10. Sınıf İngilizce 3. Ünite: Legendary Figure 🏰 (Efsanevi Figür) Konu Anlatımı ve Kelimeleri

🎯 What will we learn? (Bu ünitede neler öğreneceğiz?)

✅ Geçmişteki aktiviteleri ve olayları anlatmayı,
✅ Olayları sıralı bir şekilde ifade etmeyi,
✅ Geçmişteki bir olayda karakterleri ve ortamı tarif etmeyi.

Vocabulary List (Kelime Listesi)

KelimeTürkçesiÖrnek CümleCümlenin Türkçesi
🅰️ abouthakkındaThe story is about a brave man.Hikâye cesur bir adam hakkındadır.
🤝 acceptkabul etmekThey accept the offer.Teklifi kabul ediyorlar.
🏆 achievementbaşarıThis award is a big achievement.Bu ödül büyük bir başarıdır.
🧬 ancestorata, soyundan gelenMy ancestors lived in this village.Atalarım bu köyde yaşardı.
allied naval forcesmüttefik deniz güçleriThe allied naval forces arrived at dawn.Müttefik deniz güçleri şafakta geldi.
🎯 ambitioushırslı, azimliShe is ambitious and works hard.O hırslı ve çok çalışıyor.
😡 angrykızgın, sinirliHe is angry because he lost the game.Oyunu kaybettiği için sinirli.
🪖 armyorduThe army protected the country.Ordu ülkeyi korudu.
💣 artillerymantopçu eriThe artilleryman fired the cannon.Topçu eri topu ateşledi.
⚔️ attacksaldırmakThe soldiers attack the enemy.Askerler düşmana saldırır.
🍽️ banquetziyafetThey prepared a big banquet.Büyük bir ziyafet hazırladılar.
🔪 bayonet bayonetThe soldier used his bayonet during close combat.Asker, yakın dövüşte bayoneti kullandı.
⚔️ battlesavaş, çarpışmaThe battle lasted for hours.Savaş saatlerce sürdü.
⚔️ battlefieldsavaş alanıThe soldiers fought bravely on the battlefield.Askerler, savaş alanında cesurca savaştılar.
🚢 battleshipsavaş gemisiThe battleship sailed at night.Savaş gemisi gece denize açıldı.
🧍 beolmakIt is hard to be patient.Sabırlı olmak zordur.
👶 be borndoğmakHe was born in 2008.2008 yılında doğdu.
🔄 becomeolmak, haline gelmekShe wants to become a doctor.Doktor olmak istiyor.
▶️ beginbaşlamakThe lesson begins at nine.Ders dokuzda başlar.
🙏 believeinanmakI believe in justice.Adalete inanıyorum.
🏹 besiegekuşatmakThe army besieged the castle.Ordu kaleyi kuşattı.
👍 betterdaha iyiThis plan is better than the last one.Bu plan sonuncudan daha iyi.
🙈 blindkör etmekThe light almost blinded me.Işık neredeyse beni kör etti.
💥 bombardingbombardımanThe bombarding damaged the walls.Bombardıman duvarlara zarar verdi.
📘 bookyer ayırtmakI want to book a table for two.İki kişilik masa ayırtmak istiyorum.
📦 borrowödünç almakCan I borrow your book?Kitabını ödünç alabilir miyim?
🦁 brave and strongcesur ve güçlüHe is brave and strong in hard times.Zor zamanlarda cesur ve güçlüdür.
🚪 break intozorla girmek, hırsızlık için girmekThieves tried to break into the house.Hırsızlar eve zorla girmeye çalıştı.
💣 break out(savaş, yangın vb.) patlak vermekA big war may break out.Büyük bir savaş patlak verebilir.
📞 callaramak, çağırmakPlease call me later.Lütfen beni sonra ara.
🚓 call the policepolisi aramakWe must call the police now.Şimdi polisi aramalıyız.
🎯 cannontop (silah)The cannon was very powerful.Top çok güçlüydü.
🧨 cannonballtop mermisiA cannonball hit the wall.Bir top mermisi duvara isabet etti.
📸 captureyakalamak, ele geçirmekThe police managed to capture the criminal after a long chase.Polis, uzun bir kovalamacanın ardından suçluyu ele geçirdi.
🏰 castlekaleThe king lived in a big castle.Kral büyük bir kalede yaşadı.
🎣 catchyakalamakThe police catch the thief.Polis hırsızı yakalar.
📅 centuryyüzyılIt happened in the 19th century.19. yüzyılda oldu.
certainkesin, eminI am certain about my decision.Kararımdan eminim.
🧗 challengemeydan okuma, zorlu görevThis exam is a big challenge for me.Bu sınav benim için büyük bir meydan okuma.
🔁 changedeğiştirmekPeople change over time.İnsanlar zamanla değişir.
🏃‍♂️ chasekovalamakThe dog chased the cat.Köpek kediyi kovaladı.
✔️ checkkontrol etmekCheck your answers carefully.Cevaplarını dikkatlice kontrol et.
chooseseçmekChoose the correct option.Doğru seçeneği seç.
