sonunda yapılan Ankara Antlaşması ile Musul Irak’a bırakıldı.
Bu gelişme Türkiye açısından istenilen sonuç olmasa da yeni devlet, şartları dikkate alarak gerçekçi bir politika izledi. Böylece dış politikada duygularla değil, ülkenin o günkü gücü ve imkânlarıyla hareket edildi.
Nüfus Mübadelesi
Lozan’dan sonra Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan anlaşmaya göre, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri dışında kalan Türk ve Rum nüfusun karşılıklı olarak yer değiştirmesi kabul edildi. Ancak uygulamada anlaşmazlıklar çıktı. Özellikle Yunanistan’ın İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak istemesi gerginliğe neden oldu. Sorun bir süre çözülemedi. Daha sonra iki ülke arasında yapılan görüşmelerle uzlaşma sağlandı ve 10 Haziran 1930 Antlaşması ile mesele çözüme yaklaştı.
Bu gelişme yalnızca bir nüfus meselesi değildi. Aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan arasında ilişkilerin düzelmesine de katkı sağladı. Sonraki yıllarda kurulan bölgesel iş birlikleri için de uygun bir ortam oluştu.
Unutma 💡
Nüfus Mübadelesi, hem karşılıklılık ilkesini hem de Türkiye’nin sorunları barışçı yollarla çözme anlayışını gösterir.

Milletler Cemiyetine Giriş
Türkiye, dünya barışına katkı sağlamak ve uluslararası alanda daha etkin yer almak amacıyla 1932’de Milletler Cemiyetine üye oldu. Bu gelişme, Türkiye’nin artık dünyada saygın ve güvenilir bir devlet olarak görüldüğünü gösteriyordu. Ayrıca Türkiye, uluslararası meselelerde sadece kendi çıkarını değil, genel barışı da önemseyen bir politika izlediğini göstermiş oldu.
Balkan Antantı
1930’lu yıllarda Avrupa’da bazı devletlerin yayılmacı politikaları Balkanlarda da tedirginlik oluşturdu. Bunun üzerine Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı imzalandı. Bu antantın amacı Balkanlarda barışı korumak ve sınır güvenliğini sağlamaktı. Türkiye bu anlaşmayla özellikle batı sınırını güvence altına aldı.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Lozan’dan sonra Boğazlar üzerindeki tam egemenlik Türkiye’ye bırakılmamıştı. Boğazların yönetiminde uluslararası bir komisyon vardı. Bu durum Türkiye’nin egemenlik haklarını sınırlıyordu. 1930’lu yıllarda dünya şartları değişince Türkiye yeni bir düzenleme istedi. Bunun sonucunda 20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşmeyle Boğazlarla ilgili yetkiler büyük ölçüde Türkiye’ye geçti. Böylece Türkiye, Boğazlar üzerinde daha güçlü bir hâkimiyet kurdu.
Bu başarı, Atatürk döneminin en önemli dış politika kazanımlarından biridir. Çünkü burada amaç sadece bir su yolunu kontrol etmek değil, aynı zamanda egemenliği güçlendirmekti.
Sadabat Paktı
İtalya’nın Orta Doğu’ya yönelik tehditleri bölgedeki devletleri iş birliğine yöneltti. Bunun üzerine Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 8 Temmuz 1937’de Sadabat Paktı imzalandı. Bu paktla üye devletler birbirlerinin sınırlarına saygı göstermeyi ve iç işlerine karışmamayı kabul etti. Türkiye böylece doğu sınırını güvence altına aldı.
Unutma 💡
Balkan Antantı batıda, Sadabat Paktı ise doğuda güvenliği güçlendiren önemli adımlardır.
Hatay’ın Türkiye’ye Katılması
Lozan’da Hatay, Fransa mandası altındaki Suriye sınırları içinde bırakılmıştı. Ancak Hatay’daki Türk nüfus ve bölgenin millî önemi nedeniyle mesele kapanmadı. Atatürk bu konuyu yakından takip etti. Fransa’nın bölgeden çekilme süreci başlayınca sorun yeniden gündeme geldi. Yapılan görüşmeler sonunda önce Hatay Cumhuriyeti kuruldu, ardından Hatay Meclisi 1939’da Türkiye’ye katılma kararı aldı. Böylece Hatay ana vatana katıldı.
Hatay’ın kazanılması, Atatürk döneminde dış politikanın sabır, diplomasi ve millî kararlılıkla nasıl başarıya ulaşabileceğinin çok güzel bir örneğidir. Bu olay, savaşmadan da büyük millî sonuçlar alınabileceğini gösterir.
Neler Öğrendik?
• Atatürk Dönemi Türk dış politikasının bağımsızlık, barışçılık, gerçekçilik, eşitlik ve millî menfaat anlayışına dayandığını öğrendik.
• Lozan’dan sonra Türkiye’nin önce Yabancı Okullar, Dış Borçlar, Musul ve Nüfus Mübadelesi gibi sorunları çözmeye çalıştığını gördük.
• Türkiye’nin 1932’de Milletler Cemiyetine girdiğini öğrendik.
• Balkan Antantı ile batı sınırının, Sadabat Paktı ile doğu sınırının güvence altına alınmaya çalışıldığını öğrendik.
• Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğinin güçlendiğini öğrendik.
• Hatay’ın 1939’da ana vatana katılmasıyla dış politikada önemli bir başarı elde edildiğini öğrendik.
Test Zamanı!
Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel anlayışını en iyi yansıtan söz aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan’da çözülemeyen sorunlardan biri olan Musul meselesi hangi devletle yaşanmıştır?
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’nin doğu sınırını güvence altına almak amacıyla imzaladığı pakttır?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye aşağıdakilerden hangisini büyük ölçüde elde etmiştir?
Hatay’ın ana vatana katılması aşağıdakilerden hangisinin bir sonucudur?