11. Sınıf İngilizce 3. Ünite: Hard Times 💔 (Zor Zamanlar) Konu Anlatımı ve Kelimeleri

🎯 What will we learn? (Bu ünitede neler öğreneceğiz?)

Hard Times ünitesinde;

✅Geçmişte belli bir anda devam eden eylemleri Past Continuous Tense ile anlatmayı

✅Geçmişte olup biten olayları Simple Past Tense ile ifade etmeyi

✅Geçmişte yapılan ama artık yapılmayan alışkanlıkları Used to ile anlatmayı

Vocabulary List (Kelime Listesi)

KelimelerTürkçe AnlamıÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
donation 🎁bağışShe made a donation to the local food bank.Yerel gıda bankasına bağışta bulundu.
immigrate 🌍göç etmekMany people immigrate to different countries for better opportunities.Birçok insan daha iyi fırsatlar için farklı ülkelere göç eder.
inspire 🌟ilham vermekHis story will inspire others to chase their dreams.Onun hikayesi, başkalarına hayallerinin peşinden gitmeleri için ilham verecek.
last resort ⚠️son çareIf nothing else works, we will use the last resort.Eğer başka hiçbir şey işe yaramazsa, son çareyi kullanacağız.
scholar 🎓akademisyen, bilim insanıHe is a well-respected scholar in the field of history.O, tarih alanında saygın bir akademisyendir.
shelter 🏠barınakThe animal shelter is always looking for volunteers.Hayvan barınağı her zaman gönüllü arıyor.
steady ⚖️istikrarlı, düzenliHe has a steady job and a stable life.O, istikrarlı bir işe ve düzenli bir hayata sahip.
struggle 💪mücadeleThey faced a tough struggle to reach their goals.Hedeflerine ulaşmak için zorlu bir mücadeleyle karşılaştılar.
toss 🥡fırlatmak, atmakHe tossed the ball to his teammate.Topu takım arkadaşına attı.
touching 😢dokunaklıThe movie had a touching ending that made everyone cry.Film, herkesi ağlatan dokunaklı bir sona sahipti.

🔵 Talking About Past Habits with “Used To” (“Used To” ile Geçmiş Alışkanlıklar Hakkında Konuşmak)

“Used to”, geçmişte sıklıkla yapılan ama artık yapılmayan davranışları ve artık geçerli olmayan durumları anlatır.

✔ When Do We Use It? (Ne Zaman Kullanırız?)

  • Geçmiş alışkanlıklardan bahsetmek için
  • Geçmiş yaşam tarzlarından bahsetmek için
  • Geçmişteki durumlardan bahsetmek için
  • Değişmiş davranışlardan bahsetmek için

✔ Affirmative Sentences (Olumlu Cümleler)

I used to wake up early during difficult days.
(Zor günlerde eskiden erken uyanırdım.)

She used to feel stressed before exams.
(Sınavlardan önce eskiden stresli hissederdi.)

They used to live in a small town.
(Eskiden küçük bir kasabada yaşarlardı.)

✔ Negative Sentences (Olumsuz Cümleler)

“Didn’t use to” ile cümle kurulur.

I didn’t use to panic easily.
(Eskiden kolay kolay paniklemezdim.)

He didn’t use to study at night.
(Eskiden gece çalışmazdı.)

✔ Questions (Sorular)

Soru sorarken “use to” kullanırız.

Did you use to worry a lot?
(Çok endişelenir miydin?)

Did they use to help each other?
(Birbirlerine yardım ederler miydi?)

🗨 Dialogue Example: Old Habits (Örnek Diyalog: Eski Alışkanlıklar)

A: Did you use to feel nervous before exams?
(Sınavlardan önce eskiden gergin olur muydun?)

B: Yes, I used to get very stressed during hard times.
(Evet, zor zamanlarda çok stres olurdu.)

A: What helped you deal with it?
(Peki bununla başa çıkmana ne yardımcı olurdu?)

B: I used to listen to calm music to relax.
(Rahatlamak için sakin müzik dinlerdim.)

A: Do you still do that today?
(Bugün de aynı şeyi yapıyor musun?)

B: No, I don’t. I don’t feel as stressed as before.
(Hayır yapmıyorum. Eskisi kadar stres hissetmiyorum.)

🔵Describing Events Happening at the Same Time in the Past (Geçmişte Aynı Anda Olan Olayları Anlatmak)

Simple Past Tense

Simple Past, geçmişte tamamlanmış eylemleri anlatır.