🧑‍🏫 classmatessınıf arkadaşlarıMy classmates are very friendly.Sınıf arkadaşlarım çok arkadaşça.
🌊 coastkıyıWe walked along the coast.Kıyı boyunca yürüdük.
combinebirleştirmekCombine these ideas in one project.Bu fikirleri tek projede birleştir.
🚶 comegelmekPlease come here.Lütfen buraya gel.
🤝 come acrosskarşılaşmakI came across an old friend.Eski bir arkadaşla karşılaştım.
🔙 come backgeri gelmekHe will come back soon.Yakında geri gelecek.
🗣️ complimentiltifatShe gave him a lovely compliment about his work.O, işine dair ona güzel bir iltifat etti.
🏰 conquerfethetmekThey tried to conquer the city.Şehri fethetmeye çalıştılar.
💪 cope withbaşa çıkmakShe can cope with stress.O, stresle başa çıkabilir.
👨‍🍳 cookaşçıThe cook prepared a nice meal.Aşçı güzel bir yemek hazırladı.
🍳 cook (verb)pişirmekI cook dinner every evening.Her akşam yemek pişiririm.
🎖️ corporalonbaşıThe corporal gave an order.Onbaşı bir emir verdi.
correct orderdoğru sıralamaPut the events in the correct order.Olayları doğru sıraya koy.
🎭 costumekostümShe wore a traditional costume.Geleneksel bir kostüm giydi.
🌍 countriesülkelerMany countries joined the meeting.Birçok ülke toplantıya katıldı.
📘 coursesüreç, kursThe course lasts three months.Kurs üç ay sürüyor.
🏗️ cranevinçThe crane lifted the heavy stones.Vinç ağır taşları kaldırdı.
💥 crashçarpmak, kaza yapmakThe car crashed into a tree.Araba bir ağaca çarptı.
⚠️ criticalkritik, çok önemliThis is a critical decision.Bu çok kritik bir karardır.
😈 cruelzalimThe cruel ruler punished people.Zalim hükümdar insanları cezalandırdı.
🎎 culturekültürWe should respect every culture.Her kültüre saygı duymalıyız.
💥 damagezarar vermekThe storm damaged many houses.Fırtına birçok eve zarar verdi.
☠️ deadölüThe fish is dead.Balık öldü.
🧠 decidekarar vermekI can’t decide what to do.Ne yapacağıma karar veremiyorum.
🥊 defeatyenmekThey defeated the enemy.Düşmanı yendiler.
📢 demandtalep etmekWorkers demand better conditions.İşçiler daha iyi şartlar talep ediyor.
😔 depressedmutsuz, çökmüşHe feels depressed today.Bugün kendini çok mutsuz hissediyor.
📝 describetarif etmek, betimlemekCan you describe the suspect?Şüpheliyi tarif edebilir misin?
🎨 designtasarlamakShe designs modern buildings.Modern binalar tasarlar.
💣 destroyyıkmak, tahrip etmekThe fire destroyed the house.Yangın evi yok etti.
⚰️ dieölmekMany soldiers died in the war.Savaşta birçok asker öldü.
🌀 differentfarklıThis idea is different from mine.Bu fikir benimkinden farklı.
difficult periodzor dönemThey went through a difficult period.Zor bir dönemden geçtiler.
🍦 dipbatırmak, dalmakHe decided to dip his cookie into the milk.Kurabiyesini sütün içine batırmaya karar verdi.
😒 dislikehoşlanmamakI dislike rude people.Kaba insanlardan hoşlanmam.
👗 dress beautifullygüzel giyinmekShe likes to dress beautifully.Güzel giyinmeyi sever.
👚 dress plainlysade giyinmekHe prefers to dress plainly.Sade giyinmeyi tercih eder.
🥤 dunkbatırmak, bandırmakI dunk my biscuit in tea.Bisküvimi çaya batırırım.
🎯 dutygörevIt is my duty to help them.Onlara yardım etmek benim görevim.
🍽️ eatyemekWe eat dinner at seven.Akşam yemeğini yedide yeriz.
📭 emptyboşThe box is empty.Kutu boş.
⚔️ enemydüşmanThey fought against the enemy.Düşmana karşı savaştılar.
🚪 entergirmekDon’t enter this room.Bu odaya girme.
📖 epic talesdestansı hikâyelerHe loves reading epic tales.Destansı hikâyeler okumayı sever.
🏗️ establishkurmakThey established a new company.Yeni bir şirket kurdular.
📊 evaluatedeğerlendirmekThe teacher evaluates our projects.Öğretmen projelerimizi değerlendiriyor.
👥 everyoneherkesEveryone was happy at the party.Partide herkes mutluydu.
📑 extractalıntı, bölümThis text is an extract from a book.Bu metin bir kitaptan alıntıdır.
📈 extremelyson dereceShe is extremely tired.O son derece yorgun.
failbaşarısız olmakHe didn’t study and failed the exam.Çalışmadı ve sınavda başarısız oldu.
💓 feelhissetmekI feel better now.Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum.
😨 feel afraidkorkmakMany people feel afraid in the dark.Birçok insan karanlıkta korkar.
😱 feel scaredkorkmakShe feels scared during storms.Fırtınalarda korkuyor.
⚔️ fightingsavaşma, kavga etmeFighting is not a good solution.Savaşmak iyi bir çözüm değildir.
🔥 fireateş etmek, ateşlemekThe soldiers fire at the target.Askerler hedefe ateş eder.
🚢 fleetdonanma, filoThe fleet left the harbor.Filo limandan ayrıldı.
🏰 forthisar, küçük kaleThey hid inside the fort.Hisarın içinde saklandılar.
🎯 front lineön safThe soldiers waited on the front line.Askerler ön safta beklediler.
🕊️ fur coatkürk paltoShe wore a warm fur coat.Sıcak bir kürk palto giydi.
🎁 givevermekPlease give me the keys.Lütfen bana anahtarları ver.
🔙 give backgeri vermekDon’t forget to give back my book.Kitabımı geri vermeyi unutma.
📝 give permissionizin vermekMy parents give permission for the trip.Ailem gezi için izin veriyor.
💝 goodnesserdem, iyilikHis heart is full of goodness.Kalbi iyilikle dolu.
🤢 get illhasta olmakHe may get ill if he goes outside.Dışarı çıkarsa hasta olabilir.
🏛️ governmenthükümet, devletThe government announced new rules.Hükümet yeni kuralları açıkladı.
grabyakalamak, kapmakHe grabbed my arm suddenly.Birden kolumu tuttu.
🇬🇷 GreeceYunanistanGreece is a beautiful country.Yunanistan güzel bir ülkedir.
🙇 greet politelykibarca selamlamakAlways greet people politely.İnsanları her zaman kibarca selamla.
🧒 grow upbüyümekChildren grow up very fast.Çocuklar çok hızlı büyür.
🔫 gunshotsilah sesiWe heard a loud gunshot.Yüksek bir silah sesi duyduk.
🕰️ happenolmak, gerçekleşmekStrange things happen at night.Gece garip şeyler olur.
😀 happymutluI feel happy today.Bugün mutlu hissediyorum.
🙂 happilymutlu bir şekildeThey lived happily together.Birlikte mutlu bir şekilde yaşadılar.
😡 hatenefret etmekI hate lying.Yalan söylemekten nefret ederim.
👂 hearduymakDid you hear that sound?O sesi duydun mu?
🦸 heroickahramancaHis actions were very heroic.Onun davranışları çok kahramancaydı.
heroismkahramanlıkThe story tells about heroism.Hikâye kahramanlığı anlatıyor.
🏛️ historicaltarihiThis is a historical building.Bu tarihi bir binadır.
🐴 horseatThe horse ran very fast.At çok hızlı koştu.
🧹 housekeeperhizmetçiThe housekeeper cleaned the kitchen.Hizmetçi mutfağı temizledi.
🤗 hugsarılmakThey hug each other warmly.Birbirlerine sıcakça sarılırlar.
🤵 husbandkocaHer husband works abroad.Kocası yurt dışında çalışıyor.
🇮🇳 IndiaHindistanIndia has a rich culture.Hindistan zengin bir kültüre sahiptir.
🌍 Islamic worldİslam dünyasıThe Islamic world has many traditions.İslam dünyasının birçok geleneği vardır.
🙈 ignoregörmezden gelmekDon’t ignore your responsibilities.Sorumluluklarını görmezden gelme.
🚫 impassablegeçilmezThe road was impassable after the storm.Fırtınadan sonra yol geçilmezdi.
impossibleimkânsızNothing is impossible.Hiçbir şey imkânsız değildir.
💥 influenceetkilemekMusic can influence emotions.Müzik duyguları etkileyebilir.
🤕 injuresakatlanmakHe injured his leg.Bacağını sakatladı.
➡️ insteadyerineTake this one instead.Bunun yerine bunu al.
interestingilginçThe book is very interesting.Kitap çok ilginç.
⚔️ invadeişgal etmek, ele geçirmekThe army invaded the city.Ordu şehri işgal etti.
🎉 invitedavet etmekI will invite my friends.Arkadaşlarımı davet edeceğim.
🍽️ invite to a banquetziyafete davet etmekThey invited us to a banquet.Bizi bir ziyafete davet ettiler.
👥 joinkatılmakMany people joined the event.Birçok kişi etkinliğe katıldı.
🪖 join armyorduya katılmakHe decided to join the army.Orduya katılmaya karar verdi.
🔪 kidnapkaçırmakThe criminals tried to kidnap a child.Suçlular bir çocuğu kaçırmaya çalıştı.
🕵️ kidnappersçocuk kaçıranlarThe police caught the kidnappers.Polis çocuk kaçıranları yakaladı.
⚰️ killöldürmekThe hero didn’t kill anyone.Kahraman kimseyi öldürmedi.
🛡️ knightşövalyeThe knight bravely rode into battle to protect the kingdom.Şövalye, krallığı korumak için cesurca savaşa gitti.
🛬 landkaraya çıkmakThe soldiers landed safely.Askerler güvenle karaya çıktı.
😂 laughgülmekThey laugh at the joke.Fıkraya güldüler.
📘 learnöğrenmekWe learn new things every day.Her gün yeni şeyler öğreniriz.
🧠 learn the truthgerçeği öğrenmekShe finally learned the truth.Sonunda gerçeği öğrendi.
🪞 legendefsaneThe legend is famous worldwide.Efsane dünya çapında ünlüdür.
🛡️ legendary figuresefsane şahıslarThese are legendary figures from history.Bunlar tarihten efsane şahıslardır.
🛋️ liveyaşamakThey live in a small village.Küçük bir köyde yaşarlar.
👀 lookbakmakLook at the sky!Gökyüzüne bak!
👶 look afterbakmak, ilgilenmekShe looks after her little brother.Küçük kardeşine bakıyor.
❤️ lovesevmekI love my family.Ailemi seviyorum.
🕌 love of GodAllah sevgisiHis poems show love of God.Şiirleri Allah sevgisini gösterir.
🧳 losekaybetmekDon’t lose your keys.Anahtarlarını kaybetme.
💪 make a changedeğişiklik yapmakWe want to make a change.Bir değişiklik yapmak istiyoruz.
⚙️ manage tobaşarmakHe managed to escape.Kaçmayı başardı.
🕊️ martyrşehitHe was remembered as a martyr for his country’s freedom.O, ülkesinin özgürlüğü için şehit olarak hatırlanır.
💪 mightygüçlü, kudretliThe mighty warrior defeated all his enemies.Güçlü savaşçı tüm düşmanlarını yendi.
🧳 movetaşınmakThey moved to a new house.Yeni bir eve taşındılar.
🎁 offersunmak, teklif etmekThey offer help to everyone.Herkese yardım sunarlar.
🫡 offer the best mealsen iyi yemekleri sunmakThey offer the best meals in town.Şehirdeki en iyi yemekleri sunarlar.
🛑 orderemir vermekThe general ordered them to stop.General durmalarını emretti.
🧪 Ottoman armyOsmanlı ordusuThe Ottoman army was powerful.Osmanlı ordusu güçlüydü.
🕌 Ottoman EmpireOsmanlı İmparatorluğuThe Ottoman Empire lasted for centuries.Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllarca sürdü.
🏺 overlandkara yoluylaThey travelled overland to the city.Şehre kara yoluyla seyahat ettiler.
passgeçmekYou can pass through the gate.Kapıdan geçebilirsin.
📚 patiencesabırYou need patience to succeed.Başarmak için sabır gerekir.
⚖️ philosopherfilozofHe is a famous philosopher.O ünlü bir filozoftur.
🎭 poemşiirShe wrote a poem.Bir şiir yazdı.
✍️ poetşairThe poet lived 500 years ago.Şair 500 yıl önce yaşadı.
📜 poetryşiir sanatıHe loves reading poetry.Şiir okumayı sever.
⚓ portlimanThe ship docked at the port after a long journey.Gemi uzun bir yolculuktan sonra limana yanaştı.
🍲 pottencerePut the soup in the pot.Çorbayı tencereye koy.
🏛️ prisonhapishaneHe spent years in prison.Yıllarca hapishanede kaldı.
🤔 probablymuhtemelenHe will probably come tomorrow.Muhtemelen yarın gelir.
💬 promptshazır ifadelerUse the prompts to answer.Cevaplamak için hazır ifadeleri kullan.
👕 put ongiymekPut on your jacket.Ceketini giy.
🐢 quicklyhızlıcaFinish your work quickly.İşini hızlıca bitir.
⬆️ raisekaldırmakRaise your hand.Elini kaldır.
🏃 runkoşmak, kaçmakHe runs very fast.Çok hızlı koşar.
🙋 rememberhatırlamakRemember to call me.Beni aramayı unutma.
🏆 reputationitibarShe has a great reputation as a scientist.O, bir bilim insanı olarak harika bir itibara sahiptir.
🚨 rescue teamkurtarma ekibiThe rescue team saved many people.Kurtarma ekibi birçok insanı kurtardı.
🔙 returngeri dönmekThey return home late.Eve geç dönerler.
😡 revengeintikamHe planned to take revenge on his enemy.Düşmanından intikam almayı planladı.
👑 rulerhükümdarThe ruler was cruel.Hükümdar zalimdi.
🇷🇺 RussiaRusyaRussia is a large country.Rusya büyük bir ülkedir.
📘 saidsöylediHe said the truth.O gerçeği söyledi.
sankbatmakThe old ship sank quickly.Eski gemi hızla battı.
🦸 savekurtarmakThe hero saved the child.Kahraman çocuğu kurtardı.
👀 seegörmekI can see the mountains.Dağları görebiliyorum.
📜 scriptsenaryoThe film script was amazing.Film senaryosu harikaydı.
📚 settleyerleşmekThey settled in a new town.Yeni bir kasabaya yerleştiler.
🧥 shabbydökük, eski
The man was wearing a shabby jacket.Adam, eski bir ceket giymişti.
🤝 sharepaylaşmakWe share our snacks.Atıştırmalıklarımızı paylaşırız.
🐚 shelldeniz kabuğuShe collected shells on the beach during her vacation.Tatilinde plajda deniz kabukları topladı.
🚢 shipgemiThe ship left the port.Gemi limandan ayrıldı.
🧵 silk carpetsipek halılarShe bought silk carpets.O, ipek halılar satın aldı.
🪖 soldiersaskerlerThe soldiers marched forward.Askerler ileri yürüdü.
👦 sonoğulHis son is ten years old.Oğlanları on yaşında.
⏱️ soon afterwardskısa bir süre sonraSoon afterwards, it started to rain.Kısa süre sonra yağmur başladı.
📚 sourceskaynaklarThe book has many sources.Kitapta birçok kaynak var.
☪️ spiritual path of lovemanevi aşk yoluHe followed the spiritual path of love.Manevi aşk yolunu takip etti.
▶️ startbaşlamakThe game starts now.Oyun şimdi başlıyor.
🍽️ start to eatyemeğe başlamakThey start to eat dinner.Akşam yemeğini yemeye başlıyorlar.
🗿 statueheykelThere is a statue in the park.Parkta bir heykel var.
🏡 staykalmakWe stay at home today.Bugün evde kalıyoruz.
🕵️ stealçalmakSomeone tried to steal the bag.Biri çantayı çalmaya çalıştı.
📖 storyhikâyeThis is a sad story.Bu üzücü bir hikâye.
🧓 storytellermasalcıThe storyteller told a long tale.Masalcı uzun bir hikâye anlattı.
🧑‍⚕️ survivorshayatta kalanlarThe survivors needed help.Hayatta kalanların yardıma ihtiyacı vardı.
🗡️ swordkılıçThe sword glimmered in the sunlight.Kılıç, güneş ışığında parlıyordu.
🔣 symbolsembolThe moon is a symbol of peace.Ay barışın sembolüdür.
takealmakPlease take your books.Lütfen kitaplarınızı alın.
🎮 take controlkontrolü ele geçirmekThe king took control of the city.Kral şehrin kontrolünü ele geçirdi.
🔄 take turnssırayla yapmakThe children take turns playing.Çocuklar sırayla oynar.
💬 talkkonuşmakThey talk about school.Okul hakkında konuşuyorlar.
tentçadırWe slept in a tent.Bir çadırda uyuduk.
💭 thinkdüşünmekI think it will rain.Yağmur yağacağını düşünüyorum.
😩 tiredyorgunShe is very tired today.Bugün çok yorgun.
🗣️ tellsöylemekPlease tell me the story.Lütfen bana hikâyeyi anlat.
🤝 tolerancehoşgörüTolerance is important in society.Hoşgörü toplumda önemlidir.
🏹 took from the richzenginden almakThe hero took from the rich.Kahraman zenginden aldı.
⚔️ took his revengeintikam almakHe took his revenge at last.Sonunda intikamını aldı.
📘 truthgerçekThe truth is sometimes hard.Gerçek bazen zordur.
😞 unhappymutsuzShe feels unhappy today.Bugün mutsuz hissediyor.
🌟 uniqueeşsizHer style is unique.Onun tarzı eşsizdir.
🪖 veterangaziThe veteran told his memories.Gazi anılarını anlattı.
🏆 victoryzaferThe team celebrated the victory.Takım zaferi kutladı.
🏘️ villageköyThe village is very peaceful.Köy çok huzurludur.
⚔️ warsavaşThe war lasted many years.Savaş yıllarca sürdü.
✍️ writeyazmakI write in my notebook.Defterime yazarım.
📓 write downnot etmek, yazmakWrite down the instructions.Talimatları not al.
🚪 went awayuzaklara gitmekHe went away last year.Geçen yıl uzaklara gitti.
🏡 went back homeeve geri dönmekShe went back home safely.Güvenle eve döndü.
🚶 went throughiçinden geçmekThey went through the forest.Ormandan geçtiler.
🚶‍♂️ went outdışarı çıkmakThey went out to play.Oynamak için dışarı çıktılar.
were(be) olmakThey were late.Onlar geç kaldı.
🤷 whoeverher kimWhoever comes first wins.Kim önce gelirse kazanır.
😄 wittyespriliHe is witty and fun.O esprili ve eğlenceli biridir.
wake upuyanmakI wake up early.Erken uyanırım.
💧 washyıkamakWash your hands.Ellerini yıka.
🎥 watchizlemekWe watch movies on weekends.Hafta sonları film izleriz.
⚖️ weighağırlığında olmakThe box weighs five kilos.Kutu beş kilo gelir.
🤗 welcomeağırlamakThey welcome the guests warmly.Misafirleri sıcakça ağırlarlar.
🧬 worshipibadet etmekPeople worship in the temple.İnsanlar tapınakta ibadet eder.
👷 workçalışmakThey work every day.Her gün çalışırlar.
🤼‍♂️ wrestlergüreşçiThe wrestler showed great strength in the match.Güreşçi, maçta büyük bir güç gösterdi.

Describing Past Activities and Event (Geçmiş Aktiviteleri ve Olayları Anlatmak)

⭐ Simple Past Tense (Geçmiş Zaman)

Geçmişte olan ve tamamlanmış işleri anlatırken Simple Past Tense kullanırız.
Simple Past Tense’te fiiller düzenli ve düzensiz olarak ikiye ayrılır.

Rules (Kurallar)

  • Düzenli fiiller -ed alır:
    help → helped, listen → listened
  • Düzensiz fiillerin ikinci halleri kullanılır:
    give → gave, see → saw, drink→ drank

Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller)

İngilizcede geçmişte olmuş olaylar hakkında konuşurken düzensiz fiilleri bilmemiz gerekir. Aşağıdaki düzensiz fiilleri ezberleyerek; geçmiş hakkındaki İngilizce cümleleri anlayabileceğiz, cümleler kurabileceğiz ve bu konu hakkındaki soruları çözebileceğiz!

Kelimeİkinci HaliTürkçesiÖrnek CümleCümlenin Türkçesi
arise 🌄aroseortaya çıkmakA problem arose yesterday.Dün bir sorun ortaya çıktı.
awake 😴awokeuyanmakI awoke early today.Bugün erken uyandım.
be 🧍was/wereolmakShe was happy.O mutluydu.
bear 🐻boredayanmakShe bore the pain bravely.Acıya cesurca dayandı.
beat 🥁beatdövmekHe beat the drum loudly.Davulu yüksek sesle çaldı.
become 🔄becameolmakHe became a doctor.O doktor oldu.
begin 🚀beganbaşlamakThe movie began late.Film geç başladı.
bend 🌀bentbükmekShe bent the wire.Teli büktü.
bet 🎲betbahse girmekHe bet all his money.Tüm parasını bahse girdi.
bid 💵bidteklif etmekThey bid for the house.Eve teklif verdiler.
bite 🦷bitısırmakThe dog bit my hand.Köpek elimi ısırdı.
bleed 🩸bledkanamakHis finger bled.Parmağı kanadı.
blow 🍃blewesmekThe wind blew hard.Rüzgâr sert esti.
break 💥brokekırmakShe broke the glass.Bardağı kırdı.
bring 🎁broughtgetirmekHe brought a gift.Bir hediye getirdi.
broadcast 📡broadcastyayın yapmakThey broadcast the news.Haberleri yayınladılar.
build 🧱builtinşa etmekThey built a house.Bir ev inşa ettiler.
burn 🔥burnt/burnedyanmakThe paper burnt fast.Kağıt hızlıca yandı.
burst 💣burstpatlamakThe balloon burst.Balon patladı.
buy 🛒boughtsatın almakI bought new shoes.Yeni ayakkabı aldım.
catch 🎣caughtyakalamakHe caught the ball.Topu yakaladı.
choose 🎯choseseçmekShe chose a dress.Bir elbise seçti.
come 🚶‍♂️camegelmekHe came late.Geç geldi.
cost 💰costmâl olmakThe book cost ten dollars.Kitap on dolara mal oldu.
cut ✂️cutkesmekI cut the paper.Kağıdı kestim.
deal 🤝dealtilgilenmekShe dealt with the problem.Sorunla ilgilendi.
dig ⛏️dugkazmakThey dug a hole.Bir çukur kazdılar.
do ✔️didyapmakI did my homework.Ödevimi yaptım.
draw ✏️drewçizmekShe drew a picture.Bir resim çizdi.
dream 💭dreamt/dreamedrüya görmekI dreamt about school.Okulla ilgili rüya gördüm.
drink 🥤drankiçmekHe drank tea.Çay içti.
drive 🚗drovesürmekShe drove fast.Hızlı sürdü.
eat 🍽️ateyemekI ate pasta.Makarna yedim.
fall 🍂felldüşmekHe fell down.Düştü.
feed 🐟fedbeslemekShe fed the cat.Kediyi besledi.
feel ❤️felthissetmekI felt tired.Yorgun hissettim.
fight ⚔️foughtdövüşmekThey fought bravely.Cesurca dövüştüler.
find 🔍foundbulmakI found my keys.Anahtarlarımı buldum.
fly 🕊️flewuçmakThe bird flew away.Kuş uçup gitti.
forget 🧠forgotunutmakI forgot your name.İsmini unuttum.
forgive 🤍forgaveaffetmekShe forgave him.Onu affetti.
freeze 🧊frozedonmakThe lake froze.Göl dondu.
get 🎯gotalmakI got your message.Mesajını aldım.
give 🎁gavevermekHe gave me a book.Bana bir kitap verdi.
go 🏃‍♂️wentgitmekI went home.Eve gittim.
grow 🌱grewbüyümekThe plant grew fast.Bitki hızlı büyüdü.
hang 🪝hungasmakHe hung the picture.Resmi astı.
have 🍎hadsahip olmakI had an idea.Bir fikrim vardı.
hear 👂heardduymakI heard a noise.Bir ses duydum.
hide 🙈hidsaklamakHe hid the gift.Hediyeyi sakladı.
hit 🎯hitvurmakShe hit the ball hard.Topa sert vurdu.
hold ✋heldtutmakHe held my hand.Elimi tuttu.
hurt 🤕hurtincitmekI hurt my leg.Bacağımı incittim.
keep 🔒kepttutmak/korumakShe kept her promise.Sözünü tuttu.
know 🧠knewbilmekI knew the answer.Cevabı biliyordum.
lay 🪺laidkoymak/sermekShe laid the cloth.Bezi serdi.
lead 🧭ledöncülük etmekHe led the team.Takıma liderlik etti.
leave 🚪leftayrılmakShe left early.Erken ayrıldı.
lend 🤲lentödünç vermekI lent him money.Ona para ödünç verdim.
let ✔️letizin vermekShe let me go.Gitmeme izin verdi.
lie 🛏️layuzanmakHe lay on the sofa.Kanepeye uzandı.
light 🔥lit/lightedyakmakShe lit a candle.Bir mum yaktı.
lose ❌lostkaybetmekI lost my keys.Anahtarlarımı kaybettim.
make 🛠️madeyapmakShe made a cake.Kek yaptı.
mean 📌meantanlamına gelmekThis word meant a lot.Bu kelime çok şey ifade etti.
meet 🤝mettanışmakWe met at school.Okulda tanıştık.
pay 💵paidödemekHe paid the bill.Hesabı ödedi.
put 📦putkoymakShe put the book down.Kitabı yere koydu.
read 📚read /red/okumakI read a story.Bir hikâye okudum.
ride 🚴rodebinmekHe rode his bike.Bisikletine bindi.
ring 🔔rangçalmakThe phone rang.Telefon çaldı.
rise 🌅roseyükselmekThe sun rose early.Güneş erken doğdu.
run 🏃rankoşmakShe ran fast.Hızlı koştu.
say 🗣️saidsöylemekHe said hello.Merhaba dedi.
see 👀sawgörmekI saw a bird.Bir kuş gördüm.
sell 🛍️soldsatmakShe sold her car.Arabasını sattı.
send 📮sentgöndermekHe sent a message.Bir mesaj gönderdi.
set ⚙️setayarlamakShe set the alarm.Alarmı kurdu.
shake 🤝shooksallamakHe shook my hand.Elimi sıktı.
shine ✨shoneparlamakThe stars shone brightly.Yıldızlar parlak parladı.
shoot 🎯shotateş etmekHe shot the target.Hedefi vurdu.
show 🎬showedgöstermekShe showed the photo.Fotoğrafı gösterdi.
shut 🚪shutkapatmakHe shut the door.Kapıyı kapattı.
sing 🎤sangşarkı söylemekShe sang beautifully.Güzel şarkı söyledi.
sink 🚢sankbatmakThe boat sank.Tekne battı.
sit 🪑satoturmakHe sat down.Oturdu.
sleep 😴sleptuyumakI slept well.İyi uyudum.
speak 🗨️spokekonuşmakShe spoke softly.Yumuşak konuştu.
spend 💳spentharcamakI spent all my money.Tüm paramı harcadım.
stand 🚶stoodayakta durmakHe stood up.Ayağa kalktı.
steal 🕵️‍♂️stoleçalmakSomeone stole my bag.Birisi çantamı çaldı.
stick 🧷stuckyapıştırmakShe stuck the note.Notu yapıştırdı.
swim 🏊swamyüzmekThey swam in the lake.Göl­de yüzdüler.
take ✋tookalmakI took the book.Kitabı aldım.
teach 👩‍🏫taughtöğretmekShe taught English.İngilizce öğretti.
tear 😢toreyırtmakHe tore the paper.Kağıdı yırttı.
tell 🗣️toldsöylemekShe told a story.Bir hikâye anlattı.
think 💭thoughtdüşünmekI thought about you.Seni düşündüm.
throw 🪢threwatmakHe threw the ball.Topu attı.
understand 🧠understoodanlamakI understood the lesson.Dersi anladım.
wake up ⏰woke upuyanmakShe woke up early.Erken uyandı.
wear 👕woregiymekHe wore a blue jacket.Mavi bir ceket giydi.
win 🏆wonkazanmakThey won the race.Yarışı kazandılar.
write ✍️wroteyazmakShe wrote a letter.Bir mektup yazdı.
bind 📚boundbağlamakHe bound the papers.Kağıtları bağladı.
breed 🐶bredyetiştirmekThey bred horses.At yetiştirdiler.
broadcast 📡broadcastyayın yapmakThey broadcast the show.Programı yayınladılar.
cling 🤏clungyapışmakThe child clung to his mom.Çocuk annesine yapıştı.
creep 🕷️creptsürünmekThe cat crept silently.Kedi sessizce süründü.
deal 🤝dealtilgilenmekShe dealt with the issue.Sorunla ilgilendi.
dive 🤿dove/diveddalmakHe dove into the water.Suya daldı.
forbid 🚫forbadeyasaklamakThey forbade smoking.Sigara içmeyi yasakladılar.
forsake 🚶‍♂️forsookterk etmekHe forsook his home.Evini terk etti.
grind ⚙️groundöğütmekShe ground the coffee.Kahveyi öğüttü.
lean ↗️leant/leanedyaslanmakHe leaned on the wall.Duvara yaslandı.
leap 🦘leapt/leapedsıçramakThe boy leapt over the rock.Çocuk kayanın üzerinden sıçradı.
misunderstand ❓misunderstoodyanlış anlamakI misunderstood the question.Soruyu yanlış anladım.
overtake 🚗💨overtooksollamakHe overtook the car.Arabayı solladı.
prove 📄provedkanıtlamakShe proved her point.Düşüncesini kanıtladı.
seek 🔍soughtaramakHe sought help.Yardım aradı.
sew 🧵seweddikmekShe sewed a dress.Bir elbise dikti.
shake 🤝shooksallamakShe shook the bottle.Şişeyi salladı.
shear ✂️shearedkırpmakThey sheared the sheep.Koyunları kırptılar.
shed 🍂sheddökmekThe tree shed its leaves.Ağaç yapraklarını döktü.
slide 🛝slidkaymakThe kids slid down the slide.Çocuklar kaydıraktan kaydı.
sling 🪢slungatmak, fırlatmakHe slung the bag over his shoulder.Çantayı omzuna attı.
slink 🐈‍⬛slunksessizce yürümekThe cat slunk away.Kedi sessizce uzaklaştı.
spoil 🥚spoilt/spoiledbozmakThe rain spoiled the picnic.Yağmur pikniği bozdu.
spin 🌀spundöndürmekShe spun the wheel.Çarkı çevirdi.
split 🔪splitbölmekHe split the wood.Odu­nu böldü.
spread 🧈spreadyaymakThey spread the news.Haberi yaydılar.
spring 🦘sprangsıçramakThe frog sprang forward.Kurbağa ileri sıçradı.
stand out 🌟stood outöne çıkmakShe stood out in the crowd.Kalabalıkta öne çıktı.
sting 🐝stungsokmakThe bee stung him.Arı onu soktu.
stink 💩stankkokmakThe trash stank.Çöp koktu.
strike ⚡struckvurmak/çarpmakLightning struck the tree.Yıldırım ağaca çarptı.
string 🧵strungbağlamakShe strung the beads.Boncukları bağladı.
swear 🤬sworeküfretmek / yemin etmekHe swore loudly.Yüksek sesle küfretti.
sweep 🧹sweptsüpürmekShe swept the floor.Yeri süpürdü.
swell 🎈swelledşişmekHis ankle swelled.Bileği şişti.
swing 🪀swungsallanmakThe kids swung happily.Çocuklar mutlu bir şekilde sallandı.
tear 😢toreyırtmakHe tore the page.Sayfayı yırttı.
thrust 🤺thrustitmekHe thrust the door open.Kapıyı iterek açtı.
tread 🚶‍♂️trodbasmakHe trod on my foot.Ayağıma bastı.
undertake 📘undertooküstlenmekShe undertook the project.Projeyi üstlendi.
upset 😟upsetüzmekHe upset his friend.Arkadaşını üzdü.
weave 🧶woveörmekShe wove a scarf.Bir atkı ördü.
withdraw 💳withdrewçekmekHe withdrew money.Para çekti.
withstand 🧱withstooddayanmakThe wall withstood the storm.Duvar fırtınaya dayandı.
wring 🪢wrungburmakShe wrung the towel.Havluyu sıktı.
write ✍️wroteyazmakShe wrote a poem.Bir şiir yazdı.

⭐ Positive Sentences (Olumlu Cümleler)

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • I visited my grandma yesterday. (Dün anneannemi ziyaret ettim.)
  • She watched a movie. (Film izledi.)
  • They went to the park. (Parka gittiler.) (Go -> Went kelimesine dönüşür)

⭐ Negative Sentences (Olumsuz Cümleler)

Olumsuz cümlede didn’t kullanırız ve fiil yalın hâline döner.

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • I didn’t finish my homework. (Ödevimi bitirmedim.)
  • He didn’t see the bus. (Otobüsü görmedi.)
  • They didn’t play outside. (Dışarıda oynamadılar.)

⭐ Questions (Sorular)

Did ile başlar. Fiil yine yalın olur.

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • Did you watch the match? (Maçı izledin mi?)
  • Did she call you? (Seni aradı mı?)
  • When did they arrive? (Ne zaman geldiler?)

⭐ Past Continuous Tense ( Sürekli Geçmiş Zaman)

Bu zamanı, geçmişte devam eden bir olayı anlatırken kullanırız.

📌 Rules (Kurallar)

  • Öznemizden sonra (I, You, We vb.) was / were koyarız ve sonrasında fiilimize –ing takısını koyarız.

play → playing
run → running (son harf çiftlenir)
write → writing (e düşer)
come → coming

⭐ Positive (Olumlu)

  • I was reading.
  • She was cooking.
  • They were playing.
  • What were you doing at 8?
    I was studying.

⭐ Negative (Olumsuz)

  • I wasn’t sleeping.
  • He wasn’t listening.
  • They weren’t talking.

⭐ Questions (Sorular)

Was / Were başa gelir.

  • Were you running?
  • Was she crying?
  • Why was he shouting?
    He was angry.

🔵 When (…dığı zaman / …anda)

Bir iş devam ederken bir olay olursa when kullanırız.
• Uzun olayı Past Continuous Tense (was/were) ile anlatırız.
• Kısa olayı (bir iş devam ederken olan olayı) Simple Past Tense (-ed ya da fiilin ikinci hali) ile anlatırız.

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • I was brushing my teeth when the water stopped.
  • She was studying when her friend called.
  • When did the light go off?
    It went off when I was reading.

🟣 While (…iken)

İki eylem de uzun ve devam ediyorsa while kullanırsın.
Her iki fiil de –ing alır.

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • I was reading while my sister was drawing.
  • They were laughing while they were walking.
  • What were they doing while you were cooking?
    They were watching TV.

🔴 As (…irken / tam o sırada)

As, while’a çok benzer.
İki olay da yavaşça, aynı anda, akıcı bir şekilde olur.

Example Sentences (Örnek Cümleler)

  • As I was walking home, the sun was setting.
  • As the baby was crying, her mother was trying to calm her.
  • What happened as you were leaving?
    My phone rang.

⭐ Dialogue Example: Studying (Örnek Diyalog: Ders Çalışmak)

A: What were you doing yesterday evening?
( Dün akşam ne yapıyordun? )
B: I was studying for the exam.
( Sınava çalışıyordum. )

A: What happened while you were studying?
( Çalışırken ne oldu? )
B: My brother came in and asked a question.
( Kardeşim içeri girdi ve bir soru sordu. )

A: Did you continue studying?
( Çalışmaya devam ettin mi? )
B: Yes, but the lights went off when I opened my book.
( Evet, ama kitabımı açtığımda ışıklar kesildi. )

⭐ Fun Activities (Eğlenceli Etkinlikler)

• Arkadaşınızla bir resim çizin ve birbirinize verin. Ardından, “when”, “while” ve “as” kullanarak bu resimler hakkında cümleler oluşturun.
• Arkadaşınızla birlikte geçmişte yaşadığın komik bir olayı birbirinize anlatın.

⭐ Song Time (Şarkı Zamanı)

🎵 “When I Was Walking Home”
( Eve yürürken )

When I was walking home,
(Eve yürürken)
The wind was softly blowing.
(Rüzgâr hafifçe esiyordu.)
As the birds were singing loud,
(Kuşlar yüksek sesle şarkı söylerken)
I felt the evening glowing.
(Akşamın parladığını hissettim.)

🎤 Bu şarkıyı sınıfta birlikte ritim tutarak söyleyin!

⭐ Fun Homeworks (Eğlenceli Ödevler)

• Dün akşam evde olan 5 olayı when / while / as kullanarak yaz.
When / while / as kullanarak kısa bir hikaye yaz.

⭐ Quick Quiz (Hızlı Quiz)

Multiders sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin