🔬 8. Sınıf İngilizce 9. Ünite: Science (Bilim) Konu Anlatımı ve Kelimeleri 🔬
📚 What Will We Learn in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğreneceğiz?)
- Describing the actions happening currently (Şu anda gerçekleşen olayları anlatma)
- Talking about past events (Geçmiş olayları anlatma)
📖 Vocabulary (Kelime Listesi)
| English Word | Türkçe Anlamı | Example Sentence | Türkçe Çeviri |
|---|---|---|---|
| lab 🔬 | laboratuvar | Scientists are working in the lab. | Bilim insanları laboratuvarda çalışıyor. |
| invent 🛠️ | icat etmek | Thomas Edison invented the light bulb. | Thomas Edison ampulü icat etti. |
| discover 🔍 | keşfetmek | Newton discovered gravity. | Newton yerçekimini keşfetti. |
| do an experiment 🧪 | deney yapmak | We did an experiment in science class. | Fen dersinde bir deney yaptık. |
| explore 🚀 | keşfetmek, araştırmak | Astronauts explore space. | Astronotlar uzayı keşfederler. |
| high-tech 📱 | yüksek teknoloji | This is a high-tech device. | Bu, yüksek teknolojiye sahip bir cihazdır. |
| safety 🦺 | güvenlik | Safety is important in science labs. | Bilim laboratuvarlarında güvenlik önemlidir. |
| result 📊 | sonuç | The experiment had a surprising result. | Deneyin şaşırtıcı bir sonucu oldu. |
| search 🔎 | araştırmak | Scientists search for new planets. | Bilim insanları yeni gezegenler araştırıyor. |
| cell 🧬 | hücre | Our bodies have many cells. | Vücudumuzda birçok hücre vardır. |
| cure 💊 | tedavi etmek, tedavi | Doctors are trying to find a cure. | Doktorlar bir tedavi bulmaya çalışıyor. |
| explode 💥 | patlamak | The chemical can explode easily. | Bu kimyasal madde kolayca patlayabilir. |
| genius 🧠 | dahi, üstün zekalı | Einstein was a genius. | Einstein bir dahiydi. |
| invent 💡 | icat etmek | Edison invented the light bulb. | Edison ampulü icat etti. |
| process ⚙️ | süreç, işlem | Learning English is a long process. | İngilizce öğrenmek uzun bir süreçtir. |
| scientific 👩🔬 | bilimsel | That’s a scientific fact. | Bu bilimsel bir gerçektir. |
| succeed 🏅 | başarmak | She worked hard to succeed. | Başarmak için çok çalıştı. |
| test tube 🧪 | deney tüpü | We used a test tube in the experiment. | Deneyde bir deney tüpü kullandık. |
| vaccination 💉 | aşılama, aşı | Vaccination protects us from diseases. | Aşılama bizi hastalıklardan korur. |
📖 Describing the Actions Happening Currently (Şu Anda Gerçekleşen Olayları Anlatma)
- Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman)
- am/is/are + verb + -ing kullanarak şu an olan olayları anlatırız.
- Example: I am reading a science book. (Bir bilim kitabı okuyorum.)
- Example: They are doing a chemistry experiment. (Onlar bir kimya deneyi yapıyorlar.)
Examples
- Scientists are searching for a new vaccine. (Bilim insanları yeni bir aşı arıyor.)
- She is working on a science project. (O, bir bilim projesi üzerinde çalışıyor.)
- We are doing research in the laboratory. (Laboratuvarda araştırma yapıyoruz.)
- The students are preparing a presentation about famous inventors. (Öğrenciler ünlü mucitler hakkında bir sunum hazırlıyor.)
- He is testing a new formula. (O, yeni bir formülü test ediyor.)
📖 Talking About Past Events (Geçmiş Olayları Anlatma)
- Simple Past Tense (Geçmiş Zaman)
- Regular verbs (Düzenli fiiller): fiile “-ed” ekleyerek kullanılır.
- Example: He invented a new machine. (O, yeni bir makine icat etti.)
- Irregular verbs (Düzensiz fiiller): fiilin ikinci hali kullanılır.
- Example: She found a new method. (O, yeni bir yöntem buldu.)
- Regular verbs (Düzenli fiiller): fiile “-ed” ekleyerek kullanılır.
Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller)
| Base Form (Fiillerin Birinci Halleri) | Past Simple Form (Fiillerin İkinci Halleri) | Meaning (Anlamı) | Example Sentence (Örnek Cümle) | Translation (Çeviri) |
|---|---|---|---|---|
| 🧟 be | was/were | olmak | She was very happy yesterday. | O, dün çok mutluydu. |
| 🔄 become | became | olmak, haline gelmek | He became a doctor last year. | O, geçen yıl doktor oldu. |
| 🚦 begin | began | başlamak | The movie began at 8 PM. | Film akşam 8’de başladı. |
| 🐶 bite | bit | ısırmak | The dog bit my hand. | Köpek elimi ısırdı. |
| 💨 blow | blew | üflemek, esmek | The wind blew all night. | Rüzgar bütün gece esti. |
| 💔 break | broke | kırmak | He broke his phone. | O, telefonunu kırdı. |
| 🎁 bring | brought | getirmek | She brought me some coffee. | O bana biraz kahve getirdi. |
| 🏷️ build | built | inşa etmek | They built a new house. | Onlar yeni bir ev inşa ettiler. |
| 🛒 buy | bought | satın almak | I bought a new car. | Yeni bir araba satın aldım. |
| 🤚 catch | caught | yakalamak | He caught the ball. | O topu yakaladı. |
| ✅ choose | chose | seçmek | She chose the red dress. | O, kırmızı elbiseyi seçti. |
| 🚶 come | came | gelmek | They came to the party. | Onlar partiye geldi. |
| 💰 cost | cost | mal olmak | The book cost $20. | Kitap 20 dolar tuttu. |
| ✂️ cut | cut | kesmek | She cut her hair. | O, saçını kesti. |
| 🛠️ do | did | yapmak | He did his homework. | O, ödevini yaptı. |
| 🎨 draw | drew | çizmek | She drew a beautiful picture. | O, güzel bir resim çizdi. |
| 🥤 drink | drank | içmek | He drank a glass of water. | O, bir bardak su içti. |
| 🚗 drive | drove | sürmek | She drove to work. | O, işe arabayla gitti. |
| 🍽️ eat | ate | yemek | They ate lunch together. | Onlar birlikte öğle yemeği yedi. |
| 🍂 fall | fell | düşmek | He fell off the bike. | O, bisikletten düştü. |
| 💖 feel | felt | hissetmek | I felt very tired. | Kendimi çok yorgun hissettim. |
| 🥊 fight | fought | savaşmak, kavga etmek | They fought bravely. | Onlar cesurca savaştılar. |
| 🔍 find | found | bulmak | She found her keys. | O, anahtarlarını buldu. |
| ✈️ fly | flew | uçmak | The bird flew away. | Kuş uçup gitti. |
| 🧑🤬 forget | forgot | unutmak | I forgot his name. | Onun adını unuttum. |
| ❄️ freeze | froze | donmak | The lake froze in winter. | Göl kışın dondu. |
| 🎁 get | got | almak, edinmek | He got a new job. | O, yeni bir iş aldı. |
| 🍰 give | gave | vermek | She gave me a gift. | O bana bir hediye verdi. |
| 🏃 go | went | gitmek | They went to the beach. | Onlar sahile gitti. |
| 🌱 grow | grew | büyümek | The plant grew fast. | Bitki hızlı büyüdü. |
| 🎨 hang | hung | asmak | He hung the picture on the wall. | O, resmi duvara astı. |
| 🛋 have | had | sahip olmak | I had a great time. | Harika vakit geçirdim. |
| 🎧 hear | heard | duymak | She heard a strange noise. | O, garip bir ses duydu. |
| 🙈 hide | hid | saklamak | He hid the gift under the bed. | O, hediyeyi yatağın altına sakladı. |
| 💪 hit | hit | vurmak | He hit the ball hard. | O, topa sert vurdu. |
| ✋ hold | held | tutmak | She held my hand. | O, elimi tuttu. |
| 🧥 hurt | hurt | incitmek, yaralamak | He hurt his knee while playing. | O, oynarken dizini incitti. |
| 🚪 leave | left | ayrılmak | She left the house early. | O, evden erken ayrıldı. |
| 🤝 lend | lent | ödünç vermek | I lent him my book. | Ona kitabımı ödünç verdim. |
| 🔍 lose | lost | kaybetmek | He lost his keys. | O, anahtarlarını kaybetti. |
| 🛠️ make | made | yapmak | She made a cake. | O, bir kek yaptı. |
| 🤝 meet | met | buluşmak, tanışmak | They met at the café. | Onlar kafede buluştular. |
| 💰 pay | paid | ödemek | He paid the bill. | O, faturayı ödedi. |
| 📦 put | put | koymak | She put the book on the table. | O, kitabı masaya koydu. |
| 📚 read | read | okumak | I read an interesting book. | Ben ilginç bir kitap okudum. |
| 🚴 ride | rode | binmek (bisiklet, at vb.) | He rode his bike to school. | O, bisikletiyle okula gitti. |
| 📻 ring | rang | çalmak (zil, telefon vb.) | The phone rang suddenly. | Telefon aniden çaldı. |
| 🌄 rise | rose | yükselmek | The sun rose at 6 AM. | Güneş sabah 6’da doğdu. |
| 🏃 run | ran | koşmak | She ran five kilometers. | O, beş kilometre koştu. |
| 🗣️ say | said | söylemek | He said he was tired. | O, yorgun olduğunu söyledi. |
| 👀 see | saw | görmek | I saw a beautiful bird. | Ben güzel bir kuş gördüm. |
| 💳 sell | sold | satmak | She sold her old car. | O, eski arabasını sattı. |
| 📩 send | sent | göndermek | He sent me an email. | O bana bir e-posta gönderdi. |
| 🚪 shut | shut | kapatmak | She shut the door. | O, kapıyı kapattı. |
| 🎤 sing | sang | şarkı söylemek | She sang a lovely song. | O, güzel bir şarkı söyledi. |
| 🛥️ sink | sank | batmak | The ship sank in the storm. | Gemi fırtınada battı. |
| 🪑 sit | sat | oturmak | He sat on the bench. | O, bankta oturdu. |
| 💤 sleep | slept | uyumak | She slept early last night. | O, dün gece erken uyudu. |
| 🗣️ speak | spoke | konuşmak | He spoke in English. | O, İngilizce konuştu. |
| 💸 spend | spent | harcamak, geçirmek | She spent all her money. | O, tüm parasını harcadı. |
| 🧟 stand | stood | ayakta durmak | He stood near the window. | O, pencerenin yanında durdu. |
| 🔒 steal | stole | çalmak | Someone stole my wallet. | Biri cüzdanımı çaldı. |
| 🌊 swim | swam | yüzmek | He swam in the lake. | O, gölde yüzdü. |
| 📸 take | took | almak | She took a photo. | O, bir fotoğraf çekti. |
| 👨🏫 teach | taught | öğretmek | He taught math at school. | O, okulda matematik öğretti. |
| 💬 tell | told | söylemek, anlatmak | She told me a story. | O bana bir hikaye anlattı. |
| 🤔 think | thought | düşünmek | He thought about his future. | O, geleceğini düşünüdü. |
| ⚾ throw | threw | atmak | She threw the ball. | O, topu attı. |
| 🧠 understand | understood | anlamak | He understood the question. | O, soruyu anladı. |
| 👗 wear | wore | giymek | She wore a red dress. | O, kırmızı bir elbise giydi. |
| 🏆 win | won | kazanmak | They won the match. | Onlar maçı kazandı. |
| ✍️ write | wrote | yazmak | He wrote a letter. | O, bir mektup yazdı. |
Examples
- Marie Curie discovered radium. (Marie Curie radyumu keşfetti.)
- Scientists found a new fossil last week. (Bilim insanları geçen hafta yeni bir fosil buldu.)
- He invented a high-tech robot in 2010. (O, 2010 yılında yüksek teknolojili bir robot icat etti.)
- They did a biology experiment yesterday. (Onlar dün bir biyoloji deneyi yaptılar.)
- Newton discovered gravity centuries ago. (Newton yüzyıllar önce yerçekimini keşfetti.)
🎯 Fun Homework! (Eğlenceli Ödev!)
📜 1. Science Diary! Bir bilim insanı olduğunuzu hayal edin. Bugün laboratuvarda ne yaptığınızı anlatan kısa bir günlük yazın!
🖍️ 2. Draw & Label! En sevdiğiniz bilimsel keşfi çizin ve İngilizce olarak açıklamalar ekleyin!
🎭 3. Interview Time! Bir bilim insanı ile röportaj yaptığınızı düşünerek bir diyalog yazın. Örneğin: “What did you discover?”
📝 Quiz Time! (Çabuk Quiz)
1. What is the past form of ‘discover’?
A) Discovered
B) Discovering
C) Discovers
D) Discover
2. Which sentence is in Present Continuous Tense?
A) Scientists discovered a new planet.
B) She is doing an experiment.
C) Newton found the law of motion.
D) He invented the telephone.
3. Which one is an example of an invention?
A) The Moon
B) The wheel
C) The ocean
D) The planet Mars
4. Which of the following sentences is grammatically correct?
A) We does research in the lab.
B) They are do an experiment now.
C) Scientists did an experiment yesterday.
D) He discovering a new planet.
5. What does a scientist do?
A) Bakes a cake
B) Conducts experiments
C) Plays soccer
D) Sings a song
✅ Answer Key (Cevap Anahtarı)
- A
- B
- B
- C
- B
🔥 What Have We Learned in This Unit? (Bu Ünitede Neler Öğrendik?)
- Present Continuous Tense ile şu anda gerçekleşen olayları anlatmayı öğrendik.
- Simple Past Tense ile geçmişte gerçekleşen bilimsel olayları ifade etmeyi öğrendik.
- Bilim ve keşiflerle ilgili yeni kelimeler öğrendik!
Harika bir iş çıkardın! 🚀 Şimdi öğrendiklerini bilim dünyasında keşfetmeye devam et! 🔬