✔ When Do We Use It? (Ne Zaman Kullanılır?)

  • Gemişte olan ve biten olaylardan bahsederken

✔ Rules (Kurallar)

Fiilleri düzenli ve düzensiz olmak üzere ikiye ayırırız.

  • Düzenli fiiller -ed alır:
    help → helped, watch → watched
  • Düzensiz fiillerin ikinci halleri kullanılır:
    go → went, see → saw, feel → felt

Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller)

İngilizcede geçmiş hakkında konuşurken düzensiz fiilleri bilmek en önemli adımlardan birisidir. Dolayısıyla, aşağıdaki düzensiz fiilleri ezberlemek; bu konuya hakimiyetimizi artıracak, İngilizce’de geçmiş olaylar hakkında konuşmamızı, yazmamızı, okuyup anlamamızı mümkün kılacak ve soruları cevaplamak çok daha kolay olacak!

Kelimeİkinci HaliTürkçesiÖrnek CümleTürkçesi
arise 🌄aroseortaya çıkmakA problem arose suddenly.Bir sorun aniden ortaya çıktı.
awake ⏰awokeuyanmakHe awoke early today.Bugün erken uyandı.
be 🧍was/wereolmakShe was happy.O mutluydu.
bear 🐻boredayanmak, taşımakShe bore the pain bravely.Acıya cesurca dayandı.
beat 🥁beatdövmekHe beat the drum.Davulu çaldı.
become 🔄becameolmakHe became famous.Ünlü oldu.
begin ▶️beganbaşlamakThe show began late.Gösteri geç başladı.
bend 🌀bentbükmekHe bent the metal bar.Metal çubuğu büktü.
bet 💸betbahse girmekHe bet a lot of money.Çok para bahse girdi.
bid 💰bidteklif vermekThey bid higher for the painting.Tablonun fiyatını yükselttiler.
bite 🦷bitısırmakThe dog bit my hand.Köpek elimi ısırdı.
bleed 🩸bledkanamakHe bled after the cut.Kesikten sonra kanadı.
blow 💨blewüflemekThe wind blew hard.Rüzgâr sert esti.
break 💔brokekırmakShe broke the glass.Bardağı kırdı.
bring 🎁broughtgetirmekHe brought flowers.Çiçek getirdi.
broadcast 📺broadcastyayın yapmakThey broadcast the news.Haberleri yayınladılar.
build 🏗️builtinşa etmekThey built a house.Bir ev inşa ettiler.
burn 🔥burned/burntyanmakThe candle burned slowly.Mum yavaşça yandı.
burst 🎈burstpatlamakThe balloon burst.Balon patladı.
buy 🛒boughtsatın almakI bought a shirt.Bir gömlek aldım.
cast 🎣castatmakHe cast a fishing line.Olta attı.
catch 🎣caughtyakalamakShe caught the ball.Topu yakaladı.
choose ✅choseseçmekShe chose the red one.Kırmızı olanı seçti.
cling 🤝clungtutunmakThe child clung to her.Çocuk ona tutundu.
come 🚶‍♂️camegelmekThey came home.Eve geldiler.
cost 💰costtutmakThe bag cost 10 dollars.Çanta 10 dolar tuttu.
creep 🐍creptsürünmekThe spider crept slowly.Örümcek yavaşça süründü.
cut ✂️cutkesmekHe cut the rope.İpi kesti.
deal 🤝dealtilgilenmekShe dealt with the issue.Sorunla ilgilendi.
dig ⛏️dugkazmakHe dug a hole.Bir çukur kazdı.
do ✔️didyapmakI did my homework.Ödevimi yaptım.
draw ✏️drewçizmekShe drew a tree.Bir ağaç çizdi.
dream 💭dreamed/dreamtrüya görmekI dreamt about school.Okul hakkında rüya gördüm.
drink 🥤drankiçmekHe drank water.Su içti.
drive 🚗drovesürmekShe drove fast.Hızlı sürdü.
eat 🍽️ateyemekThey ate pizza.Pizza yediler.
fall 🍂felldüşmekHe fell down.Düştü.
feed 🐾fedbeslemekShe fed the cat.Kediyi besledi.
feel 💓felthissetmekI felt sad.Üzgün hissettim.
fight ⚔️foughtkavga etmekThey fought hard.Sert kavga ettiler.
find 🔍foundbulmakShe found her keys.Anahtarlarını buldu.
fit 👟fituymakThe shoes fit well.Ayakkabılar iyi uydu.
flee 🏃‍♂️fledkaçmakHe fled the area.Bölgeden kaçtı.
fly ✈️flewuçmakThey flew to Rome.Roma’ya uçtular.
forbid 🚫forbadeyasaklamakThey forbade smoking.Sigara içmeyi yasakladılar.
forget 🧠❌forgotunutmakI forgot my book.Kitabımı unuttum.
forgive 🤝forgaveaffetmekShe forgave him.Onu affetti.
freeze 🧊frozedonmakThe lake froze.Göl dondu.
get 🎯gotalmakI got your message.Mesajını aldım.
give 🎁gavevermekHe gave me candy.Bana şeker verdi.
go 🏃‍♂️wentgitmekThey went home.Eve gittiler.
grow 🌱grewbüyümekThe child grew fast.Çocuk hızlı büyüdü.
hang 🧥hungasmakHe hung his coat.Montunu astı.
have 📦hadsahip olmakI had a bike.Bir bisikletim vardı.
hear 👂heardduymakI heard a sound.Bir ses duydum.
hide 🙈hidsaklanmakHe hid behind the tree.Ağacın arkasına saklandı.
hit 🎯hitvurmakHe hit the ball.Topa vurdu.
hold ✋heldtutmakShe held my hand.Elimi tuttu.
hurt 🤕hurtincitmekHe hurt his arm.Kolunu incitti.
keep 🔒kepttutmakHe kept his promise.Sözünü tuttu.
kneel 🙏kneltdiz çökmekShe knelt down.Diz çöktü.
know 🧠knewbilmekI knew the truth.Gerçeği biliyordum.
lay 🛏️laidsermekShe laid the table.Masayı kurdu.
lead 🧭ledliderlik etmekHe led the team.Takıma liderlik etti.
lean 📐leant/leanedyaslanmakHe leaned on the wall.Duvara yaslandı.
leap 🦘leaptsıçramakThe cat leapt up.Kedi sıçradı.
leave 🚪leftayrılmakShe left early.Erken ayrıldı.
lend 🤲lentödünç vermekHe lent me money.Bana para verdi.
let ✔️letizin vermekShe let me play.Oynamama izin verdi.
lie 🛌layuzanmakHe lay on the bed.Yatağa uzandı.
lose 📉lostkaybetmekI lost my phone.Telefonumu kaybettim.
make 🛠️madeyapmakShe made tea.Çay yaptı.
mean 💬meantanlamına gelmekIt meant a lot.Çok şey ifade etti.
meet 🤝metbuluşmakWe met yesterday.Dün buluştuk.
mistake ❌mistookkarıştırmakI mistook him for Tom.Onu Tom sandım.
overcome 🧗‍♂️overcameüstesinden gelmekHe overcame fear.Korkunun üstesinden geldi.
pay 💳paidödemekI paid the bill.Hesabı ödedim.
put 📌putkoymakShe put it here.Onu buraya koydu.
quit 🚪quitbırakmakHe quit his job.İşini bıraktı.
read 📖readokumakShe read the book.Kitabı okudu.
ride 🚴rodebinmekHe rode a horse.Ata bindi.
ring 🔔rangçalmakThe bell rang.Zil çaldı.
rise 🌅roseyükselmekThe sun rose.Güneş doğdu.
run 🏃‍♀️rankoşmakShe ran fast.Hızlı koştu.
say 🗣️saidsöylemekHe said no.Hayır dedi.
see 👀sawgörmekI saw her.Onu gördüm.
seek 🔎soughtaramakThey sought help.Yardım istediler.
sell 🏷️soldsatmakShe sold her car.Arabasını sattı.
send 📤sentgöndermekI sent a letter.Bir mektup gönderdim.
set ⚙️setayarlamakThey set the rules.Kuralları koydular.
sew 🧵seweddikmekShe sewed a dress.Elbise dikti.
shake 🤝shooksallamakHe shook my hand.Elimi sıktı.
shine ☀️shoneparlamakThe sun shone.Güneş parladı.
shoot 🎯shotateş etmekHe shot the target.Hedefe ateş etti.
show 📺showedgöstermekShe showed me.Bana gösterdi.
shrink 📉shrankküçülmekThe shirt shrank.Gömlek küçüldü.
shut 🚪shutkapamakShe shut the door.Kapıyı kapadı.
sing 🎤sangşarkı söylemekHe sang beautifully.Güzel şarkı söyledi.
sink 🚢sankbatmakThe boat sank.Tekne battı.
sit 🪑satoturmakHe sat down.Oturdu.
sleep 😴sleptuyumakI slept well.İyi uyudum.
slide 🛝slidkaymakThe kids slid down.Çocuklar kaydı.
smell 👃smelled/smeltkokmakThe soup smelt great.Çorba güzel koktu.
speak 💬spokekonuşmakShe spoke kindly.Kibarca konuştu.
spend 💸spentharcamakI spent money.Para harcadım.
spin 🌀spundöndürmekHe spun the wheel.Tekerleği çevirdi.
spit 😝spattükürmekHe spat on the floor.Yere tükürdü.
split ✂️splitbölmekThey split the bill.Hesabı böldüler.
spoil 💥spoiled/spoiltbozmakHe spoiled the surprise.Sürprizi bozdu.
spread 🔄spreadyaymakThey spread the news.Haberi yaydılar.
spring 🌱sprangsıçramakThe cat sprang forward.Kedi öne sıçradı.
stand 🧍‍♂️stoodayakta durmakHe stood still.Kıpırdamadan durdu.
steal 🕵️stoleçalmakSomeone stole my bag.Biri çantamı çaldı.
stick 🩹stuckyapışmakThe note stuck there.Not oraya yapıştı.
sting 🐝stungsokmakThe bee stung me.Arı beni soktu.
stink 💩stankkötü kokmakThe room stank.Oda kötü koktu.
strike ⚡struckvurmakLightning struck the tree.Yıldırım ağaca çarptı.
swim 🏊swamyüzmekThey swam fast.Hızlı yüzdüler.
swing 🪀swungsallanmakShe swung on the swing.Salıncakta sallandı.
take 🤲tookalmakHe took my pen.Kalemimi aldı.
teach 👩‍🏫taughtöğretmekShe taught math.Matematik öğretti.
tear 📄toreyırtmakHe tore the paper.Kağıdı yırttı.
tell 📢toldanlatmakShe told a story.Hikâye anlattı.
think 🤔thoughtdüşünmekI thought about it.Onu düşündüm.
throw 🏐threwatmakHe threw the ball.Topu attı.
understand 💡understoodanlamakI understood you.Seni anladım.
wake ⏰wokeuyanmakI woke early.Erken uyandım.
wear 👕woregiymekShe wore a hat.Şapka taktı.
weep 😢weptağlamakHe wept loudly.Yüksek sesle ağladı.
win 🏆wonkazanmakThey won the game.Oyunu kazandılar.
write ✍️wroteyazmakHe wrote a poem.Bir şiir yazdı.

✔ Affirmative (Olumlu)

I felt lonely last year.
(Geçen yıl kendimi yalnız hissettim.)

They lost their house in the flood.
(Selde evlerini kaybettiler.)

We supported each other.
(Birbirimizi destekledik.)

✔ Negative (Olumsuz)

Olumsuz yapıda fiil yalın hâle döner, yani fiilin ikinci halini olumsuz cümle kurarken kullanmayız.

I didn’t sleep well.
(İyi uyumadım.)

She didn’t call me yesterday.
(Dün beni aramadı.)

✔ Questions (Sorular)

Aynı olumsuz cümlelerde yaptığımız gibi soru sorarken de fiilin yalın halini, yani, birinci halini kullanıyoruz. Fiillerin ikinci halini kullanmıyoruz.

Did you go to school yesterday?
(Dün okula gittin mi?)

Did he feel tired after work?
(İşten sonra yorgun hissetti mi?)

🗨 Dialogue Example: A Difficult Day (Örnek Diyalog – Zor Bir Gün)

A: How was your day yesterday?
(Dünün nasıldı?)

B: It was really bad. I lost my phone on the bus.
(Çok kötüydü. Otobüste telefonumu kaybettim.)

A: What did you do after that?
(Sonra ne yaptın?)

B: I went to the station and asked for help.
(Garaja gidip yardım istedim.)

A: Did they find your phone?
(Telefonunu buldular mı?)

B: Yes, someone returned it.
(Evet, biri geri getirmiş.)

Past Continuous Tense

Geçmişte belli bir anda devam eden eylemleri anlatır.

✔ When Do We Use It? (Ne Zaman Kullanılır?)

  • Uzun süren bir eylemin başka bir olay tarafından kesilmesini anlatırken
  • Aynı anda devam eden iki geçmiş eylemden bahsederken

✔ Rules (Kurallar)

Past Continuous Tense ile cümle kurmak istediğimizde fiile “-ing” eklememiz gerekiyor.

  • Normal koşullarda fiillere direkt “-ing” eklenir → work → working
  • Fiil sonu -e ile bitiyorsa e düşer → write → writing
  • Fiil tek heceli, sonu sessiz + sesli + sessiz ise son sessiz iki kere yazılırrun → running, sit → sitting

✔ Affirmative (Olumlu)

I was studying when the storm started.
(Fırtına başladığında ders çalışıyordum.)

They were walking home while it was raining.
(Yağmur yağarken eve yürüyorlardı.)

✔ Negative (Olumsuz)

I wasn’t sleeping when you called.
(Sen aradığında uyumuyordum.)

They weren’t watching TV.
(Televizyon izlemiyorlardı.)

✔ Questions (Sorular)

What were you doing during the blackout?
(Elektrikler kesildiğinde ne yapıyordun?)

Were they studying at 9 PM?
(Saat 9’da ders mi çalışıyorlardı?)

Use of As / When / While (As / When / While Kullanımı)

“As”, “when” ve “while” aynı anda gerçekleşen olaylardan bahsederken kullandığımız kelimelerdir.

While (…iken)

“While”, uzun süren bir eylemi anlatırken kullanılır.
Ardından her zaman devam eden bir eylem gelir.

🔹 Örnekler
  • While I was doing my homework, my brother was listening to music.
    (Ben ödevimi yaparken, kardeşim müzik dinliyordu.)
  • While she was cooking, the phone rang.
    (O yemek yaparken telefon çaldı.)
  • While they were walking to school, it started to rain.
    (Onlar okula yürürken yağmur yağmaya başladı.)
  • While we were studying, my dad was watching TV.
    (Biz ders çalışırken babam televizyon izliyordu.)
When (…dığı zaman / …anda)

“When”, genelde kısa olayı anlatmak için kullanılır.
Bu kısa olay, genellikle devam eden uzun olayın ortasında gerçekleşir.

🔹 Örnekler
  • I was sleeping when the alarm rang.
    (Alarm çaldığında uyuyordum.)
  • She was walking home when she saw a dog.
    (Eve yürürken bir köpek gördü.)
  • They were playing basketball when it started snowing.
    (Kar yağmaya başladığında basketbol oynuyorlardı.)
  • We were eating dinner when the lights went off.
    (Işıklar kesildiğinde akşam yemeği yiyorduk.)
As (…irken / tam o sırada)

“As”, “while” ile neredeyse aynı görevdedir.
İki eylemin eş zamanlı olduğunu vurgular.

🔹 Örnekler
  • As I was walking to school, I met my friend.
    (Okula yürürken arkadaşımla karşılaştım.)
  • As she was reading, her cat jumped on her lap.
    (O kitap okurken kedisi kucağına zıpladı.)
  • As we were having breakfast, my mom arrived home.
    (Biz kahvaltı yaparken annem eve geldi.)
  • As they were talking, the teacher entered the classroom.
    (Onlar konuşurken öğretmen sınıfa girdi.)

🗨 Dialogue Example: Earthquake (Örnek Diyalog: Deprem)

A: What were you doing when the earthquake happened?
(Deprem olduğunda ne yapıyordun?)

B: I was watching TV with my parents.
(Ailemlerle TV izliyordum.)

A: Were you scared?
(Korktun mu?)

B: Yes, I was. We were trying to stay calm.
(Evet. Sakin kalmaya çalışıyorduk.)

A: Did you go outside immediately?
(Hemen dışarı çıktınız mı?)

B: Yes, we did. We waited in the safe area.
(Evet çıktık. Güvenli bölgede bekledik.)

Common Time Expressions for Past Tenses (Geçmiş Zaman İçin Yaygın Zaman İfadeleri)

Time Expression ⏰Türkçesi 🇹🇷Example Sentence ✍️Türkçesi 🇹🇷
at that timeo andaI was at home at that time.O anda evdeydim.
🔙 theno zamanThen, we went to the park.O zaman parka gittik.
🕰️ at the timeo anAt the time, I didn’t know the truth.O an gerçeği bilmiyordum.
📅 this time yesterdaydün bu vakitlerThis time yesterday, I was studying.Dün bu vakitlerde ders çalışıyordum.
2️⃣ two days agoiki gün önceI met her two days ago.Onunla iki gün önce tanıştım.
🌙 all nighttüm geceShe studied all night.Tüm gece çalıştı.
🌞 all daytüm günThey played outside all day.Tüm gün dışarıda oynadılar.
🕕 at 6 o’clocksaat 6’daThe movie started at 6 o’clock.Film saat 6’da başladı.
📆 yesterdaydünI visited my cousin yesterday.Dün kuzenimi ziyaret ettim.
⏱️ from 3 to 5 yesterdaydün 3’ten 5’e kadarI studied from 3 to 5 yesterday.Dün 3’ten 5’e kadar ders çalıştım.
while-ikenShe was reading while I was cooking.Ben yemek pişirirken o okuyordu.
🌀 as-ikenAs I was walking, it started to rain.Ben yürürken yağmur yağmaya başladı.
just as-ikenJust as I arrived, the bell rang.Tam ben vardığımda zil çaldı.
when-diğindeWhen he called, I was sleeping.O aradığında uyuyordum.
🕰️ in the pastgeçmiştePeople lived differently in the past.Geçmişte insanlar farklı yaşardı.
📜 a long time agouzun zaman önceA long time ago, we lived in another city.Uzun zaman önce başka bir şehirde yaşıyorduk.
📅 the day beforebir gün önceI finished the project the day before.Projeyi bir gün önce bitirdim.
recentlyyakın zamandaI watched this movie recently.Bu filmi yakın zamanda izledim.
🗓️ in 20112011 yılındaThey moved here in 2011.Buraya 2011 yılında taşındılar.
🕒 a little while agoaz önceShe left a little while ago.Az önce ayrıldı.
an hour agobir saat önceHe called me an hour ago.Bir saat önce beni aradı.
🌅 this morningbu sabahI ate breakfast late this morning.Bu sabah kahvaltıyı geç yaptım.
👶 when I was bornben doğduğumdaMy parents lived in Ankara when I was born.Ben doğduğumda ailem Ankara’da yaşıyordu.
🕐 one week agobir hafta önceWe met one week ago.Bir hafta önce tanıştık.
📆 last weekgeçen haftaI visited my grandma last week.Geçen hafta büyükannemi ziyaret ettim.
🗓️ last monthgeçen ayLast month, we traveled to İzmir.Geçen ay İzmir’e seyahat ettik.
📅 last yeargeçen yılI started this school last year.Bu okula geçen yıl başladım.

🎉 Fun Activities (Eğlenceli Etkinlikler)

  • Memory Circle:
    Arkadaşlarınla bir halka oluştur ve sırayla geçmişte yaşadığınız zor bir anı “used to / simple past / past continuous” yapılarıyla paylaş. Böylece hem konuşma pratiği yap, hem konuyu pekiştir, hem de arkadaşların ile empati yap.
  • What Were You Doing? Game:
    Arkadaşlarınla bir zaman belirle (Örneğin: “at 8 PM yesterday”). Bu anda ne yaptığınızı past continuous ile birbirinize anlatın.

🎵 Song Time (Şarkı Zamanı)

Arkadaşlarınla birlikte bu şarkıyı dilediğiniz şekilde söyleyin!

🎶 Hard Times Song 🎶

When days were tough and skies were grey,
(Günler zordu ve gökyüzü griyken)
We kept on walking anyway.
(Yine de yürümeye devam ettik)
We used to worry all the time,
(Eskiden hep endişelenirdik)
But now we’re strong, and we will shine!
(Ama şimdi güçlüyüz ve parlayacağız!)

🏠 Fun Homeworks (Eğlenceli Ödevler)

  • My Hardest Day Paragraph:
    Geçmişte yaşadığın zor bir günü anlatan kısa bir paragraf yaz. Simple past ve past continuous kullanmayı unutma.
  • Used to Interview:
    Bir aile üyesiyle mini bir röportaj yap: “What did you use to do when you were my age?” sorusunu sor, cevapları deftere yaz.
  • Picture Story:
    Arkadaşlarınızla birbirinize bir resim verin ve bu resmin sizde çağrıştırdıkları ile past continuous + simple past kullanarak kısa bir hikâye oluşturun.

📝 Quick Quiz (Hızlı Quiz)

Multiders sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin